Kategori arşivi: Nefes Solunum

solunum yolu enfeksiyonu

Solunum Yolu Enfeksiyonları

solunum yolu enfeksiyonuSolunum Yolu Enfeksiyonu

Tedavi edilmediğinde ciddi rahatsızlıklara neden olan ve çocuklarda sıklıkla görülen solunum yolu ı daha çok kreş, yuva, okul gibi toplu halde yaşanılan yerlerde yayılıyor.

Burun, boğaz ve diğer hava geçiş yollarının iltihaplanması Üst Solunum Yolu Enfeksiyonu (ÜSYE), olarak adlandırılır. İltihabın nedeni çoğunlukla virüs ve bakteriler.

Çocuklarda özellikle kış aylarında sıklıkla görülen hastalığın yayılma mekanları ise, kreş, yuva, okul gibi toplu halde yaşanılan yerlerdir. Okul çağındaki çocuklar, yılda ortalama 6-8 kere solunum yolu enfeksiyonu geçirir.

Biruni Laboratuvarı uzmanlarının verdiği bilgilere göre solunum yolu ı ciddi rahatsızlıklara neden olabilir.

En sık boğaz iltihaplanır

Bu ın çoğu kendiliğinden iyileşebilirken, bazı özel mikrop türleriyle oluşanları daha ağır seyrederek ciddi hastalıklara dönüşebilir. Üst nda, iltihabın bulunduğu bölgeye göre isimlendirme yapılır.

Boğaz bölgesi iltihapları için farenjit, bademcik bölgesi iltihapları için tonsillit, orta kulak iltihapları için otit ve kafatası içindeki hava boşluklarının iltihapları için sinüzit terimleri kullanılır.

Üst solunum yollarında en sık, boğaz bölgesi iltihaplanır. Üsye belirtileri hastalığın tuttuğu burun, boğaz veya bademcik gibi bölgelere göre değişik belirtiler verir.

Genellikle birkaç bölge aynı anda etkilenir ve belirtileri bir arada izlenir.

 

Başlıca neler?

Üsye sebebinin uygun laboratuvar testleri kullanılarak ayrımının yapılması önemlidir. Çünkü hastalık etkeni Epstein Barr virüsü ise uygulanmaz iken, etkenin olduğunun tespit edildiği durumlarda, derhal antibiyotik tedavisine başlamak gerekir.

Antibiyotik kullanımı hem enfeksiyonu yok etmekte hem de hastayı akut romatizmal ateşten korumaktadır. Tekrarlayan A grubu Beta hemolitik streptokok ında aile üyelerinin boğaz kültürü incelemesi yapılarak bakteri taşıyıcılığının önlenmesi sağlanır.

Farenjitte antibiyotik kullanımı, alınan virüs türüne göre değişiyor

Üsye’lerin 2. grubu boğaz iltihabı olan farenjittir. Farenjit, boğazda yanma, kaşıntı hissi ve ağrı ile seyreder. Farenjitin etkeni, küçük çocuklarda daha çok iken, büyük çocuklarda A grubu Beta hemolitik streptokok cinsi bakteriler olabilir.

Farenjit çoğunlukla bademciklerin iltihabı olan tonsillit ile birlikte seyreder. Klinik belirtiler hem virüslerle hem de bakterilerle oluşan tonsillitlerde aynıdır ve klinik muayene ile ayırımlarını yapmak mümkün değildir.

Ancak, A grubu ile oluşan enfeksiyonda antibiyotik kullanmak şart iken, Epstein Barr virüsü ile oluşan enfeksiyonlarda antibiyotik kullanılmaz. Bu bakımdan ayırıcı tanıda laboratuvar tetkikleri önemlidir.

astım çevre

Hangi Çevresel Faktörler Astıma Yol Açmaktadır?

astım çevreAstımda Çevresel Faktörler

Astıma neden olan, astım gelişimine katkıda bulunan veya astımlı kişilerde nöbetleri tetikleyen çeşitli risk faktörleri tanımlanmıştır. Bunlardan bazıları kaçınılabilir, düzeltilebilir durumlardır. Tüm dünyada, ev tozu akarları ile evde beslenen kedi gibi hayvanlar; hamamböceği, kalorifer böceği gibi haşereler ve küf mantarları en sık rastlanan astım nedenleridir. Polenler (ağaç, ot,çimen), aspirin gibi ilaçlar ve bazı iş yerlerinde maruz kalınan mesleki uyarıcılar da astımla sonuçlanan allerjik duyarlılığın gelişimine yol açarlar. Ayrıca sigara dumanıyla temas, solunum yolu enfeksiyonları, hava kirliliği, bazı gıdalar ile bunlara ilave edilen katkı maddeleri de bilhassa erken çocukluk döneminde astım gelişimine katkıda bulunurlar. Bu nedensel ilişki gösteren faktörlerin tümüne ilaveten iklim değişiklikleri (sisli, yağışlı, kapalı havalar), psikojenik stresler, egzersiz gibi değişkenlerin ise astımlılarda nöbetleri tetikleyebilir iken astımı olmayanlarda bu yönde etkileri yoktur. Yine sinüzit, burunda polipler, yemek borusuna mide asidinin geri kaçak yapması gibi bazı durumlar astımlılarda sık görülmekte ve hastalığın tedavi ve kontrolünü güçleştirmektedirler. Okumaya devam et

astım belirtileri

Astımın Belirtileri Nelerdir?

astım belirtileriAstım Belirtileri

Astım çoğu kez nefes darlığı ile kendini belli eder. Göğüste tıkanma, öksürük, hırıltılı solunum diğer rastlanan şikayetlerdir. Her hastada bunların hepsi bir arada olmayabilir ve bazen sadece öksürükle veya nefes alıp verirken hırıltı, hışırtı şeklinde bir ses şeklinde belirti verebilir. Okumaya devam et

astım erken teşhis

Erken Teşhisin Astım İçin Bir Önemi Var Mı?

astım erken teşhisAstımda Erken Teşhisin Önemi

Astım her hastada aynı şiddette değildir. Hafif, orta ve ağır olabilir. Hastalığın ağır formlarında tedaviye cevap vermeyen değişiklikler söz konusudur. Geri dönüşü olmayan bu patolojilerin ortaya çıkmaması için astımın zamanında teşhis edilip, uygun şekilde tedavi edilmesi önemlidir. Ayrıca tedavi edilebilir bir hastalıktan dolayı kişilerin yaşamının sınırlanmaması, verim ve performansının düşmemesi ve bazen öldürücü olabilen nöbetlere girmemesi için hastalığın biran önce teşhis edilip tedaviye başlanması en doğrusudur.

Astım Tedavi Edilebilir Bir Hastalık mıdır?

Evet. Astım tedavisi olan, tedaviyle tamamen kontrol altına alınabilen bir hastalıktır. Astım tedavisi etkin bir tedavidir ve hasta tedavi ile tamamen normal bir yaşam sürdürebilir. Okumaya devam et

astım sprey

Astımlı Komşumun Veya Kardeşimin İlaçlarını Kullanabilir Miyim?

astım spreyAstımlı Komşumun Veya Kardeşimin İlaçlarını Kullanabilir Miyim?

Hayır. Bunu yapmamalısınız. Çünkü, astım kişiden kişiye farklılıklar gösterir. Her hastada tetik faktörler, eşlik eden patolojiler, hastalığın ağırlığı farklıdır. Bunlara bağlı olarak seçilmesi gereken ilaçlar farklı olabilir. Kullanılması gereken ilaçlar aynı bile olsa dozlar değişebilir. Okumaya devam et

akciğer

Akciğerin Vücuttaki Görevleri Nelerdir?

akciğerAkciğerlerin vücudumuzdaki görevleri 

Akciğerler göğüs boşluğunda bulunan nefes alma organlarıdır. Sağ ciğer lop diye adlandırılan üç kısımdan oluşur. Sol ciğerin ise iki lop’u vardır. Ciğerler ağaçları andırır. Bronş tüplerini çevreleyen sünger benzeri dokulardan oluşmuştur. Ciğer dokusu, etrafı küçü­cük kan hücreleri ile ağ gibi çevrili yaklaşık 300 milyon hava torbacıklarından oluşmuştur.

Ciğerlerimizin fonksiyonları nelerdir?

Ciğerler vücuda nefesle giren havadan oksijen çıkarırlar ve kan dolaşımı ile ciğerlere giren karbondioksiti serbest bırakırlar. İnsan nefesi dışarı verirken karbon dioksit ve bir miktar su, buhar ha­linde vücuttan çıkar.

Ciğer hastalıkları ırsi olabilirmi ?

Hayır. Ciğer hastalıkları (genellikle verem) ailelerde bir kişiden fazlasında rastlanırsa da bu durum irsiyetten değil bulaşmadan ile­ri gelmiştir. Bir anne baba veya büyükbaba ya da büyükanne ken­disinin veremli olduğunu bilmezse bu hastalığı çocuğuna veya to­rununa bulaştırabilir.

Pis havayı teneffüz etmek zararlımıdır?

Havadaki duman, buhar, dumanlı sisler vb. zar astarlarını tahriş ederek bu dokuların, enfeksiyona (iltihaplanmaya) ve muhtemel tümör oluşumuna karşı korunma dirençlerini azaltırlar.

Ciğerlerimizi ne kadar sıklıkla kontrolden geçirmeliyiz?

Yaklaşık yılda bir kere. Sıhhatli insanlar, eğer daha sık olmaları gereği görülmemişse, her yıl veya iki yılda bir, bir göğüs röntgeni aldırmalıdırlar.

Hastalık röntgen yolu ile teşhis edilebilirmi ?

Genellikle evet. Bazen kesin bir teşhis yapılabilmesi için, çeşitli zaviyelerden röntgen filmleri alınması gerekebilir. Ancak bunların tetkikinden sonra doktor kesin teşhisi koyabilecektir.

Tütün kullanmak ne gibi sonuçlar doğurur?

Burun, hançere, bronş boruları ve ciğer dokularında yer yer tah­riş edici etkiler meydana getirebilir. Şüphesiz fazla tütün kullan­mak kronik bronşit (bronşiektazi), amfizem ve akciğer kanserinin gelişmesi için zemin hazırlayıcı nitelikler oluşturabilir.

Öksürürken balgam çıkarmak neyi ifade eder ?

Hançere soluk borusu veya bronş tüplerinde tahriş veya enfeksiyon belirtilerini ifade edebilir. Ayrıca doktora başvurmayı gerektirir.

Öksürükle kan çıkması neden kaynaklanır?

Bir hasta kan tükürdüğü zaman onda verem veya ciğerinde tümör olup olmadığını tesbit etmek çok önemlidir. Bunlar kan tükürme­sini getiren eh önemli durumlardır. Ancak boğazda, gırtlakta veya bronş tüplerindeki bir kan damarında meydana gelen küçücük bir çatlama da, kan tükürülmesine neden olabilir. Bunun için böyle bir durum, muhakkak surette verem veya kanser olduğunun be­lirtisi değildir.

Fazla sıcak hava ciğerler için zararlı olabilir mi ?

Fazlasıyla sıcak buharın teneffüs edilmesiyle broş boruları ve ci­ğerlerin astarları, ciddî şekilde yanabilir. Bu özellikle endüstri yer­lerindeki kazalarda meydana gelir.

Soğuk hava ciğerler için zararlı olabilir mi ?

Kutup bölgeleri veya çok yüksek irtifalarda fazlasıyla soğuk hava­nın derin nefes alınmasıyla vücuda girmesi nefes borusu ve bronş boruları astarlarında soğuk çatlakları meydana getirebilir ve bu durum zatürreeye sebebiyet verebilir.

astım

Astım Nasıl Ortaya Çıkar?

astımAstım Nasıl Ortaya Çıkar

Astım genlerimizle belirlenmiş bir karakter şeklidir. Vücudumuzda aslında doğuştan astıma potansiyel vardır ama bu potansiyelin açığa çıkması için bazı uyaranların olması gerekir. Örneğin bu genetik özelliği taşyan, annesinden babasından alan çocukta ve erişkinde eğer alerjik bir genetik özellik de varsa alerji yapan maddelerle ortaya çıkar.

Astımı Tetikleyen Faktörler

Alerjik olsun olmasın astım hastalığı solunum yollarının enfeksiyonlarıyla birlikte tetiklenir ve bir atak şekline dönüşür. Hava kirliliği, sigara dumanı ve diğer havayı kirleten etkenlerin olduğu ortamlarda astım hastaları astım krizine girerler. Astım potansiyeli herkeste yoktur. Özellikle yakın aile fertlerinde, annede, babada ve onların akrabalarında astımla ilgili genleri ve alerjiyle ilgili genleri taşıyan kişiler çocuklarına bunu aktarırlar. Bu genleri alan çocuk ileride çocukluk çağı boyunca astım hastalığına yakalanabilir, bunların bir kısmı erişkin astımı olarak da devam eder. Ama bunların oluşabilmesi için çevre koşullarının da, çevreden gelen uyarıcı maddelerin de bulunması gerekir. Yani astım hem genetik hemde çevre bağlı bir hastalıktır.

Astım Belirtileri

Astım bronşlarmızın geri dönüşebilen fakat tekrarlayan daralma, salgı artışı ve iltihabi süreçle karakterize bir hastalığıdır; tekrarlayan hırıltı ve nefes darlığı ataklarıyla karşımıza çıkar. Astım sırasında özellikle alt solunum yolarında bronşlarda daralmaya, içerisinde salgı artışına ve kasılmaya bağlı olarak nefes darlığı, hırıltı, göğüste daralma hissi, nefes açlığı hissiyle karakterize bir tablo ortaya çıkar. Şiddetli öksürükler, özellikle çocuklarda uyandıran kesik kesik öksürüklerle karakterizedir.

astımda dikkat edilecekler

Astım Hastaları Nelere Dikkat Etmeli?

astımda dikkat edileceklerAstım Hastaları Nelere Dikkat Etmeli?

Astım hastaları özellikle ev ortamında sigara içilmemesine çok dikkat etmeleri gerekir. Buna benzer etkiyi soba kullanan bireylerde de görüyoruz. Yani soba dumanı sigara etkisi yapıyor ve bu hastalara verilen ilaçların etkisini azaltabiliyor. Astım hastaları kirlik havadan da uzak durmalıdırlar. Örneğin sisli havalarda astımlı hastaların atak geçirdiğini görürüz. Yani solunum yollarını tahriş eden durumların bu hastanın çevresinde olmaması gerekir. Yeni boyanmış bir eve giren bir astım hastası bir astım atağı geçirebilir. Şiddetli kokular ve keskin kokular bir astım hastasını atağa sokabilir.

Astım ne gibi belirtiler gösterir?

Astım hastaları çoğunlukla kış ve bahar mevsimlerinde atak geçirirler. Bazı astım hastaları henüz daha kronik bronşit belirtileri yerleşmemiş olduğu için sadece soğuk algınlığı dönemlerinde birden başlayan sık nefes alma, hırıltılı solunum, nefes darlığı ve şiddetli öksürük belirtilerini gösterirler. Bazıları ise kronik astimatik sürece girmiş erişkin hastalıklar özellikle sürekli nefes darlığı olan, kronik bronşit belirtileri gösteren hastalardır. Bunların belirtileri zaman zaman değil süreklidir. Özellikle küçük çocuklarda astım hastalığı bir çok diğer göğüs hastalıklarıyla karıştırılabilir. Örneğin bir çocukta kistik fibrozis denilen bir genetik hastalık varsa bu astıma benzeyen belirtiler gösterebilir. Veya küçük çocuklarda reflü hastalığı yani mideden yemek borusuna geri kaçış neticesinde oluşan hastalık aynı belirtiyi verebilir. Göğüste hrıltıya neden olan başka diğer bronş hastalıkları da vardır. Yuva çocuklarında sık sık geçirilen viral enfeksiyonlar üst üste ekleyen öksürük tabloları nedeniyle astımla karıştırılabilir. Astımın belirtileri bir muayene sırasında bir astım alerji uzmanı tarafından rahatlıkla tanınabilecek niteliktedir.

Aşırı titizlik astımı tetikler mi?

Astım hastalığının gelişmiş toplumlarda daha sık ve daha şiddetli olmasının bir açıklaması hijyen teorisiyledir. Ne kadar çok mikroplardan arındırılmış bir yaşam söz konusu ise bu toplumlarda astım hastalığının daha sık görüldüğünü görüyoruz. Bu hijyen teorisine göre bağışıklık sistemi bebeklik çağından itibaren ne kadar bakterilerle az karşılaşıyorsa bağışıklık sistemine alerjik reaksiyon geliştirme yönüne doğru eğiliminin arttığı iddia ediliyor. Örneğin bir bebeğin ilk 6 ay içerisinde antibiyotik kullanarak kendi vücudunda normalde bulunan bakterilerin bile azaltılması ileride astım hastalığına daha fazla yol açtığı iddia ediliyor. Bu hijyen teorisine göre örneğin evinin etrafında ahır olan, hayvanlarla iç içe yaşayan kişilerde yani taşrada astım hastalığı ve diğer alerjik hastalıkların daha az görüldüğü, evinde sürekli evcil hayvan bulunan kişilerin ileride astım hastalığına yakalanma olasılığının daha düşük olduğu bir çok çalışmayla da gösterilmiş durumda.

Astım hastaları nasıl bir odada yatmalı?

Astımlı hastaların uyudu oda orada çok vakit geçirdikleri için önemlidir. Özellikle evin içerisinde sigara içiliyorsa herhangi bir başka odada içiliyor olsa o odaya da mutlaka homojen bir şekilde dağılacaktır sigara dumanı. Buna dikkat etmeleri gerekir. İkincisi eğer alerjik astımsa bu kişilerin özellikle ev tozu akarlarına karşı alerjileri varsa yatak, yorgan ve yastıklarının elyaftan olması, odada toz tutacak yüzeyleri azaltmaları önerilir. Yerde halının olmaması arzu edilir. Çünkü ev tozu akarlarının en fazla yerleştiği eşyalardan biridir ve toz üretir. Yani o odanın tozunun kontrol edilmesi, eğer mümkünse hava temizleyici küçük bir cihazın konulması uygun olur. Kuş tüyü, yün ve pamuk yastık kullanmamalıdırlar. Onun dışında özel bir yastık önerilmez.

Astım hastaları evde hayvan besleyebilirler mi?

Bir çocuk evcil hayvan bulunan bir evde doğmuş ve o evde büyümüşse onun tüylerne karşı tolerans geliştirir. ama hayatının belli bir döneminden sonra, 3-5 yaşından sonra o eve evcil hayvan alınmış ve bu çocukta genetik olarak bir alerji potansiyeli varsa bu çocuklarda bu hayvana karşı alerji geliştirme olasılığı daha yüksek. Hayvanlar ev içerisinde oldukça fazla miktarda tüy bırakırlar yani ev ortamındaki havayı kirletirler. Astım hatalarının solunum yollarına da bu tüyler yapışır ve bunlarda gerek tahriş yoluyla gerekse eğer alerji potansiyeli varsa alerjik reaksiyonları uyarma noktasında hastalıklarını olumsuz etkileyebilir. O yüzden özellikle alerjisi olan astımlı hastalarda evde hayvan beslemesi önerilmez.

Astım hastaları spor yapabilirler mi?

Astım hastaları esasen her türlü sporu yapabilirler. Ancak hastaların mutlaka tedavi altında olması gerekir. Astım tedavisinde en önemli hedeflerden birisi de zaten hayat kalitesini yükseltmek ve astımlı olan hastaların astımlı olmayanlar kadar fiziksel aktivite yapmalarını temin etmektir. Bu amaçla kullanılan ilaçlar kısa bir süre içerisinde bu amaca ulaştırır ve astımlı hastalar her türlü sporu yapabilirler. Yalnız özellikle çocuklarda solunum egzersizini en güzel temin eden yüzme sporunun yapılmasını da özellikle öneriyoruz. Özellikle ileri yaşlarda astımlı hastaların şiddetli fiziksel aktiviteden kaçınması uygun olur. Örneğin bir astımlının çok yükseklere çıkması, dağcılık sporu yapması çok istenen bir durum değildir. Özellikle 40-50 yaşın üzerinde şiddetli nefes darlığına neden olabilir. Belli yaşların üzerinde dikkat edilmesi gerekir. Örneğin 50 yaşın üzerinde yarım saatin üzerinde sürekli koşu gibi çok ağır bir egzersiz astım hastaları için çok tehlikeli olabilir.

Hangi yiyecekler astımı tetikliyor?

Astım hastalarının astımatik reaksiyonları eğer gıda alerjilerine bağlı değilse yeme konusunda bir kısıtlama söz konusu değildir. Ancak obezite yani şişmanlık astım hastalığını olumsuz etkileyen bir durumdur. Astım hastalarının o yüzden kilolarına dikkat etmesi gerekmektedir. Özellikle astımı olan çocuklarda süt alerjisinin olup olmadığı bakılmalıdır. Özellikle 2-3 yaşın altında süt alerjisine bağlı astimatik reaksiyon nispeten sık görülen bir hastalıktır. O yüzden süt alerjisi varsa bu çocuklar çok yakından bir alerji uzmanı tarafından takip edilmelidir. Özellikle bu çocukların kilo alımları, vücut gelişimleri ve fiziksel aktiviteleri yakından takip edilmelidir. Omega3 yağ asitleri gebelerde ileride çocuklarda astım gelişmesi açısından riski azaltan, çocuklarda da omega3 yağ asitlerinin alınması bazı çalışmalarda astım tedavisinde yararlı bulunmuştur.

Astım krizi sırasında ne yapmalıyız?

Astım krizi özellikle astımı tetikleyen ya hava kirliliği ya sigaraya maruz kalma veya virüs solunum yolu enfeksiyonu geçirme gibi bir tetikleyen faktörden sonra birden başlayan öksürük, hırıltı, nefes darlığı ve nefes açlığının oluşturduğu bir tablodur. Böyle bir tablo oluştuğunda kişi nefes açlığı çeker, göğsünde bir hışırtı hissi duyar, göğsünün daraldığını hisseder. .Böyle bir durumda zaten kendisine daha önce önerilmiş olan nefes açıcı ilaçları hemen kullanması gerekir. Zaten bu ilaçları kullanır kullanmaz nefesinin rahatladığını ve atağın çözüldüğünü görecektir. Böyle bir atağı hissettiğiniz de doktorunuzun verdiği nefes açıcı püskürtmeli ilaçları kullanın.

astım teşhisi

Astım Teşhisi Nasıl Konur?

astım teşhisiAstım Teşhisi Nasıl Konur?

Astım hastasının verdiği öykü büyük oranda teşhisi çözer. Ama bazen diğer astıma benzeyen hastalıklarla ayırmak açısından hastanın atak sırasında muayene edilmesi teşhisi neredeyse kesinleştirir. Eğer hala astım teşhisi konusunda bir kesinlik kazanmamışsa o zaman hasta özellikle 4-5 yaşın üzerinde bir çocuk veya bir erişkinse solunum fonksiyon testleri yapılır. Solunun fonksiyon testleri bronşlardaki hassasiyeti bilgisayarlı hassas cihazlarla tespit eder ve astı teşhisini koymayı sağlar.

Astımdan kurtulmak mümkün mü?

Astım hastalığı farklı yaşlarda ve farklı kişilerde farklı seyirler gösterebilir. Çocuklarda görülen, özellikle –4 yaşın altında başlayan ve alerjik olmayan astım türü ergenlik yaşına kadar büyük oranda iyileşen bir rahatsızlıktır. Bundan az bir kısmı ileride erişkin tipi astım olarak zaman zaman tekrar edebilir veya sürekli bir astım hastalığı olarak devam edebilir. Özellikle3-4 yaşından sonra başlayan ve çoğunlukla alerjik olan çocukluk çağı astımı da yine %50-%60 oranında devam eden bir hastalıktır. Çok az bir oranda ergenlik dönemine kadar iyileşebilir. İyileşenlerin de bir kısmı ileride astım atakları geçirebilir veya erişkin tipi astım olarak devam edebilir. Erişkin tipi astımda astımın türüne göre farklı seyirler gösterebilir. Eğer kronik bronşit şekline dönüşmüş, bronşlarında kalıcı değişiklikler oluşmuş bir kişi ise bu astım sürekli belirtiler veren bir hastalıktır ve sürekli ilaç kullanması gereken hastalardır bunlar. Bazı kişiler sık sık atak geçirirler. Sürekli olmasa bile özellikle enfeksiyonlar sırasında şiddetli atak geçirebilirler. O yüzden bu kişilerin de mutlaka bu atakları hafif atlatmasını sağlayan koruma tedavisinin uygulanması gerekir.

Astım ilaçlarının yan etkisi var mı?

Astımlı hastaların dikkat etmeleri gereken şeylerden bir tanesi bronş açıcı ilaçların aşırı dozda kullanılmamasıdır. Bronş açıcı ilaçlar bronşların açılması vasıtasıyla bir rahatlama sağlar özellikle kriz sırasında. Ama özellikle uzun etkili cinsleri vardır bu ilaçların ve bu uzun etkili ilaçlar yüksek dozlara çıkıldığında bazı ritm bozukluklarına ve hayati tehlike arz eden yan etkilere sahiptirler. O yüzden bu konuda doktorun önerdiği dozun aşılmaması gerekir. Kortizon içeren koruyucu ve tedavi edici dediğimiz diğer tür ilaçlar ise uzun zamandır kullanılan ilaçlardır. Bu ilaçlarla ilgili başlangıçta birçok kaygılar vardı. Özellikle büyüme çağındaki çocuklarda kortizon ilaçlarının büyümeye, boy uzamasına olumsuz etkisi olup olmadığı konusunda çok araştırma yapıldı. En son yapılan araştırmalar gösterdi ki bu ilaçlar önerilen dozlarda kullanıldığı taktirde nihayi boyda çok önemli bir azalmaya sebep olmuyor. Buna karşılık hastaların kendisi ilaç kullanılmadığı taktirde çocuğun büyümesini ve gelişmesini olumsuz etkileyebiliyor. Erişkinler bu tip ilaçları kullandıktan sonra mutlaka ağızlarını gargara yaparak kalıntı ilaçların uzaklaşmasını sağlamalıdır. Çünkü bu ilaçların uygunsuz kullanımı sonucunda ağızda mantar enfeksiyonu oluşabilir.