Etiket arşivi: anoreksiya nevroza

Anoreksiya Tedavi Edilmezse Ne Olur

Anoreksiyada yüzde 3 ile yüzde 18 oranında, bazı kaynaklarda yüzde 22′ye çıkıyor, ölüm rapor ediliyor. Sık sık basından da takip edebilirsiniz işte ünlü bir manken öldü yada anoreksiyadan birisi öldü. Dolayısıyla kişinin aslında pozitif yönden bakarsak yüzde 80 tedavi şansı var. Bunun yüzde 30′u yineleyici ve geri dönücü diyebiliriz. Güçlü yaşam olayları sırasında tekrarlayıcı olabilir. Ama yüzde 40 tam iyileşme rapor edilmiş durumda.

Asıl düşündüren şey ne kadar uzun sürdü anoreksiya ve vücudun hangi sistemine daha çok zarar verdi. Çünkü vücudun bi sistemi tek başına zarar görmüyor, vücut bir bütün olduğu için bir yer zarar görünce her yer bundan etkileniyor. Fakat özellikle nere zarar gördü. Mesela diyelim ki endişeye bağlı olarak ve yemek yemeye bağlı olarak mide ve bağırsak rahatsızlıkları çıktıysa kişi bu anoreksiyanın tedavisinden sonra yan bir tedavi olarak almak zorunda ve belki de ömür boyunca bir daha herkesin yediği kızartmaları vs. yiyemeyecek. Veyahutta diyelim ki çok ciddi bir şekilde kas antrofisi oldu ne bileyim işte kasları eridi bunu yeniden takviye etmek mümkün ama orada vücut şekil bozuklukları bekleniyor. Fakat asıl düşündüren daha çok böbreklerdeki yıkımlar kalp damar hastalıkları bağırsakla ilgili sorunlar beyin hücrelerine dair olan sorunlar ve ileri yaşlarda çıkacak olan belirtiler.

Anoreksiya İle Bulimia Arasındaki Fark

Anoreksiya nevroza ve bulimia nevroza birbirine oldukça karışan iki hastalık. Çünkü çok sık telaffuz ediyorlar yan yana. Çünkü anoreksiyanın bir tipinde insanlar yedikten sonra kusmaya başlıyorlar. Mesela diyelim ki bir dilim kek yemiş veya iki dilim kek yemiş, süratli bir şekilde kilo alacağını düşünüp kusmaya başlıyor. İşte bu noktada anoreksiya ve bulimia birbirine karışıyor.

Şimdi şöyle ayırt edebiliriz anoreksiyada kişi yemek yemiyor, yediği taktirde ciddi bir rahatsızlık duyuyor, vücudunun bozulduğuna dair çok büyük endişeler taşıyor ve kendi vücudunun gerçek şekil algısına sahip değil. Bulimiada ise kişi yemek yediği halde yemek yemeyi durduramıyor, çünkü doyamayla ilgili olan merkezlerde bir problem olduğu sanılıyor. Daha nedenleri tam olarak bilinmiyor bunların ancak bunlarla ilgili açıklamalar veyahutta varsayımlar var. Aradaki temel fark şu, anoreksiyada kişi yemek yiyemiyor, yerse kendini kusturuyor. Bulimiada ise doyduğunun farkına varmıyor ve diyelim ki 2 saat arayla, herkes için çok sayılabilecek bir miktarı vücuduna tıkınırcasına, ki biz ona tıkınıp çıkarma bozukluğu da diyoruz, tıkınırcasına tepiyor ve arkasından kalkıyor kusuyor ve tekrardan 2 saat sonra aynı şeyi yapıyor. Mesela anoreksiya bir bütün halinde yaşamın içinde yer alıyor, fakat bulimia nevroza dönem dönem tekrarlayabiliyor ve bulimianın bir çeşit depresyonla  alakalı olduğu düşünülüyor. Çünkü bu bir depresyon çeşiti diye algılanıyor.

Aşırı Kilo Kaybında Doktora Başvurmalı mıyız?

Eğer ki çevresindeki insanlar ona sen çok kilo verdin, çok zayıfsın dediği halde o yok canım ben hala şişmanın, işte buramdan yağ çıkıyor, ne biliyim kalçalarım çok geniş veya göbeğim çok büyük gibi bir şeyi ısrarla söylüyorsa vücut kitle endeksi dediğimiz o hesaplamaları yaptığında bilimsel verilere göre olması gereken rakamın altında olmasına rağmen hala rejim yapma veyahutta ısrarlı bir şekilde egzersiz yapma işte bir üretik gibi kilo verdirici, ishal yapıcı, idrar söktürücü gibi ilaçlar  kullanma gibi eğilimleri varsa az bir şey yemesine rağmen hala çok bir şey yemiş gibi suçluluk duyup acaba kilo mu aldım şeklinde bir endişe yaşayıp gidip kusuyorsa veya bir sonraki öğünü çok ısrarlı bir şekilde erteliyorsa o zaman bu kişilerin kendilerine acaba bende anoreksiya var mı diye sormaları gerekiyor.

Ne Kadar Kilo Kaybı Anoreksiya Olarak Tanımlanır?

4 tane kriter var fakat anoreksiya sinsi gelişebilen bir hastalık olduğu için aile, birey ve aile hekimleri yada diğer doktorlar bunu fark edemeyebiliyorlar. Çünkü yaşamın bir döneminde başlayabiliyor, özellikle riskli dönem 12 ile 25 yaş arası. Şimdi, eğer ki kişinin olması gereken kilonun altındaki durumu, olağan zayıflık dediğimiz durum. Eğer bu zayıflama devam ediyorsa ve kişinin burada bilinçli bir çabası varsa mesela bazı insanlar yer ama kilo almaz. Sağlıklı bir biçimde yiyordur iştahlıdır ama metabolizması hızlıdır ve kilo almaz ve ortalamada vücut en az bulunması gereken kilonun daha da altında olabilir. Biz bu insanlara zayıf diyoruz veyahutta çok zayıf insanlar. Anoreksiyada bir farklılık var.

Kişi olması gereken kilonun en alt sınırın yüzde 15 altına kadar düşmüş ve bunun farkında da değil. Hala kendisinin şişman olduğunu söylüyor. Bayansa eğer artık regl olamıyor, en az 3 defa, erkekse cinsel gücünde bir isteksizlik açığa çıkmış, artık iktidarsızlık yaşıyorsa ve kendisine sorulduğunda hala şişmanım diyorsa ve genede yemek yemekten kaçınıyorsa o zaman anoreksiya başlamıştır. Yani burada aranılan özellik şu, en az sınırı diyelim ki 50 kilo  olan bir kişinin 42,5 kiloya düşmesi durumunda anoreksiya başlamıştır. Eğer ki burada bir 7,5 kilo daha verirse yani yüzde 30 a ulaşırsa bu sefer vücut yıkımları başladığı için yatarak veyahutta hastanede ayakta tedavi başlamalı çünkü onunda altına düştüğü taktirde ölüm başlıyor vücutta.

Anoreksiya Hastasına Nasıl Yaklaşmalıyız?

Çevredeki insanlar, aile, yakın arkadaş, eğer okuldaysa öğretmenler, iş yerindeyse oradaki kişiler nasıl yaklaşmalılar. Çevre endişeli, çünkü kişi sürekli olarak kilo veriyor ve yemek yeme tekliflerini de reddediyor ve doğal olarak çevredekiler ona zayıfladığını söylüyorlar. Özellikle çember daraldıkça yani ilişki daha yaklaştıkça özellikle anne, baba, eş ve çocuklar çok zorlayıcı olmaya başlayabiliyorlar. Mesela işte yemeğini yemeden bitirip kalkmayacaksın, zaten öleceksin, bilmem ne yapacaksın vs. diye ve burada büyük bir inatlaşma başlıyor. Çevredekilere burada düşen şey aslında kişinin bunu keyfinden yapmadığının farkına varmaları. Burada tıbbi bir sorun var. Dolayısıyla her tıbbi sorun gibi uzman kişilere gidilmesi gerekiyor. Tedavi sürecinde de çevredekilere düşen, uzmanların önerilerine uymak.

Mesela bazen aile özellikle  bir süre asla yemek yediği konusunda veya yemek yemediği konusunda onunla görüşmemeli. Yani bırakalım kendisi yesin kendisi bıraksın. Size göre erken doyduğu zaman tabağındakini bitir veya yemedin gene, sen iyileşmiyorsun gibi cümleler kurmayalım. Çünkü anoreksiyayı ortaya çıkarak şeylerden bir tanesi ailedeki faktörler. Tedaviden sonra, ki tedavi şansı yüzde 40 oranında tam bir tedavi var. Yüzde 30 geri dönebilir, yüzde 18 de ölümle sonuçlanan bir durumla karşı karşıyayız. Diyelim ki tedavi tamamlandı, toparlandı, tekrarlama riski göz önüne alınarak aile ve çevre gerçek nedenleri keşfetmeli ve kişinin zayıf tarafına karşı güçlendirilmesi için yardımcı olmalıdırlar ama yargılayıcı olmak, durdurucu olmak, dışlayıcı olmak bunlar kesinlikle anoreksik tepkileri arttırıcı şeylerdir.

Anoreksiyanın Fiziksel Belirtileri

Anoreksiyanın ortaya çıktığı yaş dönemi çok önemli. Fiziksel belirtileri neler? Kişi sağlıklı olmasına ramen sürekli olarak yemek yemeyi reddediyor, çok büyük bir suçluluk var artı öyle bir durum ortaya çıkmış ki fiziksel belirtilerden bahsedersek kişi açlık sinyallerini beynine iletemiyor. Sanki mideyle beyni arasındaki bağlantılar kopmuş. Mesela diyelim ki bir marul yaprağı yemiş ama ona sorarsanız 1 tane tavuğu yemiş gibi bir algıya sahip ve o derecede bir suçluluk duyuyor. Vücut hızla erimeye başlıyor. Ne kadar erken dönemde ve ne kadar yıkıcı bir şekilde anoreksiya olmuşsa ilerideki belirtileri de o kadar fazla bekleniyor. Neleri bozuyor? Örneğin, kadınlarda aybaşı dediğimiz periyodu bozuyor. Çünkü en az 3 tane periyodun bozulmuş olmasını anoreksiya teşhisi koymak için yeterli. Aynı zamanda vücuttaki hormon bezlerinin faaliyetlerini bozuyor.

Diyelim ki işte tiroidi, hipertiroidi gibi hastalıklar çıkabiliyor.Midedeki o bağırsak dengesini ve sistemini bozabiliyor, kan değerlerini bozabiliyor ve öyle bir noktaya gelebiliyor ki kişideki fiziksel belirtiler artık ayağa kalkıp kendi günlük ihtiyaçlarını giderebilecek enerjiyi bulamıyor ve o kişi hastaneye yatırılıyor ve ona damar içi beslenme dediğimiz aminoasitlerce zenginleştirilmiş sıvılarla takviye yapmak zorunda kalınıyor. Çünkü kas yıkımlarına neden oluyor, vücutta proteinler yıkılıyor. Bunun gibi bir çok belirti var fakat uzun vadede alzhaimer gibi düşünce veyahutta beyin üzerinde bir takım rahatsızlıklar yaratacak parkinson gibi hastalıklara yatkınlıklar da bekleniyor. Üstelik anoreksiya en az yüzde 3 en fazla yüzde 18 oranında öldürücü ve çözümsüz bir hastalık olduğu için de bunların şiddetle takibi gerekiyor.

Anoreksiyanın Sebepleri

Anoreksiyasnın nedenleri hakkında tam olarak bir şeyler bilinmiyor ancak multifaktörü yargılıyoruz yani birden fazla faktörün bir arada olduğu durumdan bahsediliyor. Mesela özellikle kaç yaşında görülüyor 12 ile 25 yaş arasında,  kadınlarda daha çok yüzde 95, erkeklerde yüzde 5 miktarda görülüyor. Şimdi nedenlerini sayarken kaynaklara bakmak gerekecek. En çok kimlerde görülüyor, üst ekonomik tabakayla orta kültürel sınıf veyahutta ekonomik sınıfta görülüyor ve özellikle de bedensel değerin çok fazla önemli olduğu, imajın önemli olduğu, bunun sık telaffuz edildiği toplumlarda daha sık görülüyor. Mesela 20 yıl önceye göre anoreksiya sayısında çok ciddi artışlar var ve bugün çok önemli bir rahatsızlık olarak kabul ediliyor. Nedenlerine baktığımızda birçok faktör var. B

unlardan bir tanesi ergenlik döneminde başladığına göre aileyle ilgili olan faktörler var. Ailesinde problem yaşamış olan çocukların, ergenlikte biliyorsunuz insan kilo alır, boyu uzar aynı zamanda diğer ergenler onun gövdesi hakkında konuşmaya başlarlar ve o dönemde kendine güvensizlikle ilgi olan bir ucube var. Fakat birden bire nasıl olduğu çok anlaşılmayan bir şekilde kişi ilk önce kilo vermeye başlamak istiyor, arkasından da bu kilo verme hastalıklı bir takıntı halini alıyor ve kilo verdiğinin de farkına varmıyor. Şimdi çevresel faktörler dediğimiz, mutlaka gıda rejimlerimizle ilgisi var. Arkasından ailedeki dinamiklerle ilgisi var, kişinin sosyal ilişkileriyle ilgisi var, artı kişinin bu hastalığı yaşaması durumunda çevredeki kazanımlarıyla da ilgisi var.

Anoreksiyanın Psikolojik Belirtileri

Anoreksiyanın psikolojik belirtileri şunlar. Kişi özellikle yemek konusuyla çok meşguldür. Yedi mi yemedi mi mesela yemek durumlarından kaçınma diye bir şey söz konusu. Örneğin yemek kokularını duyduğunda ağır mide bulantıları geçirmek , ondan sonra insanlar yemek yerken sadece yemek yemezler aynı zamanda sosyalleşirler bu sosyal ortamlarda kaçınmanın getirdiği bir yalnızlaşma. Görüntüye baktığımız zaman ne var orda aslında en altta bir depresyon var. Fakat insanlarla ilişki kurmada da bir yalnızlaşma ve yabancılaşma var. Mesela daha gergin ve sinirli olacağı kesin. Fakat takınaklı bir şekilde kişinin gövdesiyle ilgili konuları gündeme getirdiğini görüyoruz.

Mesela zayıflamasına rağmen sürekli olarak ya işte çok kilo aldım, giydiklerim yakışmıyor, neredeyse patlayacağım, yok yemek yemek istemiyorum gibi yani hayatın en önemli konusu kendisinin nasıl göründüğü ve orada takınaklı bir ilişki kurmuş oluyor. Herkesin öğle yemeğine çıktığı saatlerde  daha çok iş yaparak iş yerinde kalabilir veya kendisine bir takım işler uydurabilir, ailesinden uzaklaşabilir psikolojik belirtilerde çok büyük bir sıkıntı var. Burada da önemli bir konu var, mesela bir taraftan gövde ölmekte olduğunun farkında olduğu için huzursuzluk ta var. Fakat bilinç o huzursuzluğu çok ısrarla bastırdığı için de kişide kendisinin de anlayamadığı bir takım huzursuzluklar ve sinyaller de var. Bunlar da psikolojik belirtilerin bir kısmı.

Anoreksiyanın Tedavisi Nasıl Olmalı?

Anoreksiya çok faktörlü bir hastalık olduğu için tedavisinde mutlaka bir çok hekimin birlikte hareket etmesi gerekiyor. Öncelikle bedendeki yıkımların engellemesine yönelik bir tedavi planlanıyor. Mesela diyelim burada bir dahiliyeci ve bir diyetisyenle iş birliği yapılabilir. Mesela kişinin kan değerlerinin, kalple ilgili o dolaşım sisteminin, bağırsak sisteminin, mide sisteminin iyi bir şekilde kontrolü gerekiyor. Çünkü nereler hasar gördü, neler oldu ve neler olmakta orada. İlk önce bir dahiliyeci, bir diyetisyen bir araya gelerek kişinin de anlaştığı bir yemek yeme rejiminde ittifak edilmesi gerekiyor. Mesela bu kilo aldırmayacak bir gıda.

Örneğin kişiler yağlı yemeklerden kaçarken birdenbire bitki gibi yağsız yemeklerden de kaçmaya başlıyorlar, yavaş yavaş bu konularda bir ittifak yapılır. Fakat bu bedensel veya tıbbı takviyeler yeterli olmuyor. Kişi eğer gıdayı ağzına alamayacak kadar kötüyse ve inatla onları dışarı çıkarıyorsa, kusuyorsa o zaman damar içi beslenme denilen yönteme başvuruluyor. Ama bütün bunların yanında mutlaka bir psikiyatirstle görüşülüp antidepresan veya endişeyi azaltıcı ilaçların başlanması gerekiyor. Aynı zamanda bir psikolog veya bir psikiyatristle bireysel terapi yapılması lazım. Fakat onun yanında başka neler yapılabilir? Örnek anoreksiyalardan oluşan bir yeme bozukluğu grubuna katılabilir kişi grup terapiye, aile terapisine katılabilir bütün aile bir bütün olarak ele alınabilir gibi bir çok yöntem var. Neye göre belirleniyor bunlar? Kişinin kendi farklılıklarına göre belirleniyor. Hangisi hangi kişiye daha uygunsa, hangi düzeydeyse ona göre bir tedavi planlanıyor.

Anoreksiya Nevroza

Anoreksiya yemek yeme bozuklukları altında sınıflandırılan bir hastalık. Anoreksiyanın diğerlerinden veya diğer yemek yeme bozukluklarından ayırıcı özelliği şu; kişi olağan kilosunun  altında olmasına rağmen, zayıf olmasına rağmen, hala kendisinin şişman olduğuna dair bir algıya sahip ve bu nedenle de sürekli olarak rejim yapıyor yemek yemiyor. Eğer fazla bir şey yediğini düşünürse kusuyor ve kendisine sorulduğunda hala şişmanım diyor. Bu yemek yeme bozukluğuna daha doğrusu bu beden algısı çarpıklığına Anoreksiya Nevroza deniliyor. Anoreksiya nevrozada insan neleri yaşarsa anoreksiya nevroza diyoruz? Mesela vücut kitle endeksi dediğimiz bir şey var bu şu anlama geliyor mesela kişinin boyu 1.70 kilosu ise 70 kilo. Şimdi kilosunu boyunun karesine böldüğünde çıkan endekse boy kitle endeksi deniliyor. Şimdi beklenen şu. Sağlıklı bir bünyede yüzde 15 kadar bir fark normal. Fakat eğer kişi kendi vücut ağırlığının en alt sınırının, yüzde 15 inin altına düşmüşse anoreksiya nevroza var demektir. Şimdi şöyle daha basit bir örnekle açıklayalım. Diyelim ki kişinin olması gereken en at kilo sınırı 100. Aslında bu çok yüksek bir rakam ama diyelim ki 100. Eğer 85 kilonun altına inmişse o zaman anoreksiya nevroza başlangıcı var demektir.