Kategori arşivi: Kalp Sağlığı

kalp sağlığı kalp krizi kalp hastalıkları kalbin bakımı, kalp hakkında bilgiler

kolesterol

Sinsi Tehlike Kolesterol

kolesterolKolesterol

Damar sertliğinin başında gelen nedenlerden olması nedeniyle kolesterolün sinsi bir tehlike olduğunu söyleyen uzmanlar, kolesterolün en büyük tahribatı kalp ve beyin damarlarında yaptığını belirtiyor.

Uz. Dr. Deniz Şener, kolesterol ilaçlarının kullanımında doğru bilinen yanlışlar hakkında bilgi verdi.

Kolesterol vücut için sinsi bir tehlikedir. Çünkü damar sertliğini yaratan en önemli nedenlerden biridir. Bu da, kalp ve beyin damarlarında tahribata sebep olur.

Kolesterol aynı zamanda yaşam için vazgeçilmez bir yapı taşıdır ve vücut için gereklidir. Kolesterol eksikliği; vücuttaki hormonların yapımı için gerekli olduğundan eksikliğinde pek çok fonksiyon bozukluğu oluşur. Eksikliği, çocuklarda gelişim bozukluğuna neden olur. Doğru olan, sağlıklı bir yaşam için kolesterol seviyesinin kabul edilebilir sınırlarda tutulmasıdır.

Hastaların yanıt aradığı en önemli soru, ‘Kolesterol seviyesinin normal sınırlarda tutulması için ilaç kullanımın gerekli olup olmadığıdır.’ Çünkü ilaç kullanımındaki en önemli yanlış, kolesterolü normal sınırlarda olanların da ‘ilaç tedavisi kapsamına’ alınmasıdır. Çünkü kolesterol ilaçlarının uzun süreli kullanımı şayet gerekli değilse, kişiye fayda yerine zarar vermektedir.

Kolesterol vücut için bir yararı var mıdır?

Kolesterol vücut için gerekli bir yapı taşıdır. Toplum içinde yaygın genel kanaatin aksine kolesterol tamamen zararlı bir şey değildir. Aslında vücutta karaciğer tarafından birçok hücre ve hücre içi yapının bileşiminde yer alan, sindiriminize yardımcı olan, hormonların yapısında ve diğer vücut fonksiyonlarında önemli rol oynayan kolesterol üretilmektedir.

Kolesterol olmazsa sinir sistemi fonksiyonu yerine getiremez, sindirim sistemi bozulur, cinsel fonksiyon bozukluğu görülür. Bunun için kolesterolsüz yaşam mümkün değildir. Çocukluk çağındaki beslenme de kolesterolden zengin olmalıdır. Çünkü çocukluk çağında kolesterol eksik olursa gelişme bozukluğu ve zekâ geriliği ortaya çıkar. Ancak sağlıklı bir yaşam için kolesterol düzeyini belli bir seviyede tutmak çok önemlidir.

Kolesterol neden kontrol altında tutulmalıdır? Yüksek kolesterol vücutta ne gibi olumsuz etkiler yapar?

Kolesterol damar sertliği yaratan nedenlerden biridir. Ancak yüksek kolesterol varlığında mutlak damar sertliği olacak demek değildir. Kolesterol yüksekliği diğer risk faktörleri varlığında, (genetik, sigara, diyabet, hipertansiyon vs…) daha önemli oranlarda damar sertliğine yol açabilmektedir. Uzun yıllar yapılan çalışmalar, kolesterolün düşürülmesinin damar sertliğinin kontrol altına alınmasında önemli bir fayda sağladığını göstermiştir. Damar sertliğinin en belli başlı etkisi, kalp ve beyin damarlarında oluşan hasar ve sonuçlarıdır.

Kolesterol değerlerinin normal kabul edilebilir olanları nedir?

Kolesterol değerlerinin kabul edilebilir ölçülerde olması kişinin özelliğine göre değişmektedir. Kişiye, kendisi için normal olan seviyelerin söylenmesi gerekir. Kalp hastalığı kanıtlanmış kişilerde, kötü huylu kolesterol (LDL) değeri 100’ün altında olmalıdır.

Kalp hastalığı olmayan ancak yüksek risk faktörleri olan kişilerde de LDL değerinin 100 olması hedeflenir. Ancak kalp hastalığı olmadığı gibi risk faktörleri de bulunmayan kişilerde LDL değerini 130’un altına indirmek gerekli değildir. Kolesterolün; total kolesterol, iyi huylu kolesterol (HDL), LDL ve alt grupları vardır. Bunların seviyeleri ve birbirlerine oranı hastalık gelişmesinde belirleyicidir.

En önemli damar sertliği nedeni, HDL’nin düşük olması LDL’nin yüksek olmasıdır. Pek çok parametre içinden en sık söz edilen parametre, LDL seviyesidir. Her kişinin kendine özgü olarak kolesterol seviyeleri değerlendirilmelidir. Kişinin total kolesterolü yüksek ancak HDL’si de yüksekse, LDL yüksekliği için tedavi gerekmeyebilir.

Kolesterolün ilaçla tedavisi gerekli midir?

Yeterli diyete ve egzersize rağmen kan yağlarında hedeflenen değerlere çoğu zaman ulaşılamamaktadır. Bu durumda doktor hastaya ilaç ile tedavi önerebilir. Ancak burada yanlış olan, kolesterolün normal kabul edilebilir sınırlarda olan kişilerin de ilaç kullanmasıdır. Çünkü kalp krizi geçiren her hastanın kolesterolü yüksek değildir. Kolesterolleri son derece normal olan ancak başka nedenlerden dolayı kalp krizi geçiren kişilerin kolesterol düşürücü ‘statin grubu ilaçları’ kullanmaları gerekmemektedir.

Hangi hastalara kolesterol ilaçları başlanabilir?

Kolesterol yüksekliği kötü beslenme sonucu olabileceği gibi genetik özelliklerle de ortaya çıkabilir. Kolesterolü düşürmenin ideal yolu diyet, kilo verme ve egzersiz olmalıdır. Ancak bütün bu şartlar yerine getirilse bile genetik özellikler nedeniyle yüksek kolesterolü olan kişilerde, yani vücutta fazla kolesterol yapımı olan kişilerde kolesterol yapımını durdurucu ‘statin’ adı verilen ilaçlar ile kolesterolün düşürülmesi gerekir. Kolesterol imalatı gece uykuda olduğu için ‘statin grubu’ kolesterol ilaçlarının gece yatarken alınması daha uygundur.

Kolesterol ilaçlarının yan etkileri çok yüksek midir?

Statin grubu kolesterol ilaçları insanlığın faydalandığı en önemli keşiflerden biridir. Yaşam kalitesi ve hayat süresine olumlu etkisi kanıtlanmıştır. Fakat, yerinde ve doğru kullanımı gün geçtikçe önem kazanmaktadır. Gerekmediği halde ve gerektiğinden yüksek dozlarda kullanılmasından kaynaklanan olumsuz etkiler getirdiği faydaya gölge düşürmektedir.

Kolesterol yüksekliği tedavisi mutlaka yaşam şartlarındaki değişiklikle birlikte olmalıdır. Bu olmadan uygulanacak statin tedavisi iyi bir çözüm değildir. Diyet, kolesterolden fakir beslenme, kilo verme, egzersiz mutlaka gereklidir. Tedaviyi terk etmeyi gerektiren yan etki ihtimali ‘statin grubu’nda çok azdır. Bu grup ilaçlar, düşük yan etkisi olan ilaç grubu içinde değerlendirilmelidir.

Kolesterol ilaçlarının kısa ve uzun vadede yan etkileri nasıl ortaya çıkar?

Etkili olan her ilacın da aynı değerlerde istenmeyen etkileri vardır. Kolesterol ilaçlarının da yan etkileri bilinmektedir. İlaç kullanımında önce zararlı olmamalı tezi akıldan çıkarılmamalıdır. Kolesterol ilaçlarından kaynaklanan karaciğer fonksiyonlarında bozulma, kas zedelenmesi gibi ilacın terk edilmesini gerektirecek yan etkiler görülebilir.

Statin grubu ilaçların karaciğere olan yan etkisi idiyosenkrazi (allerjik reaksiyon gibi…) şeklindedir. İlaç kesilmesi ile düzelir. Kalıcı hasar yaratmaz. Eğer kişinin ilaca hassasiyeti varsa yan etki oluşur, doz ve süreye bağımlı değildir. Kolesterolün çok düşürülmesi halinde majör depresyon görülebilir, unutkanlık artabilir, damar sistemindeki ilaç koruyuculuğu ortadan kalkar, bazı hormonların yapımında azalma olur ve ona ait belirtiler görülür. Kas ve eklem ağrıları, safra kesesi taşı oluşumu, mide bağırsak sisteminde tahrişe ait belirtiler gibi şikayetlere rastlanır.

Kolesterol hangi seviyelere kadar düşürülmelidir?

Kolesterol hastaları için en önemli sorunlardan biri de, kolesterolün hangi seviyeye kadar düşürülmesi gerektiğidir. Çünkü kolesterol ilaçlarının HDL’yi yükseltici, LDL’yi düşürücü etkisi bilinmektedir. HDL’yi de düşürmeye başlaması veya LDL’nin çok fazla düşmesi, ilacın getirdiği faydayı ortadan kaldırmaktadır. Ayrıca kolesterolün vücudun temel yapı taşlarından biri olduğu, beyin gibi, seks hormonları gibi pek çok önemli görevi yerine getirdiği düşünülürse, olması gerekenden fazla düşürülmesi fayda yerine zarar verecektir.

Laboratuvar testleri ile yakın takip edilerek, konusunda uzman bir hekim tarafından tedavi denetlenmelidir. LDL değerinin düzeyi olması gereken kolesterol düzeyinde belirleyici olarak kullanılmalıdır. İdeal olarak hedeflenen LDL’nin 100’ün altına düşmesi son yıllarda 80 hatta 70’e kadar indirilmesi tavsiye edilmektedir. Kolesterol seviyelerinin belirlenmesi hastaya kişiye özgü olmalıdır.

omega3

Omega 3 Eksikliği Kalp Krizi Nedeni

omega3Omega 3 Eksikliği

Tüm dünyada ölüm nedenleri arasında ilk sıralarda yer alan kalp krizi nedeniyle her 38 saniyede bir kişi hayatını kaybediyor. Yapılan araştırmalara göre kalp krizini tetikleyen pek çok faktörden biri de Omega 3 eksikliği.

Klinik Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Gökhan Özışık Omega 3 hakkında merak edilen soruları yanıtladı.

Omega 3 nedir, ne işe yarar?

Kalp ve birçok sistemin korunması için gerekli olan Omega 3 vücut tarafından yapılamayan ve muhakkak dışarıdan alınması gereken bir yağ asididir. Kişilerin yaşam tarzı ve metabolizmalarındaki değişiklikler, örneğin sigara içmek, yanlış beslenme alışkanlığı da Omega 3 seviyeleri üzerinde son derecede etkilidir.

Her balıkta yeterli Omega 3 olmadığı gibi bazen yenilen balıklar ve alınan bazı Omega 3 takviyeleri de vücut tarafından yeterince kullanılamamaktadır. Balığın hazırlanışından seçimine kadar çeşitli faktörlerin Omega 3 düzeyleri üzerindeki etkisi çok önemlidir. Bu nedenle kişilerin Omega 3 seviyelerini balık yiyip yememesine, takviye alıp almamasına bakarak tahmin etmek imkansızdır ve kişiler farkında olmadan düşük Omega 3 düzeyine bağlı tehlikelerle karşı karşıya kalabilmektedirler.

Tam da bu noktada hs-Omega 3 indeks testi kişilere ve doktorlara son derecede yardımcı olmaktadır ve sadece Omega 3 seviyesini değil, trans yağlar dahil, 23 çeşit yağ asidinin durumunu da inceleyerek kişinin hem korunma düzeyini, hem de potansiyel sağlık risklerini ortaya koymaktadır.

hs-Omega 3 indeks testi nedir?

hs-Omega 3 indeks testi Omega 3 yağ asitlerinin miktarını ölçen yeni nesil bir kan testidir. Bu test sayesinde ani kardiyak ölüm riskinizi ve korunma durumunuzu belirleyebilirsiniz. Araştırmalar düşük Omega 3 indeksinin yüksek kalp krizi riski ile ilişkisini göstermiştir. 3.3’ten düşük Omega 3 indeksi yüksek kalp krizi ölüm riskini işaret etmektedir.

Omega 3 indeksini % 6.5’a çıkartmak kalp krizinden ani ölüm riskini % 90 oranında azaltmaktadır. İdeal değerler 8 ila 11 arasıdır.

Omega 3 miktarı kadar bu testte belirtilen Omega 3 – Omega 6 oranı ve yine bu testte yapılan 23 farklı trans yağlar ile doymuş yağlar dâhil çeşitli yağ asitlerinizin düzeyi de çok önemlidir.

hs-Omega 3 indeks testi nasıl yaptırılır?

hs-Omega 3 indeks testi size bu konuda yol gösterecek en gelişmiş testtir. hs-Omega 3 indeks testi hakkında doktorunuzdan, diyetisyeninizden veya eczacınızdan bilgi alabilirsiniz. hs-Omega 3 indeks testi şu ana kadar CLIA sertifikası almış ve hem ABD, hem de Avrupa’da ruhsatlanmış olan tek testtir.

Çok yeni geliştirilmiş bir test olan hs-Omega 3 indeks testi kırmızı kan hücreleri zarındaki Omega 3 yağ asitlerinin miktarını ölçmeye dayanmaktadır. Araştırmalar Omega 3 asitlerinin yüksek olduğu zaman kalp korumasının en üst seviyede olduğunu göstermektedir. Bu testte Omega 3 dahil olmak üzere 23 çeşit yağ asidi ölçülmektedir ve sonuçları verilmektedir.

Doktorunuz veya diyetisyeniniz bu sonuçlara göre size gerekenleri önererek ve takip ederek kalp krizi riskinizi, damarsal hastalık risklerinizi ve aşağıdaki pek çok duruma karşı riskinizi ileri derecede düşürme imkanına sahiptir. Diğer taraftan, hamilelerde Omega indeks testi çok önemli rol oynamaktadır. Düşük Omega 3 indeksi ileride doğacak çocukta bazı sağlık problemlerine neden olabilmektedir.

İdeal Omega 3 alımı nasıl olmalı?

Yeterli Omega 3 alıp almadığınızın veya aldığınız Omega 3′lerden yararlanıp yararlanmadığınızın tek kontrol yolu hs-Omega 3 indeksi testi yaptırmanızdır.

Omega 3 testi ile tespit edilen düşük Omega 3 indeksini düzeltmek için yapılması gereken, Omega 3 ihtiva eden ve doğru şartlarda yaşamış somon, saldalya gibi balıkları daha çok yemek ve doğru kalite ve miktarda Omega 3 yağ asidi içeren besin takviyelerini almaktır.

Bunların tesiri üç veya dört ayda ortaya çıkacağından bu süre sonunda tekrar hs-Omega 3 indeksinizi kontrol etmek ve indeks normale geldi ise tekrar düşüşü önlemek için bu şekilde beslenmeye ve takviyeleri kullanmaya devam etmek gerekir.

3 kişiden biri kalp krizinden ölüyor!

Omega 3 eksikliği hangi belirti ve hastalıklara yol açar?

– Kronik yorgunluk ve halsizlikten yakınıyorsanız,
– Konsantrasyon güçlüğü ve hafıza problemleri yaşıyorsanız,
– Cildiniz kuru ve eskisinden daha sertse,
– Gözleriniz eskisi gibi parlak ve canlı değilse,
– Eklem ağrıları çekiyorsanız,
– Yoğun çalışma temposu ve strese tahammülünüz azaldı ise,
– Trigliserid düzeyiniz yüksek ise,
– 60 yaşından önce kalp krizi geçirmiş 1. derecede akrabalarınız var ise,
– Koroner kalp hastalığınız varsa,
– Hamileyseniz,
– Çok fazla kahve ve çay tüketiyorsanız,
– Sigara veya puro içiyorsanız,

Omega 3 seviyeniz ve diğer yağ asitleri oranları bozuk olabilir.

Hangi besinlerde Omega 3 bulunur?

Omega 3 insan vücudunda yapılamadığından muhakkak dışarıdan alınması gereklidir. Temelde üç farklı türü bulunur Omega 3’ün: ALA, EPA ve DHA.

Omega 3’ün asıl ana kaynağı yağlı balıklardır. Daha az olmakla beraber diğer deniz mahsullerinde de bulunur. ALA ise balıkta bulunmaz yağlı tohumlar ve koyu yeşil sebzelerde bulunur. Tek başına ALA almak yeterli değildir. Daima EPA ve DHA da alınmalıdır. Bu nedenle beslenmemizde Omega 3 kaynaklarının dengesine çok özen göstermek lazımdır.

Omega’nın başka bir çeşidi olan Omega 6’nın da en önemli kaynağı bitkisel yağlardır. Omega 3 ve Omega 6 oranları çok önemlidir. Bu oranlardaki değişiklikler insanlarda çeşitli sistemlerin bozukluklarına neden olabilirler. Bunun dışında, zehirli maddeleri ihtiva etmeyen (çevre kirliliğinden etkilenmemiş) balıklardan uygun tekniklerle elde edilmiş ve içinde yeterli miktarda Omega 3 olan besin takviyeleri de en güvenilir Omega 3 kaynağıdır.

göğüs ağrısı

Göğüs Ağrısını Ciddiye Alın

göğüs ağrısıGöğüs Ağrısı

Göğüs ağrınız 20 dakikadan uzun sürdüyse, sol kola doğru yayılan bir ağrı tarif ediyorsanız, terleme, bulantı kusma şikâyetleriniz de varsa kalp krizinden şüphelenip, vakit kaybetmeden tam donanımlı bir merkeze gitmenizde fayda var.

Kalp hastalıkları tüm dünyada en yaygın hastalık ve ölüm nedenleri arasında yer alıyor ve kalp krizi geçiren hastalardaki her 1 saatlik gecikmede, 100 kişiden biri tedavi edilmediği için yaşamını yitiriyor. Bu bilgiler ışığında; kalp hastalıkları ile mücadelenin önemi artarken, kalp krizine karşı acil müdahale de öne çıkıyor. Prof. Dr. Tevfik Gürmen, kalp krizine doğru yaklaşım hakkında bilgi verdi.

Kalp damarlarının tıkanması kalp krizine neden oluyor

Koroner kalp hastalığı dünyada ve ülkemizde en önde gelen hastalık ve ölüm nedenidir. Koroner arterler (atardamarlar) kalp kasının kan ihtiyacını karşılayan, kalbin çalışması için gerekli oksijen ve diğer maddeleri sağlayan damarlardır. Bu damarların duvarında kolesterol, yağ tortuları, çeşitli hücreler ve kalsiyum gibi maddelerin birikmesi sonucu damarda daralma veya tıkanmalar oluşmaktadır.

Daralmış bölgelerden geçen kan akımının azalması ve o damarın beslediği kalp kası bölgesinin yeterli beslenememesi nedeniyle eforla veya istirahat halinde gelen göğüs ağrıları ortaya çıkar. Damarın tamamen tıkanması çoğunlukla kalp krizine neden olur. Kalp krizi (miyokard enfarktüsü) kalp kasının bir bölgesinin kandan yoksun kalması nedeniyle oluşur.

Kalp kasının oksijensiz kalması sonucunda biriken kimyasal maddeler ağrıya neden olmaktadır. Bu durum 15-20 dakikadan uzun sürdüğünde kalp kasında geri dönüşümsüz hasar oluşmaya başlar. En büyük hasar ilk saatlerde olduğundan tıkanmış olan koroner damarın bir an önce açılması kalp krizi tedavisinin esasını oluşturmaktadır.

Yaşlı ve diyabetik hastalarda kalp krizi göğüs ağrısı ile gelmeyebilir

Kalp krizinin en sık görülen belirtisi göğüs ağrısıdır. Ağrı 20 dakikadan uzun sürdüğü ve tedavi edilmediği takdirde 4-6 saatten fazla devam edebilir. Genellikle göğüs ortasında baskı, sıkışma hissi şeklindedir ve boyuna, çeneye, kollara (daha çok sol kola) yayılır. Ağrı başlangıçta maksimum düzeyde değildir, gittikçe artar.

Birçok hastada ağrı ile birlikte bulantı, kusma, terleme olur. Ağrıya nefes darlığı, baş dönmesi, baygınlık eşlik edebilir. Ancak bazı hastalarda, özellikle şeker hastalarında ve yaşlılarda ağrı olmayabilir; kalp krizi; sıkıntı, fenalık hissi, nefes darlığı, bayılma gibi belirtilerle kendini gösterebilir.

Kalp krizi geçiren hastayı dinlendirirken bir yandan da ambulans çağırın

Kalp krizi geçiren kişi bir an önce yoğun bakım ünitesi olan, tercihen acil anjiyografi ve anjiyoplasti (balon) / stent uygulamaları yapılabilen donanımlı bir sağlık kuruluşuna ulaştırılmalıdır. Kalp krizinden kuşkulanılan hasta rahat bir pozisyonda efor sarf etmeden dinlenmeli ve olanak varsa donanımlı bir ambulansla hastaneye götürülmelidir. Evde yapılabilecek en yararlı tedavi bir tablet aspirin çiğnetmek veya suda eritip içirmektir.

Her bir saatlik gecikmede kalp krizi geçiren 100 hastadan biri kaybedilmektedir. Enfarktüs şüphesi varsa hiç zaman kaybetmeden donanımlı bir hastaneye gidilmelidir.

Hastaların çoğunda basit bir EKG kaydı hemen tanı konmasını sağlar. Kalp krizi geçirmekte olan hasta koroner yoğun bakım ünitesinde tedaviye alınır. Acil girişim olanağı olan merkezlerde ekip hazırsa hasta doğrudan anjiyografi odasına alınabilir.

Kalp krizinde esas tedavi bir an önce tıkalı damarın açılmasıdır. Bir yandan ritm bozuklukları, kalp durması gibi hayati komplikasyonlarla mücadele ederken; diğer yandan tıkanmış damar bölgesinde tekrar kan akımını sağlamak için gereken tedaviye başlanmalıdır. Tıkanmış damar başlıca iki yöntemle açılabilir: 1) Anjiyoplasti (balon) ve stent uygulaması. 2) Pıhtı eriten (trombolitik) ilaçlar.

Acil girişim ilaç tedavisinden daha başarılı

Son yıllarda yapılan bilimsel araştırmalar balon / stent uygulamasının pıhtı eritici ilaç tedavisinden daha etkili olduğunu göstermektedir. Pıhtı eritici ilaçların en korkulan komplikasyonu olan beyin kanaması riski balon / stent uygulaması ile ortadan kalkmaktadır.

Kalp krizinin acil balon / stent uygulaması ile tedavisi yönteminde en önemli nokta yeterli altyapıya, donanıma sahip hastanelerde, 7 gün / 24 saat hizmet verebilen deneyimli operatörler tarafından yapılması gerekliliğidir. Kalp krizi tedavisinde ilk 2-3 saat içinde damar açıldığında en büyük yarar elde edilmektedir. Ancak geç başvuran hastalarda ilk 12 saat, bazı durumlarda ilk 24-36 saat içinde dahi girişim yapmak yararlı olmaktadır.

Tedaviye ömür boyu devam etmelidir

Anjiyoplasti / stent uygulaması sonrası hastanın tedavisine koroner yoğun bakım ünitesinde devam edilir. Çoğu hasta 24-48 saat sonra normal servise çıkar, birkaç gün de serviste yattıktan sonra hastaneden ayrılır. Ancak her hastanın farklı olduğu ve kalp krizi geçirmiş kişilerde tedavinin ömür boyu devam edeceği unutulmamalıdır.

ağrı kesiciler

Ağrı Kesicilerde Kalp Krizi Riski Var

ağrı kesiciler

Ağrı Kesicilerde Kalp Krizi Riski Var

Uzmanlar, reçetesiz olarak alınabilen birçok ağrı kesicinin özellikle yaşlılarda ve hassas bünyeye sahip olanlarda kalp krizi riskini artırdığını belirtiyor.

İsviçre’de 116 bin 429 hastanın verilerinin incelendiği bir araştırmaya göre, reçetesiz alınan birçok ağrı kesici, uzun süreli kullanıldığında başta yaşlılar olmak üzere, bünyesi hassas olanlarda ve kalp krizi riskini artırıyor.

Araştırmaya göre etken maddesi “ibuprofen” olan ağrı kesici ilaçlar, inme riskini 3 kat, “diclofenac” ve “etoricoxib” içeren ilçlar ise kalp krizi ve inmeden ölme riskini 4 kat artırıyor.

Sonuçları İngiliz Tıp Dergisi’nde yayımlanan araştırmayı gerçekleştiren ekibin başkanı Bern Üniversitesi’nden Prof. Dr. Peter Juni şunları söyledi:

 Ağrı Kesicileri Dikkatli Kullanın

“Eğer sadece başınız ağrıdığında ilaç alıyorsanız, 65 yaşın altındaysanız, kalp hastalığınız yoksa, kolesterol verileriniz normalse ve sigara içmiyorsanız sorun yok.

Risk altında olanlar, daha çok kronik ağrıları olduğu için sürekli ilaç alan ve kalple ilgili sağlık sorunu olan yaşlılar. Ağrı kesiciler onlarda riski artırıyor.”

Ağrı kesicilerin aşırı kullanımı, bağımlılık da yapıyor. Özellikle orta yaş ve sonrasında görülen sık ağrı kesici kullanımı, bilim adamlarınca alkol ve sigara bağımlılığı gibi kişinin kendi kendine asla vazgeçemediği ve tedavi gerektiren bir sağlık sorunu olarak görülüyor.

grip

Grip Kalp Krizine Yol Açabilir

gripGribin kalp hastaları üzerinde olumsuz bir etkisi var.

Prof. Dr. İsmet Dindar, grip virüsünün kalp krizini tetikleyebileceği uyarısında bulundu. Prof. Dr. Dindar yaptığı yazılı açıklamada, gribin kalp hastaları üzerindeki olumsuz etkisine dikkat çekerek, kalp krizini tetikleyebileceğini bildirdi.

Grip Kalp Krizine Yol Açabilir

Dindar, ”Kalp krizi, koroner damarlarda gelişen plakların yırtılmasıyla damarın tıkanması sonucu ortaya çıkar. Yapılan çalışmalarda grip virüsünün damarı tıkayan bu plakları direkt etkileyerek plağın yırtılmasına neden olabileceği gösterilmiştir. Bu plaklarda virüsün saptandığını ortaya koyan çalışmalar da yayınlanmıştır. Her grip salgınında kalp hastalıklarından ölümün artması da bu bulguları destekliyor” dedi.

Gribe bağlı olarak oluşan direnç düşüklüğü ve ateş yüksekliğinin kalbin iş yükünü, dolayısıyla da oksijene gereksinimini artırdığını vurgulayan Prof. Dr. Dindar, şunları kaydetti: ”Grip aşısı, gribe bağlı ortaya çıkabilecek kalp krizlerini önlemektedir. Aşının kalp krizini azalttığı çeşitli araştırmalarla gösterilmiştir. Bu konuda ABD’de ve Güney Amerika’da yapılan çalışmalar var. Özellikle ileri yaşlardaki, astım ve diyabeti olan kalp hastalarına grip aşısı yapılmasının, ölüm ve kalıcı hasar riskini önemli ölçüde azalttığı çalışmalarla bildirilmektedir.

 

kolesterolü düşürmek

Kolesterolü Düşürmek İçin Beslenme ve Tedavisi

kolesterolü düşürmekKOLESTEROLÜ DÜŞÜRMEK İÇİN BESLENME VE TEDAVİSİ

Kolesterol için kullanılan ilaçları ömür boyu kullanmak gerekiyor

Diyet ve egzersiz kolesterolün düşürülmesinde yeterli olmazsa hastaya ilaç tedavisi uygulanıyor; ancak ilaçları ömür boyu kullanmak gerekiyor

MEMORIAL HASTANESI İÇ HASTALIKLARI BÖLÜMÜ’NDEN PROF. DR. YAVUZ BAYKAL ANLATTI:

Kolesterolden korunmak için nasıl beslenmeliyiz?

Prof. Dr. Yavuz Baykal: Kolesterol düzeyini düşürmek için diyete dikkat etmek gerekiyor. Ve tabii bazı yiyeceklerden yani kolesterol açısından zengin yiyeceklerden kaçınmak gerekiyor. Yumurtanın sarısı, hayvansal yağlar, sakatatlar, mayonez, kırmızı et gibi besinlerde kolesterol oranı yüksektir.

Kolesterolden korunmak Ne tür ekmek yemeliyiz?

Prof. Dr. Yavuz Baykal: Kolesterolün düşürülmesi ve kalori miktarının azaltılması açısından kepekli ekmek yenilmesi iyi olur.

Ceviz ve fındık kolesterolü düşürür mü?

Prof. Dr. Yavuz Baykal: Fındık ve ceviz gibi gıdaların çok fazla tüketilmesi kolesterol üzerinde olumlu etkiler yapmaz. Ama az miktarda yenilmesi yararlı olur. Özellikle de günde 2-3 adet ceviz yemenin kolesterol üzerine olumlu etkileri olduğu söylenebilir.

Kolesterolden korunmak Hangi meyve ve sebzeleri tüketelim?

Prof. Dr. Yavuz Baykal: Meyve ve sebzeleri mutlaka yeterli miktarlarda tüketmek gerekiyor. Normal beslenme de meyve ve sebzelerin rolü büyüktür.

Tuz kullanımı kolesterolü yükseltir mi?

Prof. Dr. Yavuz Baykal: Tuz kolesterolü yükseltmez. Direkt bir bağlantısı yoktur ama çok fazla tuz tüketen kişilerin tansiyonlarında bir yükselme görülebilir. Tansiyonu yüksek olan kişilerde bir de kolesterol yüksek olursa kalp ve damar hastalıkları için risk faktörleri artış gösterir.

Kolesterol ve yağ arasında nasıl bir ilişki var?

Prof. Dr. Yavuz Baykal: Katı yağlardan kaçınmak gerekiyor. Doymamış yağları tercih etmek gerekiyor. Bunların en başında zeytinyağı geliyor. Eğer zeytinyağı yiyemiyorsanız o zaman fındık, soya, mısırözü gibi yağları tercih etmeniz gerekiyor.

Kırmızı et kolesterolü yükseltir mi?

Prof. Dr. Yavuz Baykal: Yükseltiyor ama canınız çok kırmızı et yemek istiyorsa haftada 1 ya da 2 kez aşırıya kaçmamak koşuluyla yiyebilirsiniz. Ancak et yemek istiyorsanız beyaz et ve balık yemek daha yararlı olur.

Kimler kolesterolünü ölçtürmeli?

Prof. Dr. Yavuz Baykal: Ailesinde kolesterol problemi olanlar genç yaşlarında kolesterolünü ölçtürmeye başlamalı. Yani 20’li, 30’lu yaşlarda mutlaka ölçüm yaptırmalı. Yüksek olanlar ise önlem almalı. Kolesterolü yüksek olmayan kişilerin yılda bir kez kolesterollerini ölçtürmeleri yeterlidir.

Yılda bir kez kolesterol ölçtürmek kişiyi hastalıklardan korur mu?

Prof. Dr. Yavuz Baykal: Evet, korur. Hiçbir risk faktörü olmayan, genetik yatkınlığı olmayan kişilerde tek başına kolesterole bağlı ölüm riski binde bir. Ama diğer faktörler eklenince bu oran da artış gösteriyor. Kolesterolün düşürülmesi ile kalp krizi, felç, böbrek hastalıkları, nadir de olsa şişmanlığa bağlı kanser gelişimi gibi hastalıklardan korunmak mümkün olabilir.

Kolesterol nasıl teşhis ediliyor?

Prof. Dr. Yavuz Baykal: Kişiden kan alınıyor ve laboratuvar sonuçlarına göre değerlendirme yapılıyor. Genetik yatkınlık, sigara, alkol kullanımı, şeker hastalığı, hipertansiyon ve erkek olunması gibi risk faktörleri varsa kişinin total kolesterolünün 100’ün altında olmasını tercih ediyoruz. Herhangi bir risk faktörü yoksa kolesterol oranı 200 olabilir. Yüksek kolesterollü ve risk faktörleri olan hastalarda ilaç tedavisine başlıyoruz.

Kolesterolde İlaç tedavisi nasıl yapılıyor?

Prof. Dr. Yavuz Baykal: Hastalarda kolesterolü düşürmek amacıyla birçok ilaç kullanılmakta ise de, en fazla kullanılan ilaç grubu statinlerdir.

Kolesterol tedavisi ne kadar sürüyor?

Prof. Dr. Yavuz Baykal: Bu ilaçlar kullanıldığı sürece faydalı olurlar. Dolayısıyla ilaçlar bırakıldığı zaman kolesterol düzeyi tekrar yükselir. Bu yüzden bu ilaçları ömür boyu kullanmak gerekiyor.

Peki ya ilaç kullanımına rağmen kişinin kolesterolü düşmezse?

Prof. Dr. Yavuz Baykal: Bazı kişilerde ilaç kullanımına rağmen kolesterol düşmüyorsa bu hastalarda genetik tedaviler ve plazmaferez denilen tedavi uygulanabilir.

Bu yazımızla alakalı olarak obeziteye karşı diyet nasıl yapılır makalemizi okuyabilirsiniz.