Etiket arşivi: öksürük

öksürük

Öksürüğe Ne İyi Gelir

Öksürüğe Karşı Bitkisel Tedavi

oksuruk bitki

Öksürük geniz akıntısı gibi basit bir nedenden kaynaklanabileceği gibi, akciğer enfeksiyonları gibi ciddi tabloların habercisi de olabiliyor. Öksürüğe neden olabilen astım ve bazı alerjik hastalıklarda sinirsel etmenler rol oynamaktadır.

Uzun süren öksürükler bir hastalık olmayıp çeşitli hastalıkların belirtisi olabilir. Herhangi bir tıbbi hastalığa bağlı olmayan uzun süreli öksürüklerde bazı bitkisel tedaviler uygulanabilir.

Öksürük Gidermede Bitki Çayları

Okaliptüsnane ıhlamur zencefil meyankökü hapları ve şurupları. c vitamini ıhlamur zencefil şahtere hibiskus meyankökü öksürük için faydalıdır.

Ihlamur zencefil meyankökü birlikte kaynatılırsa etkisi büyük olur.Yulaf samanı çayı ile üzerlik tohumu da kronik bronşite ve öksürüğe iyi gelir.

* 2-3 parça parmak ucu kadar zencefil
iri bir tutam ıhlamur
1 çay kaşığı hibiskus
1 çay kaşığı şahtere otu

Uygulanışı: Malzemeler 1 su bardağı kadar suda 3-4 dakika kaynatılır.2-3 dakika demlendirildikten sonra içilir. Şekeri fazla kullanmak doğru değildir.

* Günde 2-3 kere meyankökü çiğnemek de yararlıdır.

* Zencefi , Kekik ve alerjik kökenli olmayan öksürükte karabiber faydalıdır.

* Kronik öksürük için 2 adet kara turp kabak oyacağı ile 5-6 yerinden oyulur.oyukların içine bal doldurulur ve sadece oyukların üstü turp parçaları ile kapatılarak 24 saat bekletilir.Sonra içindeki sıvı şişeye doldurulur ve günde 3 çorba kaşığı içilir.

* Kuşburnu ısırgan zencefil şahtere ve hibiskus çaylarını içmek de yararlıdır.

* Ebegümeci kaynatılır zeytinyağı ve limon katılarak bol bol yenirse göğsü yumuşatır.Öksürüğü hafifletir ve balgam söker.

* Toz zencefil ile bal karıştırılarak yenilirse öksürüğe iyi gelir.

Konumuzla alakalı olarak ” Öksürüğün Nedenleri ve Tedavi  “ başlıklı yazımızında dikkate değer olduğunu özellikle vurgulamak isteriz.

verem

Verem Korkutmaya Devam Ediyor

veremVerem (Tüberküloz)

Uzmanlar, aşısı bulunduktan sonra ortadan kalktığına inanılan tüberküloz (verem) hastalığına her yıl ortalama 8 milyon kişinin yakalandığını ve 3 milyon kişinin de bu hastalık nedeniyle hayatını kaybettiğini belirtiyor.

Dünya nüfusunun 3′te 1′i, yani 2 milyar kişi verem basili ile enfekte durumda. Yetkililer, bu rakamları, hastalığın daha uzun yıllar dünyada çok önemli bir problem oluşturmaya devam edeceğinin göstergesi olarak kabul ediyor.

Türkiye’de her yıl ocak ayının ilk pazartesi günü ve devam eden hafta boyunca gerçekleştirilen “56. Verem Eğitimi ve Propaganda Haftası”, bu yıl 5-11 Ocak günleri arasında gerçekleştirilecek. Hafta dolayısıyla, hastalıkla mücadele ve korunma yolları çeşitli etkinliklerle halka anlatılacak. Sağlık Bakanlığı verilerine göre, halk arasında “ince hastalık” olarak bilinen verem hastalığı, dünyadaki enfeksiyon hastalıkları içinde en yaygın ve öldürücü hastalık olma özelliğini hala sürdürüyor.

Her yıl ortalama 8 milyon kişi hastalığa yakalanıyor ve 3 milyon kişi bu hastalık nedeniyle hayatını kaybediyor. Dünya nüfusunun 3′te 1′i, yani 2 milyar kişi tüberküloz basili ile enfekte durumda. Yetkililer, bu rakamların, hastalığın daha uzun yıllar dünyada çok önemli bir problem oluşturmaya devam edeceği gerçeğini ortaya çıkardığını belirtiyor.

Verem; Afrika, Güney Doğu Asya ve Batı Pasifik ülkeleri gibi sosyo-ekonomik durumu iyi olmayan ülkelerde daima çok yaygın ve öldürücü olma özelliğini koruyor. Ancak 1990 yılından sonra Doğu Avrupa’da da hastalıkta artma görülüyor.

Türkiye’deki durum

Türkiye’de 1950′li yıllarda görülme sıklığı çok yüksek olan hastalık, o yıllarda ölüm nedenleri arasında birinci sırada yer alıyordu. Türkiye’de 1952 yılında başlatılan yoğun çalışmalar kısa sürede etkilerini gösterdi ve önce verem nedeniyle ölümler, bunu takiben de hastalığın yaygınlığı hızla azaldı.

Verem nedeniyle ölüm oranı, 1945 yılında yüz binde 262 iken bugün yüz binde 2.5′e, hastalığa yakalanma oranı ise 1965 yılında yüz binde 172 iken bugün yüz binde 30′a geriledi.

Bölgelere göre farklılıklar gösteren hastalık, en çok Marmara Bölgesi’nde görülürken, bunu sırasıyla Güneydoğu Anadolu, Karadeniz, Ege, Akdeniz, Doğu Anadolu ve İç Anadolu bölgeleri izliyor.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ile ortak proje

Sağlık Bakanlığı, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ile işbirliği halinde, “Gözetim Altında Tüberküloz” olarak adlandırılan bir proje yürütüyor. Proje, BCG aşılama oranlarının yüzde 85′in üzerine çıkarılmasını, hastaların bilgisayar ortamında takip edilmesini, tüm hastaların kayıt ve takip altına alınabilmesini ve Türkiye’deki hasta sayısını Batı Avrupa ülkeleri seviyesine indirmeyi amaçlıyor. Proje kapsamında Aydın Nazilli, Samsun, İzmir Eşrefpaşa dispanserlerinde pilot çalışmalar başlatıldı. Proje, yıl içinde diğer illerde de uygulanacak.

keçi gribi

Keçi Gribinden Korunma Yolları

keçi gribiKeçi Gribinden Korunma Yolları

Kuş gribi ve domuz gribinden sonra bu yılın salgın hastalığı haline gelen keçi gribi, mevsim normalleri üzerinde sıcaklığın etkin olmasına rağmen yayılmaya devam ediyor. Peki, gripten nasıl korunabilirsiniz?

Uzmanlar, keçi gribinin en belirgin özelliğinin keçi gibi inatçı bir virüs olduğu ve uzun süre iyileşmediğini vurgularken, kimyasal olduğu gerekçesiyle iğne ve ilaç kullanmak istemeyen hastalar, şifayı taze sıkılmış meyve sularında arıyor.

Kentin dört bir yanında bulunan büfelerde, nar, havuç ve elma suyu satışlarında adeta patlama yaşanırken, geçen yılın gribi domuz gribinde olduğu gibi tehlikeli ve ölümcül bir hastalık olan keçi gribi için insanları dikkatli olamaya çağıran uzmanlar, “Mutlaka doktor kontrolünden geçin. Meyve suyu vücudun direnci için takviye olabilir, fakat düzenli iğne ve ilaçları mutlaka kullanın” diyor.

Gribin yayılmasıyla birlikte satışların kat be kat arttığını söyleyen büfe işletmecisi Salih Uzun, “Gelen müşterilerin çocuğunun hasta olduğunu fark ediyoruz. Bu nedenle hijyene önem gösterip bardakların temizliği konusunda hassasiyetle duruyoruz. Önceden bir günde 100 bardağa yakın meyve suyu satarken, şimdi bu rakam 500′ün üzerine çıktı” diye konuştu.

Keçi gribi nedir?

Halk arasında daha çok keçi gribi olarak tanınan hastalık tıp literatüründe Q ateşi veya Quensland ateşi adıyla biliniyor. Hastalığın sebebinin, başta keçiler olmak üzere koyun ve sığır gibi geviş getiren hayvanlarda bulunan Coxiella burnetti ismindeki bir bakteri olduğu belirtiliyor. Bakteri keneler aracılığıyla da hayvandan hayvana taşınabiliyor. Belirtiler gribe benziyor.

Hastalık ani olarak, yüksek ateş, titreme, baş ve kas ağrıları, halsizlik gibi grip benzeri bir tabloyla başlıyor. Çoğu zaman kuru bir öksürük varken, iltihaplı veya kanlı balgam ve göğüs ağrısı da olabiliyor. Nadiren ölüme de yol açabilen hastalığın tedavisinde tetrasiklin, kloramfenikol ve kinolon sınıfı antibiyotikler kullanılıyor.

tiroid

Tiroid ve Kalp Hastalıkları İlişkisi

tiroid

Tiroid ve Kalp Hastalıkları

Tiroid bezi, salgıladığı hormonlar yoluyla vücudun metabolizma hızını düzenler. tiroid bezini yetersiz ya da normalden fazla hormon salgılaması sağlıklı bir kalpte bile rahatsızlıklara yol açabilir.

Uzmanlar, tiroid fonksiyonları ile kalp hastalıkları arasındaki ilişki hakkında açıklamalarda bulundu.

Tiroid fonksiyonları ve kalp hastalıkları arasında nasıl bir ilişki vardır?

Hipotiroidi (tiroid bezinin az çalışması) metabolizmanın yavaşlamasına ve buna bağlı olarak kolesterol düzeylerinde artışa, kalp hızında azalmaya, kalp zarı etrafında sıvı toplanmasına, kalp yetersizliğine, aşırı yorgunluk ve halsizliğe, tansiyon yükselmesi veya düşüşüne neden olur.

Tiroid normal sınırda olmalı

Orta yaş üzerinde ve kolesterol düzeyleri tedaviye rağmen istenilen ölçüler düşürülemeyen hastaların birçoğunda hipotiroidi araştırılmalıdır. Üstelik tiroid hormonlarının dışardan tamamlanması, tedavi etkisini birkaç haftada göstererek kolesterol seviyelerini istenilen düzeye indirir

Tiroid hormonlarının fazla salgılanması ise kalp hızında artışa, kalp ritm bozukluklarına neden olabilir. Özellikle daha önceden var olan kalp yetersizliği, koroner yetersizliği bulgularında şiddetlenmeler görülür. Tiroid hormonlarının normal sınırlara indirilmesi ile ilaçlarına dirençli birçok kalp rahatsızlığı düzelecektir.

Hafif bir eforla gelişen nefes darlığının sebebi ne olabilir?

Hafif bir eforla gelişen nefes darlığı, çarpıntı ve öksürük şikayetlerinin çeşitli sebepleri olabilir. Değişik nedenlerden dolayı kalbin kanı pompalama gücünün azalması sonucu ya da kapaklarının normal fonksiyon yapamaması nedeniyle kanın akciğerlerde birikmesi, bu tür şikayetlere sebep olabilir.

Bazen de kalp normal fonksiyon gördüğü halde ileri derecede kilo fazlası, kondisyon eksikliği ya da kansızlık, tiroid bezinin fonksiyon bozukluğu, akciğer kapasitesinin yetersizliği gibi kalp dışı nedenler de istirahatte bir bulgu vermezken, eforla nefes darlığına yol açabilir.

Öncelikle nefes darlığının sebebinin kalp yetersizliği mi yoksa kalp dışı nedenlerden mi kaynaklandığını belirlemek gerekir. Bunun için de kalp fonksiyonları ve kapak fonksiyonları hakkında detaylı bilgi veren ekokardiyografi tetkiki ile araştırmaya başlamak gerekir. Ekokardiyografi kalple ilgili muhtemel sebepleri ekarte ederse diğer yönlerden araştırmaya devam edilir.

oksuruk bitki

Öksürüğün Nedenleri ve Tedavisi

Öksürük ve Nedenleri

öksürük

Öksürük; solunum yolları zarlarının rahatsızlığı nedeniyle ciğerlerdeki havanın birdenbire ve gürültülü bir sesle dışarı çıkmasıdır. İşte öksürüğün nedenleri ve tedavisi için şifalı bitkiler…

Bademcik iltihabı, grip, aşırı sigara içmek, soğuk içecekler yüzünden göğsü üşütmek, boğmaca, astım gibi birçok neden sıralanabilir.

Solunum yollarının iç yüzünü yapan zarlar iltihaplandığında, mukus salgısı artmakta ve bu zarın kolaylıkla tahriş edilebildiği görülmektedir. Öksürükle mukusun fazlası dışarı atılmaktadır.

Okumaya devam et

akciğer

Akciğerin Vücuttaki Görevleri Nelerdir?

akciğerAkciğerlerin vücudumuzdaki görevleri 

Akciğerler göğüs boşluğunda bulunan nefes alma organlarıdır. Sağ ciğer lop diye adlandırılan üç kısımdan oluşur. Sol ciğerin ise iki lop’u vardır. Ciğerler ağaçları andırır. Bronş tüplerini çevreleyen sünger benzeri dokulardan oluşmuştur. Ciğer dokusu, etrafı küçü­cük kan hücreleri ile ağ gibi çevrili yaklaşık 300 milyon hava torbacıklarından oluşmuştur.

Ciğerlerimizin fonksiyonları nelerdir?

Ciğerler vücuda nefesle giren havadan oksijen çıkarırlar ve kan dolaşımı ile ciğerlere giren karbondioksiti serbest bırakırlar. İnsan nefesi dışarı verirken karbon dioksit ve bir miktar su, buhar ha­linde vücuttan çıkar.

Ciğer hastalıkları ırsi olabilirmi ?

Hayır. Ciğer hastalıkları (genellikle verem) ailelerde bir kişiden fazlasında rastlanırsa da bu durum irsiyetten değil bulaşmadan ile­ri gelmiştir. Bir anne baba veya büyükbaba ya da büyükanne ken­disinin veremli olduğunu bilmezse bu hastalığı çocuğuna veya to­rununa bulaştırabilir.

Pis havayı teneffüz etmek zararlımıdır?

Havadaki duman, buhar, dumanlı sisler vb. zar astarlarını tahriş ederek bu dokuların, enfeksiyona (iltihaplanmaya) ve muhtemel tümör oluşumuna karşı korunma dirençlerini azaltırlar.

Ciğerlerimizi ne kadar sıklıkla kontrolden geçirmeliyiz?

Yaklaşık yılda bir kere. Sıhhatli insanlar, eğer daha sık olmaları gereği görülmemişse, her yıl veya iki yılda bir, bir göğüs röntgeni aldırmalıdırlar.

Hastalık röntgen yolu ile teşhis edilebilirmi ?

Genellikle evet. Bazen kesin bir teşhis yapılabilmesi için, çeşitli zaviyelerden röntgen filmleri alınması gerekebilir. Ancak bunların tetkikinden sonra doktor kesin teşhisi koyabilecektir.

Tütün kullanmak ne gibi sonuçlar doğurur?

Burun, hançere, bronş boruları ve ciğer dokularında yer yer tah­riş edici etkiler meydana getirebilir. Şüphesiz fazla tütün kullan­mak kronik bronşit (bronşiektazi), amfizem ve akciğer kanserinin gelişmesi için zemin hazırlayıcı nitelikler oluşturabilir.

Öksürürken balgam çıkarmak neyi ifade eder ?

Hançere soluk borusu veya bronş tüplerinde tahriş veya enfeksiyon belirtilerini ifade edebilir. Ayrıca doktora başvurmayı gerektirir.

Öksürükle kan çıkması neden kaynaklanır?

Bir hasta kan tükürdüğü zaman onda verem veya ciğerinde tümör olup olmadığını tesbit etmek çok önemlidir. Bunlar kan tükürme­sini getiren eh önemli durumlardır. Ancak boğazda, gırtlakta veya bronş tüplerindeki bir kan damarında meydana gelen küçücük bir çatlama da, kan tükürülmesine neden olabilir. Bunun için böyle bir durum, muhakkak surette verem veya kanser olduğunun be­lirtisi değildir.

Fazla sıcak hava ciğerler için zararlı olabilir mi ?

Fazlasıyla sıcak buharın teneffüs edilmesiyle broş boruları ve ci­ğerlerin astarları, ciddî şekilde yanabilir. Bu özellikle endüstri yer­lerindeki kazalarda meydana gelir.

Soğuk hava ciğerler için zararlı olabilir mi ?

Kutup bölgeleri veya çok yüksek irtifalarda fazlasıyla soğuk hava­nın derin nefes alınmasıyla vücuda girmesi nefes borusu ve bronş boruları astarlarında soğuk çatlakları meydana getirebilir ve bu durum zatürreeye sebebiyet verebilir.