Kategori arşivi: Bebek Sağlığı

bebek emzirmek

Bebeğinizi Emzirirken Bunlara Dikkat Edin!

bebek emzirmekBebek Emzirmek

Yaşamınızın en güzel hediyesi bebeğinizi emzirirken yeni ve heyecanlı bir anne olarak kafanızda binlerce soru dolanır durur. Bu sorulardan en sık karşılaşılanları Hisar Intercontinental Hospital Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ece Şule Aslan’dan
Okumaya devam et

amniyon sıvısı

Amniyon Sıvısının Miktarı Önemli

amniyon sıvısıAmniyon Sıvısı

Uzmanlar, dokuz ay on gün boyunca bebeğin içerisinde bulunduğu ve bebeğin korunmasını sağlayan amniyon sıvısının miktarının az veya çok olmasının bebeğin sağlığını direkt olarak etkilediğini belirtiyor.

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Senai Aksoy, amniyon sıvısı ve amniyosentez hakkındaki tüm soruları cevaplandırdı.

Amniyon sıvısı nedir?

Bebeğin hamilelik boyunca içinde yüzdüğü berrak ve steril sıvıya amiyotik sıvı denir. Bu sıvı anne karnında bir yandan bebeğin rahatça hareket etmesini sağlarken bir yandan da dışarıdan gelebilecek darbe ve enfeksiyonlara karşı korur. Ayrıca 37 derecede sabit kalarak fetüsü yazın sıcaktan, kışın soğuktan korur.

Amniyon sıvısının kaynağı nedir?

Hayatın üçüncü haftasından itibaren embriyonun üstünde çok küçük bir boşluk olarak ortaya çıkar. Kademeli olarak büyüyerek fetüsün etrafındaki su kesesi oluşur. Bu keseyi dolduran amniyotik sıvı esas olarak keseyi oluşturan zarlardan ve dördüncü aydan itibaren böbreklerin çalışmaya başlaması ile fetüsün idrarından oluşur.

Amniyotik sıvının büyük bir kısmı %97 – 99’u su ve mineral tuzlarından oluşur. Bunun yanı sıra amniyosentez yapıldığında incelenen fetüsün deri hücreleri, bakteri öldürücü özelliği olan proteinler, fetüsün derisini kaplayan beyaz salgı olan verniks ve hatta tüyler geri kalan kısmı oluşturur.

Bebek bu suyu yutabilir mi?

Evet, bu tamamen normaldir. Amniyotik sıvı fetüs tarafından yutulur ve idrar olarak atılır. Bu da sıvının sürekli yenilenmesini sağlar. Dördüncü aydan itibaren fetüs tarafından yutulan amniyotik sıvı sindirim ve solunum sisteminde bol miktarda bulunur. Bu sıvının bir kısmı idrara dönüşürken bir kısmı da bağırsak tarafından emilerek kana geçer. Bu da plasenta yardımıyla annenin organizmasına taşınır.

Amniyotik sıvının miktarı değişir mi?

Sıvının miktarı bebeğin kilosunun artması ile birlikte yükselir. Yedinci gebelik haftasında 20 ml olan sıvı miktarı, 30. – 32. haftalar arasında tepe noktası olan 1 litreye ulaşır. Sonrasında 38. haftaya kadar biraz azalır 800 ml olarak doğuma kadar sabit kalır.

Sıvının fazla olması nelere yol acar ve nasıl tedavi edilir?

Ultrasonda bebeğin etrafında görülen siyah kısımlar amniyotik sıvıdır. Hamilelik başlangıcında fetüs bu sıvının içinde serbest yüzerken sonlara doğru ağırlığının artması ile amniyotik sıvı bebeğin etrafından cepçikler olarak görünür. Sıvı miktarının normal olması bebeğin sağlıklı olduğunu gösteren önemli bir belirtidir. Fazla miktarda amniyotik sıvı olabilir. Amniyotik sıvı miktarında dönem dönem değişiklikler olabilir. Bu durum gebeliğin gelişimi açısından bir sorun yaratmaz.

Sıvı miktarının rahim boyutlarına göre fazla arttığı durumlarda 2 litre veya daha fazlası durumlar endişe vericidir. Bu duruma polihidramniyos adı verilir. Bu durum sıvının fazla üretilmesine bağlı olabileceği gibi, fetüs tarafından yetersiz üretime de bağlı olabilir. Anneye bağlı sebeplerden en sık rastlanılanları diyabet ve kan uyuşmazlığıdır. Bu durumda sıvının fazla salgılanması söz konusudur. Bazen de bebeğin yutmasına engel olan yemek borusu ve mide çıkışındaki darlıklar da sıvının emilmesini engelleyerek hidramniyosa neden olabilir.

Hidramniyos rahimde fazla gerilmeye neden olarak doğum sancılarını başlatarak erken doğuma yol açabilir. Bu riski engellemek için bazen ilaç tedavisi yeterli olmakta. Ancak bu tedavinin yeterli olmadığı durumlarda sıvının bir iğne yardımıyla boşaltılması gerekmekte.

Sıvının az olması nelere yol acar ve nasıl tedavi edilir?

Tersine sıvı miktarı az olabilir. Amniyon sıvısını azlığına oligohidramniyos denir. Bu durum bebeğin sağlığını ciddi anlamda tehdit eder. Oligohidramniyos bebekte anomalilere özellikle böbrek anomalilerine veya plasenta yetmezliklerine bağlı olabilir. Bazen de su kesesinin farklı edilmeden açılması veya kesenin sızdırması ile ortaya çıkar.

İçinde bulunulan döneme ve nedene göre gebeliğin devamı konusunda karar verilir. Erken dönemde ortaya çıkan oligohidramniyos bebeğin akciğer ve ekstremite gelişimi ciddi olarak etkileneceğinden gebeliğin sonlandırılması gündeme gelebilir. Geç dönemde ortaya çıkan oligohidramniyos genellikle plasenta yetmezliğine bağlı olduğundan çoğu zaman bebeğin hayatta kalabileceği dönem geldiği andan itibaren doğumun gerçekleştirilmesi düşünülebilir.

Amniyosentez nasıl yapılır?

Amniyosentez işlemi esnasında çok ince bir iğne ile bebeğin içinde yüzdüğü amniyon kesesine girilir ve sıvı çekilir. İşlemden önce detaylı bir ultrason incelemesi yapılarak bebeğin durumu ve pozisyonu değerlendirilir. Daha sonra amniyosentez için uygun bir alana karar verilerek hazırlıklara başlanır. İşlem sırasında iğnenin bebeğin plasentasından geçmeyeceği bebekten uzakta bir bir alan bulmak önemlidir.

İşlemden önce hamile kadın ultrason masasında sırtüstü uzanır. İğnenin girileceği alan antiseptik solüsyonlar ile temizlendikten sonra karın steril örtü ile örtülür. Bir doktor ultrason ile işlemi gerçekleştirecek olan doktora rehberlik eder. İşlem tek kişi ile yapılacak ise özel tasarlanmış ultrson guide’ları kullanılmalıdır. İşlemi yapacak olan kişi ultrason görüntüsü altında iğneyi karın üzerinden yerleştirir ve önce karın katlarını daha sonra rahim kasını geçerek amniyon kesesine girer. İğnenin ucunu ultrasonda gördükten sonra arkasına bir enjektör takarak yaklaşık 20 mililitre sıvı alır. Bu aşamada bebeğin tüm amniyon sıvısının miktarı yaklaşık 200-300 mililitredir. Alınan sıvının kanlı olmaması gerekir. Yeterli miktarda sıvı alındıktan sonra iğne tek bir hamlede çıkarılır ve işlem tamamlanmış olur. Alınan sıvıyı bebek 1-2 saat içinde yeniden üretir. Daha sonra ultrasonografi ile bebek ve kalp atımları yeniden değerlendirilir. Hasta 10-15 dakika dinlendirildikten sonra evine gönderilebilir. Alınan sıvı oda sıcaklığında muhafaza edilerek laboratuvara gönderilir. Tüm işlem 1 – 2 dakika kadar sürer.

Çok içmek sıvı miktarını arttırır mı?

Amniyos sıvısının miktarı direkt olarak annenin susuzluğu ile bağlantılı değildir.

Amniyos sıvısı nasıl enfekte olur?

Bu çoğu zaman vajinal veya idrar yolları enfeksiyonlarına bağlı olarak gelişir. Bazen de listeriyoz gibi anne kanında bulunan bakteriler enfeksiyona sebep olabilir.

Amniyos sıvısının rengi değişebilir mi?

Amniyos sıvısının rengi normalde berraktır. Renginin bulanık veya yeşilimsi olduğu durumlarda bebeğin dışkısını yapması söz konusudur. Bu durum çoğu zaman bebeğin rahim içindeki beslenmesinin bozulduğu anlamına gelir. Doğum esnasında veya doğuma yakın fark edilen bu durum doğumun hızlandırılmasını gerektirebilir. Amniyon sıvısında kan olması durumun nedeni ise plasentanın erken ayrılması olabilir. Anne ve bebek için çok büyük tehlikeler yaratabilecek bu durumlarda derhal hastaneye başvurmakta fayda vardır.

bebeklerin kusması

Bebeğim Neden Kusuyor?

bebeklerin kusmasıBebeklerin Kusması

Uzmanlar, bebeklerde görülen fışkırır tarzda kusmanın çok sallama veya çok süt emme gibi nedenlere bağlanıp ciddiye alınmadığına fakat bu durumun altında yatan nedenin mutlaka araştırılması gerektiğine dikkat çekiyor.

“Çok kucağımıza aldık ondandır” ya da “Fazla süt emdiği için oldu” diyerek çoğunlukla bebeklerde önemsenmeyen kusmalar bazen çok sinsi bir hastalığın habercisi olabilir.

Uz. Dr. Gökçe Günbey Elemen, bebeklerde kusma nedenleri hakkında bilgi verdi ve anne – babalara tavsiyelerde bulundu.

Yaşamın ilk haftalarında kusma yoğun olabilir

Kusma mide içeriğinin ağızdan çıkarılması eylemidir. Bebeklerde çok sık görülen kusma, altta yatan bir hastalığın habercisi olabildiği gibi normal ve geçici bir durum da olabilir.

Özellikle yaşamın ilk haftalarında bebekler beslendikten sonra ağız dolusu kusabilirler. Halk arasında fazlasını çıkartma olarak da bilinen bu durum geçicidir, bebek büyüdükçe sıklığı azalır ve ilk 6 ay içinde genellikle kaybolur. Bebeğin kilo almasını engellemediği sürece bu kusmalar normal kabul edilebilir.

Yanlış beslenme tekniği de önemli nedenler arasında

Bebeklerde hiçbir nedene bağlı olmadan, sadece yanlış beslenme tekniğine bağlı kusmalara da sık rastlanmaktadır. Özellikle biberon ile beslenen bebeklerde, bebeğin beslenirken hava yutmasına bağlı olarak midenin gerilmesi, kusmaya yol açabilmektedir.

Ayrıca çok büyük biberon delikleri de mama veya anne sütünün bebeğin ağzına kısa sürede ve fazla miktarda dolmasına yol açar. Bebek aynı hızda yutamayacağı için de bu durum kusma ile sonuçlanabilir. Ayrıca aşırı beslenme ve beslendikten sonra bebeğin aşırı hareketi kusmaya yol açabilen diğer nedenlerdir.

Bebeklerde reflüye dikkat!

Mide içeriğinin yemek borusuna kaçmasına Gastro Özofageal Reflü denmektedir. Erken doğan bebeklerde daha sık olmakla birlikte, zamanında doğan bebeklerde de görülebilir. Mide ile yemek borusunun birleştiği yerde kas dokusundan oluşan bir sfinkter bulunmaktadır. Normalde bu bölge gıdalar mideye indikten sonra kasılarak gıdanın tekrar yemek borusuna dönmesini engeller. Bazı bebeklerde buradaki kas dokusu gevşektir ve gıdanın tekrar geriye kaçmasına neden olmaktadır. Gastro Özofageal Reflü, fizyolojik ve geçici olabildiği gibi dirençli ve inatçı kusmalara ve kilo alamamaya yol açacak kadar ciddi de olabilmektedir.

Hafif vakalarda az miktarlar ile ve sık sık beslenme, beslendikten sonra bebeği 30 derecelik yarı oturur pozisyonda 15-20 dakika bekletme ve sağ yan pozisyonda yatırma, tedavide yeterli olabilmektedir. İnatçı ve bebeğin kilo almasını engelleyen kusmalarda, özellikle kusmanın akciğerlere de kaçarak solunum problemlerine yol açtığı durumlarda ilaç tedavisi ve nadiren cerrahi tedavi gerekebilmektedir.

Bebeğiniz fışkırır tarzda kusuyorsa mutlaka doktora başvurun

Bebeklerde özellikle ilk 24-36 saatte görülen şiddetli kusmalar sindirim sisteminde bir tıkanıklık ile ilgili olabilmektedir. En sık nedenler:

– Bağırsak tıkanıklığı veya darlıkları,

– Yemek borusunun mideye bağlanan ucunun kapalı olması (özofagus atrezisi),

– Bağırsağın belli bir bölümünün gelişmemiş olması,

– Karın organlarının göğüs kafesi içine fıtıklaşması

Sayılan bu durumlar acil doktora başvurmayı gerektiren kusma nedenleridir ve tedavi çoğunlukla cerrahidir. Ayrıca genellikle 2-3. haftadan sonra başlayan kusmalar mide alt ucundaki darlığı (pilor stenozu) düşündürür ve tedavisi yine cerrahidir.

Doğuştan gelen metabolik hastalıklar (fenilketonüri gibi.), inek sütü alerjisi ve enfeksiyonlar da bebeklerde diğer kusma nedenleri arasında sayılabilmektedir.

Bebeklik ve çocukluk döneminde kusma normal bir bulgu olabildiği gibi birçok hastalığın da habercisi olabilmektedir. Aileler kusmayı önemsiz bir durum olarak görmemeli ve mutlaka doktora başvurmalıdır.

Kusmanın ortadan kaldırılması sadece geçici bir çözüm olabilir ve asla yeterli değildir, önemli olan kusmaya yol açan asıl nedeni bulabilmek ve onu tedavi etmektir.