Kategori arşivi: Bel ve Sırt Sağlığı

bel ağrısı bel fıtığı sırt ağrısı hakkında bilgiler

bel ağrısı

Bel Ağrısı İç Organlardaki Hastalıkların Belirtisi Olabiliyor

bel ağrısıBel Ağrısı İç Organlardaki Hastalıkların Belirtisi Olabiliyor

Bel ağrısı, bel bölgesine ait nedenlerle ortaya çıkabildiği gibi karın içerisinde bir aort anevrizması, böbrek taşı ve safra kesesi, pankreas ya da karaciğerde sorun ile kalça eklemi veya eklem hastalıkları varsa da yaşanabiliyor. İç organlardaki hastalık
Okumaya devam et

ankilozan spondilit

Ankilozan Spondilit Hastalığı Nedir

ankilozan spondilitAnkilozan Spondilit Hastalığı Nedir

Uzmanlar, 3 aydan daha uzun süren bel ağrılarının önemsenmesi gereken bir sağlık problemi olma ihtimalini artırdığını söylüyor. Akla gelen ilk ciddi hastalık ise kamburluk olarak bilinen Ankilozan Spondilit (AS) hastalığı.

Alman romatoloji uzmanı Prof. Dr. Jurgen Braun, halk arasında “kamburluk” olarak bilinen Ankilozan Spondilit’in (AS) bel ağrısı ile kendini göstermeye başladığına dikkati çekerek, 3 aydan uzun süren bel ağrısının AS’nin işareti olabileceğini bildirdi.

İstanbul’a gelen Berlin Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Braun, “AS” hastalığı hakkındaki bilgi ve tecrübelerini Türk hekimleriyle paylaştı.

Braun, AS hastalığının bel ve sırt bölgesinde gelişen ve sakatlığa neden olan iltihaplı romatizmal bir hastalık olduğunu ifade ederek, hastalığın son aşamasında halk arasında kamburluk olarak bilenen durumun yaşandığını söyledi.

Braun, şunları kaydetti:

“AS, bel ağrısı ile kendini gösteriyor. Genellikle sabahları kaslarda sertlik, boyun ve bel bölgesinde tutulma şeklinde ortaya çıkan AS, daha çok belin alt kısmında kendini hissettiriyor. Gün içinde kişi hareketlenmeye başladığında hafifleyen ya da etkisini kaybeden sabah tutulması, çoğu kez hasta için yanıltıcı olabiliyor. Bel ağrısının travma gibi farklı nedenlerden kaynaklı ve toplumda sık görülmesi AS’nin tanısında gecikmeye neden olabilen önemli etkenlerden biri.”

Omurgayı etkileyen iltihaplı bir romatizma olan AS’nin tanısının hastalık başladıktan 5-10 yıl sonra konabildiğini belirten Prof. Dr. Braun, bunun nedenini de “Bir çok ülkede romatolog sayısı oldukça az, hekimlerin hastaları görmesi ve bel ağrısı şikayeti çeken hastalar arasından AS olanları tespit etmesi yıllar alabiliyor” diye açıkladı.

AS’nin toplumda her bin kişiden birinde görüldüğünü kaydeden Braun, genetik nedenleri olan hastalığın genellikle 25-26 yaşlarında başladığını da ifade etti.

Braun, AS’nin tanısı geç konulduğunda hastada kronik yapısal değişikliklerin ortaya çıktığını da kaydederek, kronik hastalığın omurgada neden olduğu kemik deformasyonlarının tedavi edilmediği taktirde, hastanın hareket edememe sorunu ile karşı karşıya gelebileceğine dikkati çekti.

AS’nin ileri ki aşamalarında ise hastaların kamburluk gibi geri dönülemez bir sonuçla karşılaşabileceklerini de belirten Braun, “AS’nin ileri ki evrelerinde omurgada ortaya çıkan sertleşme sorunu artar. Bu sorun tepe noktaya ulaştığında omurga parçaları adeta sabitlenir. Bu sertleşme meydana geldiğinde hastanın omurgası hangi pozisyondaysa o şekilde kalır” ifadesine de yer verdi.

Braun, bu durumda hastaların artık dik bir pozisyonda duramadıkları için dünyayı bu açıyla göremediklerini belirterek, bunun karmaşık bir ameliyatla düzeltilebildiğini, ancak bazı durumlarda da mümkün olamadığını ifade etti.

3 aydan uzun süren bel ağrısına dikkat

“3 aydan uzun süren bel ağrısı AS’nin işareti olabilir” görüşünü de savunan Braun, 40 yaşın altındaki kişilerde görülen 3 ay ya da daha fazla süren kronik bel ağrısı şikayetlerinin incelenmesi gerektiğini vurguladı.

AS’ye bağlı bel ağrılarının en ayırt edici özelliğinin sabah saatlerinde belde ve belin aşağısında hissedilen tutukluk olduğunu dile getiren Braun, “AS hastaları genellikle gece ağrı ile uyandıklarını ve biraz hareket ettikten sonra ağrılarının azaldığını, ancak sabah yine ağrı ile uyandıklarını söylerler. Bu hastalığın en önemli belirtilerinden biridir” ifadesini kullandı.

AS’nin tanısı uzun yıllarda konulabilse de teşhisinin aslında kolay yapıldığını belirten Braun, bunda genellikle omurga ve leğen kemiğinin röntgen filmlerinin çekilmesinin yeterli olduğunu söyledi.

Prof. Dr. Braun, hastalığın ilaçlarla ve fizyoterapi ile tedavi edilebildiğine de işaret ederek, yeni biyoteknolojik ilaçların da hastalığın tedavisinde etkili olduğunu anlattı.

Uygun tedavilerle hastaların hayat kalitesinin ciddi oranda arttığını da belirten Braun, böylece hastaların iş yerindeki performansının da olumlu şekilde yükseldiğini ve iş gücü kayıplarının azaldığını, ayrıca aile ve özel yaşantılarının da normale döndüğünü sözlerine ekledi.

kuyruk sokumu

Kuyruk Sokumu Ağrısı İçin Elle Tedavi Yöntemi

kuyruk sokumuKuyruk Sokumu Ağrısı İçin Elle Tedavi Yöntemi

Bel bölgenizdeki ağrı, omurganızdan veya iskelet yapınızdan kaynaklanmıyorsa problemin nedeni kuyruk sokumu olabilir. 3 küçük kemikten oluşan kuyruk sokumuna cerrahi müdahalenin yetersiz kaldığı vakalarda elle yapılan tedavi çözüm oluyor.

Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doktor Elif Gürkan, tedavi yöntemi ile ilgili merak edilen noktaları anlattı.

Uzman Doktor Elif Gürkan, ilki 10 yaşındayken ikincisi de 32 yaşındayken düşerek kırmış koksiks yani kuyruk sokumu kemiğini. Kendisine 10 yaşında müdahale yapılmamış, yıllarca oturmakla artan ağrı çekmiş.

Tedavisini tam olarak bulamayacağını düşündüğü için de ağrısıyla yaşamaya çalışmış. Ancak ikinci düşmeden sonra ağrı dayanılmaz hale gelmiş. Çaresini ise Paris’te bulmuş. Hocası Profesör JY Maigne, kuyruk sokumuna enjeksiyon yapmış ve ondan sonra hiç ağrısı kalmamış.

Şu an röntgende kuyruk sokumu kemiğinin hem kırık hem de çıkık olarak göründüğünü belirten Gürkan, sert yere ve uzun oturmamaya dikkat ederek hayatını ağrısız olarak sürdürebiliyor.

Kuyruk sokumu ağrısını çok iyi bildiği için uzmanlığında bu bölgenin tedavisine de ağırlık veriyor ve Fransa ve ABD’de yaptığı çalışmalar, edindiği tecrübelerle aynı sorunu yaşayan hastalara çare oluyor. Özellikle hamile kadınların bir numaralı doktoru, çünkü hamilelik kuyruk sokumu bölgesinde değişim yaratıyor. Oluşabilecek ağrıyı gidermek için ilaç alamayacakları için hamile kadınların elle tedaviden aldığı sonuç, diğer hasta grubunun aldığı sonuçtan daha değerli oluyor.

Kuyruk sokumu kemikleri çok ince ve kırılgan

Kuyruk sokumunda ne gibi sorunlar oluşuyor? Öncelikle bu bölümde nasıl bir yapı olduğunu bilmek gerekiyor. Kuyruk sokumu kemikleri 3 küçük kemikten oluşuyor. Bu kemikler birbirine bağlarla bağlanıyor. Elif Gürkan, aslında bu bağları disk olarak adlandırdıklarını ancak bundan omurlardaki diskleri anlamamamız gerektiğini, çünkü bu yapıların daha küçük ve ince olduğunu söylüyor.

Kemikler diğer kemikler gibi güçlü olmadığı için bir yere çarpmayla, sert bir yere oturmayla zarar görebiliyor ve diskler birbirinden ayrılıp kopabiliyor. Kuyruk sokumu kemikleri kırılabiliyor.

Kadınlarda daha sık görülüyor

Genelde kadınlarda sık görülüyor. Kadında kalçalar biraz daha yanlarda olduğu için kuyruk sokumu kemiği çarpmalara daha açık durumda bulunuyor. Erkekler kalçaları dar ve kapalı olduğu için biraz daha şanslı bu konuda. Onlarda da yine bir düşme söz konusu olduğunda, kayak yaparken, futbol oynarken alınan bir darbe oluşması için neden. Masanın köşesine çarpmak, sert bir zemine oturmak gibi nedenlerle de oluşabiliyor.

Kuyruk sokumu ağrısı en çok hamile kadınların sorunu

Kuyruk sokumu ağrısı özellikle hamile kadınları çok etkiliyor. Çünkü vücutta hormonal değişim yaşanıyor. Hamile kadında Relaxin adı verilen hormon salgılanmaya başlıyor ve eklemler gevşiyor. Aslında bu vücudun doğuma hazırlanması demek.

Ağrının hamileliğin ilk aylarında oluşabileceğini belirten Gürkan, “Otururken, yatakta bir yandan diğer yana dönerken hissettirebilir. Kişi uyumakta zorluk çekebilir. Sanki o bölgede bir apse varmış gibi. Özellikle oturup kalkarken, pozisyon değiştirirken o kemiklerin yerinden oynayıp birbirine sürtmesi sonucu çok şiddetli ağrı doğar. Ağrı kesici alamadıkları için çok rahatsız edicidir. Normalde hamile kadınlar, hamileliklerinin 6. 7. ayına kadar çalışabilirler ancak bu ağrı çalışmayı da imkânsız haline getirir.” diyor.

Ağrının doğru teşhisi şart

Kuyruk sokumu ağrısının teşhisi uzmanlık gerektiyor. Başka iskelet sistemi ağrıları da var. Kalçaların içindeki eklemler de açıldığı için bu ağrıyla karışmaması gerekiyor. Her iki kalçanın ortasındaki küçük kemikte dokunmakla hissettiren ağrı olması, hasta otururken ağrısının artması, oturur kalkarken ağrısının oluşması gerekiyor.

Çoğu hastanın bu durumu “bıçak saplanması” olarak tarif ettiğini kaydeden Gürkan, “Bu konuda uzman doktorun muayenesi ve tecrübe çok önemli. Önce bel yani omurga muayenesi yapıyoruz. Kalça eklemleri ve kasıkta kemiklerin girdiği eklemleri kontrol ediyoruz. Onlarda bir şey olmadığını garantiye aldıktan sonra kuyruk sokumunu kontrol edip, tam anlamıyla kuyruk sokumu ağrısı olduğundan emin oluyoruz.

Hastanın öncesindeki problemleri, yürüyüşü oturması kalkması çok önemli. Omurgasının duruşu, dışardan baktığın zaman şekli, normalliği anormalliği kamburluğu kilosu etkili faktörler.” diye konuşuyor.

Tedavisi elle doğru yere ulaşıp kemikleri yerine oturtmak

Gürkan, kuyruk sokumu rahatsızlığının tedavisi ile ilgili olarak şu açıklamayı yapıyor:

“Hamilelerde tedavi çok doğal, makattan müdahale ederek düzeltmekle yapılıyor. Sadece kemiği değil yanlarındaki spazm olmuş kaslara da masaj yapılıyor. Özel, tekniği olan bir masaj bu. Hastayı son derece rahatlatıyor. Bir çıkık varsa yerine oturtuluyor. Kesinlikle çok güvenli ve anesteziye gerek kalmadan uygulanan bir tedavi bu.” diyor.

Bütün dünyada bu yöntemin uygulandığını vurgulayan Gürkan, yöntemin uzman kişiler tarafından yapılması gerektiği konusunda uyarıyor:

“Bunu halk arasındaki çıkıkçıların yapmasına izin vermemek lazım. Çünkü bu insanlar anatomiyi bilemeyecekleri için hastaya zarar verebilirler. Bir de dışarıdan müdahale ederek yapmaya çalışıyorlar. Kırılma riski çok yüksek. İçeriden anatomiye uygun şekilde müdahale ederek kemikleri yerine oturtmak ve kasları rahatlatmak esas.”

Diğer hasta grubu için enjeksiyon uygulanıyor

Hamile dışındaki hastalarda tedavi nasıl?

“Öncelikle kuyruk sokumunun üç boyutlu tomografisi alınıyor. Küçük milimetrik enjeksiyonlarla o bölgedeki ödem çözülerek ağrıyı azaltılıyor. Enjeksiyonla yüzde 80 iyileşme sağlanıyor. İyileşme sağlanamayan yüzde 20′lik hasta grubunu yine elle tedavi ediyoruz. Bu yüzde 95 iyileştiriyor. Geçmeyen yüzde 5′lik hastaya ise ameliyat gerekebiliyor. Tecrübeli bir cerrah tarafından yapılırsa ameliyat ağrı tamamen yok oluyor.”

Haftada 2-3 seansta ağrı kalmıyor

Manuel yani elle tedavi 10 dakika sürüyor. Haftada 3 seans uygulanıyor. Bazı hastalara 2 seans yeterli oluyor. Enjeksiyon tedavisi ise 1 saat süren bir tedavi.

Kuyruk sokumu ağrısının bir de psikolojik boyutu var. Bu ağrının takıntı haline gelmeye meyilli bir ağrı olduğuna dikkat çeken Elif Gürkan, “Tıpta psikiyatrik olarak bilinen bir konu. Bizim uyguladığımız tedavi çerçevesinde psikolojik yardım da gerekebiliyor.” diyor.

sırt ağrıları

Sırt Ağrıları

sırt ağrılarıSırt Ağrıları

Vücuda destek olan sırtı önemsememek hiç doğru değil. Sırt ağrıları milyonlarca insanın ortak sorunu. Özellikle gelişmiş ülkelerde sırt sorunları önemli bir probleme dönüştü. Bunun için sırt sağlığına özen göstermeliyiz.

Yapılan bir araştırmaya göre sırt ağrılarından yakınanların yüzde 35’i için sırt ağrıları kronik bir soruna dönüşüyor. İnsanların sırtları neden ağrır? Tıp uzmanları başlıca nedenleri şöyle sıralıyorlar: Kötü duruş, incinme, stres, hamilelik, yaşlılık ve aşırı kullanma.

Duruşa dikkat

Eğer düzgün durmayı ilke edinirseniz sırt ağrılarınızın azaldığını göreceksiniz. Bir süre sonra da hiçbir şikayetiniz kalmayacak. Otururken öne doğru eğilmemeye dikkat edin. Omuzlarınız öne doğru gelmesin. Sürekli olarak omuzlarınızı geri itin ve midenizi içinize çekin. Böylece vücudun ağırlığını eşit olarak çeşitli bölgelere dağıtmış olursunuz. Sakın bacak bacak üstüne atarak oturmayın. Bu alışkanlık kan dolaşımını zorlaştırır. Eğileceğiniz zaman sırtınızı öne eğmeyin. Dizlerinizi kırarak diz çökün. Böylece sırtınıza fazla yük binmesini önlersiniz. Alışverişten dönerken, yükü bir elinizde taşımayın. İki ayrı çanta ya da torbaya eşit miktarda malzeme koyun ve öyle taşıyın. Sırtınız ve omuzlarınız arasında denge kurulmasını sağlamakla, sırt ağrısı çekmekten kurtulursunuz.

Ağrılara neden olan hastalıklar

Schuermann hastalığı:

Boyun ve bele göre sırttaki omurlar daha az hareketlidir. Bu nedenle büyüme çağında kan dolaşım problemlerine ait omur düzeyindeki gelişim hastalıkları en çok sırtta görülür. Büyüme çağında kas, eklem uyumsuzluğu yaşayan çocukların sırtlarında ortaya çıkan kifoz adı verilen yuvarlılık, kamburlaşma sırt ağrısına neden olabiliyor. Hastalığın habercisi olabileceği gibi bu dönemde öne doğru eğilmelerden de kaynaklanabilir. Skolyoz, çocukluk ve genç erişkinlik dönemlerinde omurganın üç boyutta eğrilmesi sırt ağrısıyla kendini belli edebilir. Bu sırt ağrıları hareketle artan dinlenmeyle geçen özelliktedir.

Enflamatuar (İltihaplı) romatizmal hastalıklar:

Enflamatuar, gece ağrıları diye adlandırılan bu sırt ağrıları hastalığın en çok bilinen belirtisidir. Gecenin ikinci yarısında uykudan uyandırabilecek şiddette görülür. Ağrıların yanı sıra eklem şişmeleri, sabah sertliği şikayetleri ortaya çıkar. Romatizmal hastalıklarda erken tanıyla, hastalık nedeniyle ortaya çıkabilecek tahribat en aza indirilmeye çalışılır.

Osteoporoz adı verilen kemik erimesi hastalığı:

Özellikle geceleri sırtta şiddetli ağrılara neden olabiliyor. Yaşlı kadınlarda sırt ağrıları, osteoporoz nedeniyle ortaya çıkan osteoporotik yıkım adı verilen, omurların şekillerini kaybedip çökmesinden kaynaklanabilir.

Kanser:

Orta yaş üstünde (40 yaş üzerinde) omurgaya yayılmış kanser nedeniyle gece sırt ağrıları ortaya çıkabilir. Ağrıların bu yönde araştırılması gerekiyor. Hastalığın elenmesinde en kolay tanı yöntemi iki yönlü sırt grafisi çekmek.

Oransızlık problemleri:

Kilo ve boy endeksine göre göğüsleri büyük olan kadınlar sırt ağrısı çekebiliyorlar.

Kalp hastalıkları:

Kürek kemiğine vuran sırt ağrıları, kalp hastalıklarından şüphelenmesine neden olabiliyor. Safra yolları hastalıklarında sırt ağrısı ilk belirti olarak ortaya çıkabiliyor.

Zona:

Sinir uçlarında iltihaplanması sonucu ortaya çıkan hastalık hiçbir belirti vermeden sırt ağrısıyla kendini gösterebiliyor.

Psikosomatik neden:

Sırt ağrıları sadece yaşam koşulları ve strese bağlanmamalı. Her türlü hastalık irdelenmeli.

Ağrıları geçirmek için

Eğer sırtınız ağrıyorsa, yaptığınız iş ne olursa olsun o işi bırakın. Eğer sırtınızda sıcaklık da varsa, soğuk kompres uygulayın. Eğer sırtınız ağrırken aynı zamanda geriliyorsa, sıcak su torbasını sırtınızda gezdirin. Bu arada ağrı kesici bir ilaç da alabilirsiniz. Eğer iki üç gün içinde sırt ağrılarınız geçmezse bir doktora görünmelisiniz.

Uzun süre yatak istirahati yapmak, sırta destek veren kasları zayıflatabilir. Bu nedenle sadece yatarak ağrı geçirmeyi denemek yanlıştır. Bu arada yoga hareketlerinin sırt için son derece yararlı olduğunu belirtelim.

Sağlıklı bir sırt için

1 – Stres ve gerginlik, sırt kaslarının gerilmelerine neden olur. Bu nedenle haftada bir kez sırtınıza masaj yaptırın ya da yoga yapmayı öğrenin. Sırt kaslarının rahatlaması için bu önlemleri almak zorundasınız.

2 – Sırtın sağlıklı olabilmesi için doğru egzersizleri seçmek çok önemlidir. Yüzme ve yürüyüş sırt için ideal egzersizler olarak nitelendirilir, ama siz gene de bir doktora danışın.

3 – Oturduğunuz sandalye ya da koltuk, mutlaka çok rahat olmalı. Ve sırtınıza destek vermeli. Evde iş yerinde ve arabada bu hususa dikkat etmelisiniz. Yumuşak kanape ve koltukların arkalarına yastık koyarak destek almak gerekir.

4 – Yaşamımızın yaklaşık üçte birini uyuyarak geçirdiğimize göre yatağımıza da dikkat etmemiz gerekiyor. Yatağınız kalçalarınızın ve omuzlarınızın rahat edebileceği bir şekilde olmalı.

Sırt Kaslarınız İçin Yapabileceğiniz Basit Egzersizler

1. Boynunuzu Esnetin

Dik olarak oturun ve başınızı kendi etrafında döndürmeden omuzlarınıza doğru hafifçe eğin. Telefonla konuşurken ahizeyi bir sağ omuzunuza bir de sol omuzunuza koyarak bu egzersizi yapabilirsiniz.

2. Omuzlarınız İçin

Dik oturuş pozisyonunuzu bozmadan gece yatış pozisyonlarınızdan kaynaklanan sırt ağrılarınızı gidermek için omuzlarınızı önce öne sonra arkaya doğru düzenli rotasyon ile hareket ettirin.

3. Göğüs Kasları İçin

Dik oturur pozisyonunuzu bozmadan kollarınızı gergin olarak önde göğsünüze paralel şekilde birleştirin. Kollarınızın gergin olmasına özen gösterin ve elleriniz birbirine birleşik iken, başınızın üstüne doğru kol iç kasları ve gögüs kaslarınızın gerilmesini sağlayın.

4. Sırt Kaslarına Devam

Dik oturur pozisyonunuzu koruyarak Önce sağ/sol kolunuzu yana doğru açın. Elinizi bileğinizden yukarı doğru avucunuz dışa bakacak şekilde gerin ( Bu sizin alt kol iç kaslarınızı açacaktır). Pozisyonu bozmadan kolunuzu sırtınıza doğru gerin ve el bileğinizi kendi etrafında çevirin. Kolunuzu başınıza paralel kaldırın ve aynı hareketi tekrarlayın. Kütürdeyen kas seslerinizi duyacaksınız. Aynı işlemi diğer kolunuza da uygulayın.

5. Sıra Bacaklarda

Sırtınızı dik tutmaya çalışarak bacağınızı göğsünüze doğru çekin. Arka bacak kaslarınızın gerginliğini hissedene bu hareketi yapın. Pozisyonu bozmadan ayak bileğinizi kendi etrafında döndürün ve gergin durumdayken yavaşça sandalyenin yanına 2. şekildeki gibi bırakın. Diğer bacağınıza da aynı işlemi tekrarlayın.

6. Yan Bacak Kaslarınız İçin

Dik oturur pozisyonda önce sağ/sol bacağınızı dik olarak gövdenize paralel olarak uzatın. Bacağınızı gergin hale getirip ayak bileğinizden ayağınızı kendi etrafında çevirin.

bel fıtığı

Bel Fıtığı Nedenleri Belirtileri Öneriler

bel fıtığıBel Fıtığı

Omurganın bel kısmı beş adet omur ve diskten oluşur. Burası vücut ağırlığını en fazla taşıyan yerdir. Herhangi bir zorlanmayla ortasında çekirdek ve bunu koruyan kapsülden oluşan disk yırtılır. Çekirdek doku arkaya, kanala doğru fıtıklaşırsa sinirlere baskı yapar ve bel fıtığı oluşur.
Bel ağrıları son derece yaygın sağlık sorunlarından biridir. Baş ağrılarından sonra en fazla görülen ağrılar arasında yer alan bel ağrıları insanların yüzde 85’inde yaşamlarının bir döneminde ortaya çıkar. Bel ağrıları bel fıtığının yanısıra, karın iç organlarındaki rahatsızlıklar, jinekolojik sorunlar, bazı enfeksiyon hastalıkları, romatizmal hastalıklar gibi nedenlerin yanında omurganın bel bölgesindeki bazı sorunlardan da ortaya çıkabilir.
En önemli bel ağrısı nedeni olan bel fıtığını tanımlamak için öncelikle omurganın yapısının ve görevlerinin bilinmesi gerekmektedir. Baştan kalçaya kadar uzanan omurganın, omur denen kemikler ve bunları birbirine bağlayan disklerden oluşmaktadır.
Diskler esnek bir yapıya sahip kıkırdak dokudan oluşur. Omurga insan vücudunu ayakta tutarak vücudun yükünü taşır. Gövdenin her yöne hareketini sağlar. İçindeki kanal yapısıyla omuriliği korur. Omurganın bel kısmı beş adet omur ve diskten oluşur. Vücut ağırlığını en çok taşıyan burasıdır. Dolayısıyla buradaki diskler daha kolay yıpranır. Disk ortada çekirdek ve bunu koruyan kapsülden oluşur. Herhangi bir zorlanmayla koruyucu kısım yırtılıp çekirdek arkaya kanala doğru fıtıklaşırsa buradan bacaklara giden sinirlere basarak bu sinirlerin çalışmasını engeller ve sonuçta belde ve bacakta ağrı, uyuşukluk, kuvvetsizlik oluşabilir; işte buna bel fıtığı denir.

Aşırı kilo ve gebelik bel fıtığı nedeni

Sağlıklı yetişkinlerin yüzde 20-30’unda bel fıtığı görülebiliyor. Ancak her bel fıtığı ağrıya neden olmuyor. Bel fıtığının görülme sıklığı açısından kadın ve erkekler arasında bir farklılık gözlenmiyor.
Diskin fıtıklaşmasına neden olacak etkenlerin başında, buraya binen yükün miktarının geldiği belirtilmektedir. Aşırı kilo, gebelik gibi vücut ağırlığının arttığı durumlarda diskler dengeli bir şekilde bu ağırlığı bacaklara naklederler. Ani bir hareketle bu dengede bozulma olursa, diskin bir kısmına yük fazla binecektir ve orada fıtıklaşma olacaktır. Yüksekten düşme, trafik kazası gibi nedenlerle de disk fıtıklaşabilir. Ayrıca iltihap, romatizma gibi nedenler de diskin koruyucu kısmını gevşeterek fıtıklaşmaya neden olur.

Bel fıtığının belirtileri

Bacak ağrısı beldeki sinirin bası altında bulunduğunun ve fıtığın en sık görülen bulgusudur. Bası altındaki sinirin dağıldığı alanda uyuşukluk görülür. Bacakta sinirin çalıştırdığı adalede kuvvetsizlik, yine aynı adalede çalışmamaya bağlı incelme görülebilir. Bunun yanı sıra idrar ve büyük tuvaleti yapmayı sağlayan sinirler bası altında kalmışsa idrar ve büyük tuvaleti yapamama ve hissetmeme gibi ciddi belirtiler de ortaya çıkabilir.
Tanı esas olarak muayene sonucu konulmaktadır. Bası altında bulunan sinire yönelik muayene yapılır. Sırt üstü yatan bir hastada bacak düz olarak yukarı kaldırıldığında bası altındaki sinir gerilmeye bağlı olarak bacaktaki ağrı şiddetlenir. Sinirin dağıldığı alandaki duyu ve karşı taraf aynı alan duyusu karşılaştırılarak uyuşukluk olup olmadığına bakılır. Sinirin çalıştırdığı adalenin gücüne bakılır. Örneğin 5. Sinir kökü ayağın bilekten geriye doğru hareketini sağlar. Bu sinir bası altındaysa bu harekette zayıflık olur.
Muayene sonucu sinirin bel bölgesinde bası altında kaldığı kararına varılırsa direkt grafi, bilgisayarlı tomografi, manyetik rezonans görüntüleme, myelografi gibi görüntüleme yöntemleriyle tanı konulur.
Hastaların çoğu ameliyatsız tedavi ediliyor. Bel fıtığı tanısı konmuş hastaların yüzde 80’i ameliyat yapılmadan iyileşiyor. Tedavide ilk olarak yatak istirahati öneriliyor. Yatak istirahatında amacın, vücut ağırlığını disk üzerinden kaldırmak böylece diskin çekirdeğinin tekrar kendi yerine dönmesini sağlamaktır. İstirahat süresi 15 gündür. Hasta rahat edeceği bir yatakta yatar. Yatma şekli ve sağa-sola dönme hareketleri önemli değildir. Ancak hasta yalnızca tuvalet ihtiyacı için ayağa kalkmalıdır. Hasta yatarken ağrı duyuyorsa, ağrı kesici ve adale gevşetici ilaçlar verilir. İstirahat bitiminden sonra hasta rahatsa, bel ve karın adalelerini güçlendirecek egzersiz programına alınır.

Ne zaman ameliyat öneriliyor?

Günümüzde gelişmiş ameliyat teknikleri ve mikroskoplar sayesinde bel fıtığı ameliyatları başarıyla yapılıyor. Bacakta kuvvet kaybı, idrar ve büyük tuvaletini yapamama ve hissetmeme gibi durumlarda istirahat denenmeden ameliyata karar verilmektedir. Yatak istirahatından fayda görmeyen, 3 aydan daha uzun sürede ağrısı geçmeyen, yılda 4 defadan fazla şikayetleri tekrarlayan hastalarda da ameliyata karar verilir. Bel fıtığı ameliyatları ameliyathane şartlarında genel anestezi ile gerçekleştiriliyor.
Konusunda uzman bir hekim tarafından gerçekleştirildiğinde bel fıtığı ameliyatlarındaki risk son derece düşüktür. Yapılan ameliyat tekniğine göre, yüzde 1 oranında tekrarlama olasılığı vardır. Bu durumlarda tekrar ameliyat gerekebilir.

Peki, bel fıtığı ameliyat edilmezse ne olur?

Bel fıtığı tedavi edilmediği taktirde bası altında kalan sinirler zaman içinde görevlerini yapamaz hale gelir. Sinir kökünün seviyesine göre bacakta hissizlik, felç, idrar ve büyük abdest yapmada sorunlar ortaya çıkar. Bunlar kalıcıdır. Ameliyat yapılsa da bir düzelme görülmez. Bu nedenle ilerleyici his kaybı, kuvvetsizlik gibi şikayetler tespit edildiğinde hızlı bir şekilde ameliyat kararı verilmelidir.

Koruyucu önlemler

* Bel ve karın adalelerini güçlendirmeye yönelik egzersizler yapın. Bu en etkili koruma yöntemidir.
* Güçlü bel ve karın adaleleri diskin üzerine binen vücut ağırlığının yüzde 30’unu azaltır.
* Fazla kilonuz varsa verin. Bu sayede disk üzerine binecek fazla yükten kurtulabilirsiniz.
* Eğilme hareketinde dizlerin kırılması ile bele binen yükün kalçalara dağıtılması gerekir