Kategori arşivi: Tansiyon

kaplıcalar

Kaplıca kürü tansiyonu düşürüyor

kaplıcalarKaplıca tedavisi kan şekeri seviyesini öylesine düzenliyor ki, ağızdan diyabet ilacı alan şeker hastalarının kaplıca dönüşünde doktorlarına gidip ilaç dozunu düşürmeleri gerekiyor.

İstanbul Tıp Fakültesi Tıbbi Ekoloji ve Hidroklimatoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Türkiye Kaplıca Talasso ve Kür Merkezleri Derneği Başkanı Prof. Dr. Zeki Karagülle sorularımızı yanıtladı:

Kalp hastaları da kaplıcaya gidebilir mi?

Kaplıcada vücudun tam desteklenmesi söz konusu olduğu için kalp hastaları da rahatlıkla kaplıca tedavisine gönderilebilir. Ama kalp hastaları kaplıca kürü sırasında iyi izlenmeli.

Kaplıca kolesterolü, tansiyonu düşürür mü?

Kaplıca tedavisi hem şekeri, hem tansiyonu hem de kolesterolü düşürür. Mesela şeker hastaları ağızdan bir diyabet ilacı kullanıyorsa kaplıca dönüşünde mutlaka doktorlarına gidip ilacın doz ayarlarını yaptırmalı. Çünkü kaplıca kan şekerinin düşürülmesine ekstra destek olur. Yine kaplıca uygulamaları tansiyonu düşürdüğü için ayrıca bir tansiyon ilacı alan kişilerin tedavi süresince doz azaltmasına gitmesi gerekebilir. Doktor kontrolü zaten bu noktada önem kazanıyor.

Kaplıca tedavisi için en uygun adaylar kimler?

Orta yaş civarında eklem sorunları, romatizmal şikayetler başlar. Bunlara bir de şeker, yüksek tansiyon, solunum, damar, dolaşım problemleri eklenir. Birden fazla sağlık sorunu olan hastalar kaplıca tedavisine en uygun kişilerdir. Çünkü tedaviden bütünsel yarar sağlarlar. Yüksek kolesterol, damar sertliği, şeker gibi sorunları olan hastalarımızı kaplıcadan döndüklerinde tekrar değerlendiriyoruz. Hastaların laboratuvar sonuçlarının, muayene bulgularının ve yaşam kalitesinin çok daha iyi durumda olduğunu saptıyoruz. Çünkü kaplıcalar genel sağlık durumunu destekliyor. Vücudun kendini iyileştirme mekanizmasını devreye sokuyor, bağışıklık sitemini güçlendiriyor.

Sağlık sorunumuz olmasa da kaplıcadan yararlanabilir miyiz?

Elbette. Hastalığı tedavi etmek hem daha zor hem daha pahalı. Oysa korunmak hem daha kolay hem de etkindir. Ancak modern tıp hastalık tanısı ve onun tedavisi üzerine yoğunlaşıyor. Yine de son yıllarda giderek koruyucu tıp daha çok gündeme geliyor. Artık kaplıcalara sadece sağlık sorunu olan, ileri yaştaki kişiler gitmiyor. Her yaştan insan, hasta olmayı beklemeden kaplıca tatilleri tarzında koruyucu kürlere giriyor. Son yıllarda yapılan çalışmalar da gösterdi ki, kaplıca tedavisinin yüksek tansiyon, şeker, kolesterol, kalp-damar sorunları, kronik yorgunluk, metabolik sendrom, aşırı stres, anksiyete ve depresyondan koruyucu etkisi var.

Kimler kaplıcaya gitmemeli?

– Açık yarası ve enfeksiyonu olanlar,

– Organ yetersizliği olanlar (kalp, böbrek, karaciğer gibi organ yetmezliklerinde)

– Aktif tedavi edilen kanser hastaları,

– Kanama sorunu olan kişiler,

– Hamileliğin ilk 3 ayında olanlar,

– Tıkanma sorunları olanlar.

Bunlara dikkat!

– Havuza girmeden önce kahvaltı yapılması öneriliyor.

– Günde dörder saatten iki seans havuza girilmesi tavsiye ediliyor.

– 21 günlük kür uygulanmalı.

– Hastaların 21 gün boyunca sedef hastalığı ile ilgili herhangi bir ilaç ya da krem kullanmamaları gerekiyor.

– Tedavi süresince alkol de kullanılmamalı.

Kangal Balıklı Kaplıca

Yer ve konum:

Sivas’a 98 kilometre uzaklıkta.

Kaplıca suyu özellikleri

37 derece sıcaklıkta ‘doktor balıklar’ olarak tanınan balıklar yaşıyor. Balıklar sedefli hastaların derilerindeki pullanmış hastalıklı kısımları temizleyerek iyileşmeye katkıda bulunuyor.

Hangi hastalıklara iyi geliyor?

– Sedef hastalığının tedavisinde etkili olmasıyla dünya çapında ün yapmıştır.

– Birçok cilt hastalığının tedavisinde yararlı olduğu biliniyor.

– Romatizmal hastalıklar, sinir hastalıklarında etkili.

– Banyo uygulaması ve içme kürü kombine edildiğinde bazı böbrek hastalıklarının tedavisinde yarar sağlıyor.

Kaplıca donanımları

6 adet termal havuz, dinlenme ve konaklama olanaklı 16 tane özel termal banyosu var.

Konaklama olanakları

Kaplıca bünyesindeki iki ayrı otel ve iki ayrı motelde toplam 300 yatak bulunuyor. Kamp ve karavan turizmine uygun. Bütün yıl hizmete açık.

Diğer olanaklar

Kamp ve karavan yerlerinde ışıklandırma, çöp toplama bidonları, restoran, gazino ve market mevcut. Ayrıca buradaki kaplıca tesislerinde çay bahçesi, çocuk parkı, oyun salonları ve internet kafe bulunuyor.

hipertansiyon

Hipertansiyonda korkulan yükseliş

hipertansiyonUzmanlar, dünyanın en önemli sağlık sorunları arasında ilk sırada yer alan yüksek tansiyonun, Türkiye’de erişkinlerin 3′te 1′inin sağlık sorunu olduğunu belirtiyor.

Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve Türk Kardiyoloji Derneği Hipertansiyon Çalışma Grubu Başkanı Prof. Dr. Giray Kabakçı’nın verdiği bilgilere göre; Türkiye’de hipertansiyon görülme sıklığı yüzde 33. 18-75 yaş arası erişkin nüfustaki her 3 kişiden 1′inde hipertansiyon görülüyor.

60 yaşından sonra, hipertansiyon görülme sıklığı yüzde 70′lere çıkıyor. Kalp ve damar hastalıklarında en önemli risk faktörü hipertansiyon.

ABD’de hipertansiyonun kontrol oranı yüzde 27, Türkiye’de ise bu oran yüzde 13-14 civarında kalıyor.

Hastaların tedaviye uyumsuzluğu, hekimlerin tedavide eksik kalması, tek ilaçla yetinilmesi gibi nedenlerle, hastalık kontrol altına alınamıyor.

Hasta uyumunun, sağlık örgütlenmesinin iyi olmaması nedeniyle kontrol zorlaşıyor.

Amaç, sadece tansiyonu düşürmek değil, bunun yanı sıra hipertansiyonun hedef seçtiği organlardaki tahribatı da önlemektir.

3 kişiden biri hipertansiyondan çekiyor

Hipertansiyonu düzensiz beslenme, stres, alkol ve sigara kullanımı tetikliyor.

Türkiye’de her 3 yetişkinden birinde görülen hipertansiyon hastalığının, farkına varılmaması halinde kalp rahatsızlıkları başta olmak üzere, felç, görme bozukluğu, böbrek yetmezliği, damar sertliği gibi birçok hastalığa zemin hazırladığı bildirildi.

Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Tıp Fakültesi Nefroloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. İbrahim Karayaylalı, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kan basıncının normalin üzerinde seyretmesiyle ortaya çıkan hipertansiyonun, ölümcül bir hastalık olduğunu söyledi.

Türkiye’de 15 milyon kişinin hipertansiyon hastası olduğunu bildiren Prof. Dr. Karayaylalı, 18 yaşını doldurmuş her 3 kişiden birinde bu hastalığın görüldüğünü ifade etti.
Şişmanlık, tuz, alkol ve sigara tüketimi ya da stres gibi faktörlerin yanı sıra yaş, cinsiyet ve ailesel yatkınlık gibi faktörler nedeniyle de hipertansiyonun ortaya çıktığını belirten Prof. Dr. Karayaylalı, şöyle dedi:

”Hastalık hiç bulgu vermeden aniden ortaya çıktığı ve ölümcül olduğu için, ‘sessiz katil’ diye adlandırılıyor. Farkına varılmaz ve tedavi edilmezse kalp rahatsızlıkları başta olmak üzere, felç, görme bozukluğu,böbrek yetmezliği, damar sertliği gibi birçok hastalığa neden oluyor.”Prof. Dr. Karayaylalı, önemli bir halk sağlığı problemi olan hipertansiyonun, diğer hastalıklara yol açmadan engellenmesi gerektiğini belirterek, şunları kaydetti:

”Düzensiz beslenme, stres, sigara ve alkol tüketimi ile aşırı tuz kullanımı hipertansiyonu tetikliyor. Önceki yıllarda 50-60 yaş arası görülen hastalık şimdi 18′li yaşlara kadar, hatta yeni doğan bebeklerde bile görülebiliyor. Prof. Dr. İbrahim Karayaylalı ve birçok ürün toplumda hipertansiyonlu sayısını artırıyor.”

”TANSİYONUNUZU MUTLAKA ÖLÇTÜRÜN”

Prof. Dr. Karayaylalı, hipertansiyonun yaygın ve öldürücü bir hastalık olmasına rağmen tanısının çok kolay olduğunu ve tedavisinin yapılabildiğini, tansiyon aleti ile hastalığın öğrenilebileceğini ifade etti. Prof. Dr. Karayaylalı, hastalığın en belirgin özelliğinin ise baş dönmesi, kalpte çarpıntı, göğüs sıkışması, göz kararması, burun kanaması olduğunu söyledi.Kendini sağlıklı hisseden herkesin yılda mutlaka bir veya iki kez tansiyonunu ölçtürmesi gerektiğini bildiren Prof. Dr. Karayaylalı,”Normal tansiyon değerleri 120′ye 80 milimetre civa basıncıdır. Halk deyimi ile 12′ye 8 olan değer, 14′e 9′u bulur ve geçerse tehlikeli boyuttadır. 16′ya 10′u bulursa daha ciddi boyuttadır, 18′e 11 ise korkunçtur” dedi.