Kategori arşivi: Hamilelik-Gebelik

Regl Olmamanın Anlamı

Regl Olmamanın Anlamı Nedir ?

Regl Olmamanın Anlamı Nedir

Regil_Olamama

 

 

 

 

 

 

 

 

Regl olamamanın bir kaç nedeni olmakla beraber kadın sağlığı açısından neye işaret ettiği önemli bir konudur. Kısa ve bir kaç başlıkta regl olamama ne anlamına gelir.

a.Gebelik sözkonusu sanılmıyorsa, bir kez vuku bulan yetersiz regl önemli olarak kabul edilmemeli ve hiçbir şey yapılmamalı.

b.Devam eden ve inatçı yetersiz regiller çok kez regl kan mekaniz­masını ayarlayan ve kontrol eden guddelerde bir bozukluktan ileri gelmektedir (hipofiz salgı bezi, yumurtalıklar veya tiroid gibi) veya rahimde anormal bir durumun gelişmesinden de ileri gelebilir.

c.Kırklarında veya ellilerin başlarında olan kadınlarda az regl olma,  yaş dönümünün bir öncüsü ve habercisi olabilmektedir.

KADINDA GEBELİK OLUŞUM SÜRECİ

Tedaviye Ne Zaman Başlamalı?

KADINDA GEBELİK OLUŞUM SÜRECİ

KADINDA GEBELİK OLUŞUM SÜRECİ

Gebeliğin oluşabilmesi için yumurtlama döneminde kadın yumurtasının erkek spermi ile döllenmesi ve döllenme sonucu oluşan embriyonun rahime gelip yerleşmesi gereklidir. Adetleri düzenli olan kadınlarda yumurtlama dönemini hesaplamak kolaydır. Beklenen adetten 2 hafta önce yumurtlama gerçekleşir. Örneğin 28 günde bir adet gören bir kadının yumurtlama günü âdetin ilk gününden itibaren sayıldığında 13-14’üncü gündür. Düzenli adet gören bir kadının bu bir aylık dönemde gebe kalma şansı %20-%30 dur. 35 yaş altında belirgin bir problemi olmayan bir çift ortalama 4- 6 ay içinde gebeliği yakalar. Yapılan istatistikler göstermiştir ki çiftler;

%30’u ilk bir ayda
%70-75’i altı ay içinde
%85-90’ı bir yıl içinde
%95’i iki yıl içinde gebe kalabilmektedir.
Bu istatistiklerde göstermektedir ki ilk bir yıldan sonra gebelik oranları pek artmamaktadır.

NE ZAMAN KARAR VERMEK GEREKİR?

Bazı çiftler için gebe kalmak çokta kolay değildir. Bebek isteyen çiftlerin %10-15’inin tüp bebek (infertilite) uzmanlarından profesyonel yardım almaları ve yardımcı üreme tekniklerinin (aşılama,tüp bebek..gibi) kullanılması gerekir.
Bir yıl içinde gebelik oluşmamışsa infertilite kliniklerine başvurulmalıdır. Peki her çift bu bir yılın dolmasını beklemeli midir? Tabii ki hayır.

KADINLAR İÇİN;

-35 yaş üzerinde bir yılı beklememek gerekir. Gebelik şansı azaldığı için 6 ay içinde, 40 yaş ve üzerinde 3 ay içinde bir uzmana başvurmalıdır.
-Başka nedenlerle jinekolojik muayene olmuş ve yumurta rezervinin azalmış olabileceği söylenmişse
-Adetler düzensiz ise ( 21 günden kısa 35 günden uzun, özellikle kilo ve vücutta kıllanma artmış ise)
-Geçirilmiş yumurtalık iltihabı (pelvik enflamatuar hastalık)
-Daha önceden dış gebelik geçirilmiş ise (ameliyatla tüp alınmış olabilir veya ilaçla tedavi edilmiş olabilir)
-Karın ameliyatları geçirilmiş ise (apandisit, bağırsak veya her hangi bir nedenle yapılan karın ameliyatları yapışıklıklara ve tüplerin kapanmasına neden olabilir)
-Cinsel yolla bulaşan hastalık hikâyesi varsa
-Gebelik düşünmeden önce doğum kontrol amaçlı spiral kullanım hikâyesi varsa
-Endometriozis teşhisi konmuşsa
-Birinci derece yakınlarda veya kardeşlerde infertilite problemi yaşanmışsa

ERKEKLER İÇİN;

-İleri yaşta geçirilmiş ve testisleri etkilemiş kabakulak hikâyesi varsa
-Testis travması varsa
-İnmemiş testis ameliyatı olmuşsa
-Cinsel yolla bulaşan hastalık hikayesi
-Erken boşalma ve ereksiyon problemi varsa
-Kimyasallar veya radyasyonlu ortamlarda çalışanlar
-Birinci derece yakınlarda veya kardeşlerde infertilite problemi yaşanmışsa

BAZI ÖZEL DURUMLAR

-Eşlerden herhangi birisinde bilinen genetik geçişli hastalık varsa (kistik fibrosiz, talasemi, hemofili….gibi)
-Hepatit ve HIV gibi bulaşıcı hastalıklarda eşi korumak için
-Kanser tedavisi (radyoterapi, kemoterapi..gibi)

Yukarıda belirtilen durumlarda bebek sahibi olmak isteyen çiftlerin zaman kaybetmeden güvenilir, modern ve tecrübeli bir tüp bebek merkezine başvurmaları gerekir. Çiftler merkez seçimi öncesinde iyi bir araştırma yapmalı, merkezin ve uzmanın başarı grafiğini dikkatlice incelemelidir. Tedavi süresinde yaşanan stres hem çifti hem de uzmanı baskı altına alırsa başarı olumsuz yönde etkilenebilir. Bu nedenle çiftlerin merkeze ve doktora güveni tam olmalıdır.

hamilelikte varis

Hamilelikte Neden Varis Olur?

hamilelikte varis

Gebelikte varisi tetikleyen nedenler nelerdir?

Gebelikte varisi tetikleyen pek çok farklı neden vardır. Bunlar biri gebelerdeki hormonal değişiklikler nedeniyle ve (toplar damar) duvarlarının gerilme/genleşme yatkılığının artmasıdır. Bunun dışında gebelerde varisi tetikleyen en önemli nedenler şöyle sıralanabilir:

* Bebeğin ve rahmin büyümesi kalbe geri dönüş yolunda pelvis (leğen kemiği) içinde bası oluşturur.
* Gebelikte vücutta artan kan/sıvı miktarını bacak damarlarında daha fazla basınç oluşturması

* Hiperlordozis (L5-S1):Bel kemiğinde gebelik nedeniyle oluşan eğrilik

* Çoğul gebelikler

* Gebelik öncesi varisin olması

* Obezite/gebelikte fazla kilo alımı

* Varisten korunma önlemlerinin alınmaması


Varisin anneye ve bebeğe etkileri nelerdir?

Anne adayı ayağa kalktığında bacaklarda göllenen kan artar, bunun için vücuduna ve bebeğe yeterli kan göndermeyi amaçlayan anne kalbi daha fazla çalışır. Toplar damardaki kan göllenmesinden dolayı azalan kan hacmi, baş dönmesi ve hatta bayılarak yere düşme gibi hamile bayanlar için tehlikeli olay zincirine neden olur. Çocuğunu bekleyen annenin bacaklarında daha önceden var olan, dolaşımdaki değişiklikler ve hormonların etkisiyle artan problemler çirkin görünüm, kramp, kaşıntı vb. gibi basit şikayetlerin yanında derin sistemde pıhtıların oluşmasına neden olabilir. Oluşan varisler de daha fazla şişmekte ve göllenen kan miktarı artmaktadır. Bazen bir parmak kalınlığına ulaşan bu damarlarda gebeliğin son aylarında anne karnındaki bebeğin yatış şeklide etkilidir. Doğumdan sonra bu damarların çoğu kaybolsa da, göllenen ve böylece pıhtılaşma riski artan kanın, bebek ve annenin hayatını tehlikeye sokacağı bilinmelidir.
Prematür (erken) doğumlara neden olur mu?
Yapılan araştırmalarda, işlerinden dolayı uzun süre ayakta kalan kadınlarda, prematür doğumlara daha sık rastlanılmaktadır. Ayakta kalan anne adaylarının kalbe giden kan miktarında azalma ve bebeğe yeteri kadar kanın ulaşmaması sık olarak rastlanan prematür doğumların nedenleri arasındadır. Bunun yanında trombofili (kalıtsal olarak kanın pıhtılaşmaya eğilimi) denilen hastalıkta düşük nedenleri arasında önemli bir yer almaktadır. Bu hastalar basit bir tedavi ile çocuk sahibi olabilmekte ve konulan tanı annenin gelecekte oluşabilecek hastalıklarının önlenmesini sağlamaktadır.

Gebelikte oluşan hangi varisi, ne zaman tedavi etmek gerekir?

Gebelik süresi boyunca oluşan varislerin bazı durumlarda tedavisi zorunludur. Eğer varisleriniz doğumdan 2 ay sonra bile kaybolmuyorsa ve varise bağlı şikayetleriniz devam ediyorsa tedavi görmeniz gerekir. Kozmetik sorun yaratan varisler dahil olmak üzere gebelikte oluşan varisler için, doğumu takiben 3. aydan itibaren tedaviye başlamak gerekmektedir.

Varis neden tedavi edilmeli?

İstenmeyen bir görüntünün oluşmasının yanı sıra varisler hayati tehlike de yaratabilirler. Varislerin tedavi edilmesini gerektiren en önemli nedenler şunlar:
* Derin toplar damar sisteminde pıhtılara neden olması ve bu pıhtıların koparak akciğer embolisi gibi ölümcül bir tablo oluşturması,
* Varislerin kötü görünmesi,
* Hamilelik sırasında anne adayının kendini kötü hissetmesi
* Damarlarda pıhtı oluşması ve iltihaplanması
* Anne ve bebeğin dolaşımına önemli yük oluşturması
* Gerekli tedbirler alınmadığında, erken doğum riskini arttırmasından dolayı anne adaylarının gerekli önlemleri alması gerekmektedir.

Bacaklarda kan göllenmesini ve varis oluşumunu önlemek için ne yapabilirsiniz?

Gebeliğiniz boyunca varis oluşumu engellemek için pek çok önlem almanız mümkün. Hamileliğiniz süresince ayakta/oturarak uzun süre hareketsiz kalmaktan sakının. Alçak sandalyelerde oturmaktan ve sert kenarların bacağa temasından sakının. Mümkün olduğunca çok yürüyün, yüzün, bisiklete binin. Sıcak banyo yapmayın. Uzun süre güneşte kalmayın. Sıcak havalarda veya egzersiz sonrası, ayaklardan başlayarak bacaklarınızı soğuk su ile ıslatın. Gece uyurken veya dinlenirken ayaklarınızı kalp seviyesinin yukarısında kalacak şekilde yerleştirin. Ayrıca doktorunuzun tavsiye ettiği varis (elastik) çoraplarını, tarif edildiği gibi kullanmanız da varis oluşumunu engeller.

Dekolman Plasenta

Dekolman Plasenta: Plasentanın erken ayrılması

Dekolman Plasenta

Dekolman Plasenta

Uzmanlar, her 200 hamilelikten birinde görülen plasentanın erken ayrılması (Dekolman Plasenta) durumunun, hem anne hem de bebek için ciddi tehlikeler oluşturduğunu belirtiyor.

Her anne adayı hamileliğinin sorunsuz geçmesini ve bebeğinin herhangi bir problem oluşmadan dünyaya gelmesini ister. Çoğu zaman da hamilelik süreci sorunsuz tamamlanır. Ancak bazen ortaya çıkan rahatsızlıklar hamileliğin normal sürecini tehlikeye sokar. Bu durumlardan biri de plasentanın erken ayrılması (Dekolman plasenta).

Plasentanın erken ayrılması nedir?

Dekolman plasenta olarak adlandırılan plasentanın erken ayrılması durumu plasentanın bebek doğmadan önce rahim duvarından ayrılması demektir. Rahatsızlık hem anne hem de bebek için ciddi tehlikeler oluşturduğundan tüm kanamalı rahatsızlıklarda olduğu gibi hemen doktora başvurmak gerekir.

Ablasyo plasenta adı da verilen plasentanın erken ayrılması durumu her 200 gebelikten birinde görülür.

Dekolman plasentanın çok karşılaşılan belirtileri ağrı ile birlikte koyu ve pıhtılaşmayan vajinal kanamanın gerçekleşmesi. Özellikle şiddetli ayrılmaların yaşandığı vakalarda rahim oldukça serttir ve gevşemez. Buna bağlı olarak anne adayında hipotansiyon ve şok bulguları ortaya çıkabilir. Bebekte ise kalp atımı bozulabilir.

Dekolman plasenta nedenleri

Plasentanın erken ayrılması durumunun ne zaman ve hangi hamilelerde ortaya çıkacağını belirlemek olanaksızdır. Ancak bazı rahatsızlıklar dekolman plasenta riskini artırabilir.

Bunların başında gestasyonel (gebeliğe bağlı) hipertansiyon, kronik hipertansiyon, preeklampsi, çok sayıda doğum yapmış olmak, sigara kullanımı, kokain alışkanlığı ve şiddetli beslenme bozukluğu yer alıyor. Ayrıca trafik kazası gibi karın bölgesine rastlayan darbeler de bazı durumlarda plasentanın erken ayrılmasına neden olabilirler.

Bunun dışında hamilelik esnasında ağır polihidramnios (amnios sıvısının artması) nedeniyle amnios kesesinin kendiliğinden ya da doktor tarafından açılması esnasında rahmin hızlı boşalması da dekolman plasentaya neden olabilir.

Plasentanın erken ayrılmasında nasıl müdahale edilir?

Hamilelik esnasında plasentanın erken ayrılması acil müdahale gerektiren bir durumdur çünkü hem annenin hem de bebeğin hayatını tehlikeye sokar. Bebeğin durumu bebek kalp atımlarından takip edilir.

Anne ve bebeğin sağlık durumlarına bakarak hamileliğin sonlandırılıp sonlandırılmayacağına karar verilir. Çoğu hamileliğe acil sezaryenle son verilir.

Anne ve bebeğin durumu iyi ise, ender vakalarda, plasenta az miktarda ayrıldıysa ve kanama devam etmiyorsa, doğum ağrıları yoksa, anne adayı herhangi bir şey yapılmadan takibe alınır. Normal doğum, çok nadir durumlarda anne ve bebek iyi ise ve doğum sancıları varsa gerçekleştirilebilir.

Bebeğin-suyunun-azalması

Bebeğin Suyunun Azalması (oligohidroamnios)

Bebeğin-suyunun-azalması

Bebeğin Suyunun Azalması

Anne karnındaki bebek (fetus), amniyon sıvısı adı verilen bir sıvı içinde bulunur. Bu sıvı, rahim içindeki bebeği dışarıdan gelecek travmalara karşı koruduğu gibi, bebeğin büyümesi ve gelişmesine de olanak sağlar. Okumaya devam et

Bozulmuş Gebelik

Bozulmuş Gebelik

Bozulmuş Gebelik

Bozulmuş Gebelik

Anembriyonik gebelikle benzer bir durumdur. Sıklıkla gebelik kesesinin düzensiz olarak izlendiği durumlarda bu tanı konur. Normalde yusyuvarlak olması gereken gebelik kesesi düşükten hemen önceki dönemde düzensiz hale gelebilir ve yine sıklıkla kesenin etrafında az miktarda kan birikimi olur. Bozulmuş gebelik ifadesi genellikle bu durumu tarif etmek için kullanılır. Tanı konduktan sonra tıbbi tahliye ile gebeliğe son verilir. Okumaya devam et

düşük tehdidi

Düşük Tehdidi Nedir?

düşük tehdidi

Düşük 

Gebeliğin ilk yarısında kanama ya da kanlı akıntı olması durumunda yapılan jinekolojik muayenede kanamanın uterus dışında bir yerden gelmediğine emin olunduğunda düşük tehdidi tanısı konur. Bazı anne adaylarında basur kanaması, idrar yollarındaki kanama, ya da serviksteki bir hastalığa bağlı olarak özellikle cinsel ilişkiden sonra oluşan kanama da yetersiz bir değerlendirme sonucu düşük tehdidi sanılabilir. Bu nedenle “düşük tehdidi” tanısını hemen koymadan komple bir jinekolojik ve genital muayene ihmal edilmemelidir. Anne adaylarının çoğu bu muayeneye karşı isteksizdir. Ancak jinekolojik muayene ve/veya ultrasonun düşüğe neden olduğu konusunda bilimsel bir veri bulunmamaktadır. Gebeliğin erken dönemlerinde oluşan kanamanın diğer nedenlerini de asla gözardı etmemek gerekir. Bunlar arasında en önemlileri dış gebelik, mol gebeliği, selim ve habis tümörler, sindirim sisteminden veya idrar yollarından olan kanamalardır. Okumaya devam et

düşük tehdidi tanısı

Düşük Tehdidi Durumunda Ne Yapılmalıdır?

düşük tehdidi tanısı

Düşük Tehdidi

Düşük tehdidi tanısı konduğunda cinsel ilişki uterusta kasılmalara yolaçtığından yasaklanır. İstirahat edilmesi de dahil olmak üzere düşük tehdidinde alınan önlemlerin kesinlikle başarılı olduğu yönünde bilimsel veriler mevcut değildir. Progesteron tedavisi sık uygulanmasına karşın bunun da etkili olduğunu söylemek için elimizde yeterli bilimsel veri mevcut değildir. Hatta bazı çalışmalar bu tedavinini önlenmesi imkansız olan bir düşüğü geciktirdiğini göstermektedir. Okumaya devam et