Kategori arşivi: Ayak Bakımı ve Sağlığı

Ayak Tırnak Mantarı

Ayak Tırnak Mantarı

Ayak Tırnak MantarıAyak Tırnağı Mantarı

Tırnak mantarı rahatsızlığı ülkemizde en sık rastlanan sağlık problemlerinden biridir. Bu kadar yaygın olmasının nedeni toplu yaşam kültürümüzün çok yaygın olması ve toplu mekanlarda gerekli hijyenin sağlanamamasıdır. Hamamlar, havuzlar, gibi toplu yerlerde suyla birlikte yayılan bir hastalıktır tınak mantarı. Gerekli sterilizasyonun sağlanması neredeyse imkansıza yakın olduğu için tırnak mantarı kapma şansınız çok yüksektir. Mantar bulaştıktan sonra uzun süre aynı ayakkabıyı giymek, ayakkabı hijyenini ve temizliğinin ihmal edilmesi, ayakkabının havalandırılmaması, sık sık çorap değiştirilmemesi, ayak temizliği ve hijyenine önem gösterilmemesi ise mantarın tedavisini zorlaştırmaktadır.

Ekseri ayak baş parmağını etkileyen bir sorun olan tırnak mantarı, zamanla diğer parmaklara da geçerek ve giderek yayılma eğlimindedir. Tırnak mantarının en önemli belirtisi, ayak tırnağının sanki ağaç kökü gibi olması ve renginin doğal renginden çok farklı olmasıdır.

Okumaya devam et

Ayak Masaj Bölgesi Görsel Haritası

Ayak Masajıyla Gelen Sağlık

Ayak Masajı Görsel Haritası Ayak Masajıyla Gelen Sağlık

saglikicin.org olarak ” Massage with Foot Health Arrivals ” Ayak Bakımı ve ayak masajının beden ve ruh sağlığı açısından gündelik yaşama kattığı olumlu katkıları üzerine bir makale hazırladık;

Akan zaman içerisinde, gündelik yaşamın olmazsa olmazlarının giderilmesi sonrası günün getirdiği tüm yorgunluğun taşınma görevi vücudumuzda beyinden sonra en çok ayaklarımızda karşılık bulmaktadır, ayak sağlığı bu sebep vasıtası ile beden sağlığında önemli yer tutan konulardan biridir. Ayaklarda oluşabilecek rahatsızlıklar hayatı felç’ e uğratabilecek boyutta olması sebebi ile ayak bakımı da, bir o kadar hayati önem taşıyan meseledir.

Ayak bakımında kullandığımız çorapların sentetik yapısından, giydiğimiz ayakkabı imalatındaki kullanılan malzemenin sentetik yapısına, sağ ve sol ayak ölçülerimize uygun olarak üretilmiş kişiye özel ayakkabılara kadar, ayak sağlığı için gerekli losyon ve uygulanabilecek masajlardan, rahat hava alabilecekleri ortam uygulamalarına değin, itina ile dikkat edilmesi gereken ayrıntılar barındırır.

Bu önem arz eden ayrıntılardan ayak masajının ” Foot Massage ” insan sağlına katkıları üzerine yazımızın seyri devam edecektir. Ayak masajı ile insanın tüm gün içinde yaşadığı stresi, yorgunluğu üzerinden atmasına yardımcı olurken, kaliteli bir uyku ve kaliteli beslenme ve daha verimli solunum, verimli kan dolaşımı ve dışkılamaya kadar, dikkat edicisi için fayda sahaları açan bir meseledir.Ayak masajı denince akla ilk gelen kavram Refleksoloji terimidir.

Refleksoloji; Kökeni uzak doğu’ya uzanan, vücuttaki gerilimi almak ve nörolojik hastalıklarda destek tedavi sağlamak amacıyla, ayaklardaki belirli noktalara uygulanan bir masaj tekniğidir.
Yaklaşık 5 bin yıllık geçmişi olduğu bilinen refleksolojinin ilk uygulama yeri Çin olarak bildiriliyor. Günümüzde tamamlayıcı tıp kategorisinde yer alan Refleksoloji, bedendeki serbest enerji akışını sağlamak amacıyla kullanılan etkili ve zararsız bir yöntem olarak kabul ediliyor.

Ayak tabanındaki refleks noktalarına, el ve parmak teknikleriyle ya da ahşap bir çubukla basınç yaparak uygulanıyor. Uygulama sırasında kişi rahatça koltuğa uzanıyor ve ayaklarını tabureye koyuyor. Ayağın refleks noktalarına parmak ya da çubukla basınç uygulanıyor. Kişinin vücudundaki sorunlu bölgeyle ilgili noktaya basınç uygulandığında bir miktar acı hissetmesi doğal karşılanır. Seans boyunca ayaktaki tüm refleks noktaları el hareketleriyle tek tek uyarılıyor.

Ayak Masajının Faydaları :

Öncelikle uygulama sonunda tüm bedeninize masaj yapılmış gibi rahatlama hissediyorsunuz. Sinir sisteminiz rahatlıyor, kan dolaşımınız hızlanıyor ve derin dinlenme sağlanıyor. Ayrıca uyku kalitesini artırma, enerji akışını dengeleme, bağışıklık sistemini güçlendirme, vücudu toksinlerden arındırma gibi daha bir çok yararları bulunuyor.Beden fonksiyonlarını normalleştirmeye bağlı olarak birçok hastalıkta büyük ilerleme sağlıyor. Başta stres ve anksiyete bozuklukları olmak üzere, panik atak, depresyon, uykusuzluk, bel – boyun fıtığı, otizm, felç, migren, hormon sorunları, romatizma, astım, hazımsızlık, regl ağrıları(Amerika;da yapılan bilimsel bir araştırmaya göre Refleksoloji’nin, Regl öncesi gerginliği % 45 oranında azalttığı kanıtlanmıştır.) gibi pek çok hastalıkta destek tedavi olarak kullanılıyor.

Kimlere Ayak Masajından Uzak Durmalı :

Ayak masajında özellikle hamileliğin ilk 6 ayında, kanser ve damar tıkanıklığı olan hastalarda, varis sorunu yaşayanlarda ve şeker hastalarında uygulanması tavsiye edilmiyor. Ayrıca uzman olmayan, fizyoloji ve anatomi bilgisine sahip olmayan kişilerce yapıldığında yarardan çok zararını görmenizde mümkün.

Refleksolojiyi Kendimiz Uygulayabilirmiyiz :

Temel eğitimi 3 günde alınsa da reflekslere verilen tepkileri okumak 1 yıl gibi bir süreyi kapsıyor. Refleksoloji eğitimi verilen kurslar ülkemizde mevcut. Bu kurslarda; ayağın anatomisi, reflekslerin yerlerini saptayabilme, Refleksoloji Teknikleri gibi dersler veriliyor. Bugün bazı Avrupa ülkelerinde Refleksoloji eğitimi veren okullar da bulunmaktadır.

Refleksoloji, batı ülkelerinde en çok kullanılan yöntemlerden biri olarak gösteriliyor. Özellikle engelli çocukların fiziksel ve zihinsel tedavisinde ve de felçli hastalarda yardımcı tedavi olarak yoğun biçimde kullanılıyor. Uygulanan terapi, fizik tedavi çalışmalarındaki verimliliği artırıp, daha çabuk sonuç alınmasını sağlıyor. Kişinin istek ve ihtiyacına göre değişse de terapinin haftada bir uygulanması yeterli görülmektedir.

Makalemize masaj uygulamasında, kullanımı sağlıksal açıdan fayda sağlayan  masaj yağlarına değinerek devam edelim,  portakal yağı,  biberiye yağı, E vitamini, kayısı yağı, üzüm çekirdeği yağı, makademia yağı ve benzeri türden aromatik etkisi yüksek, deri gözeneklerine derinden nüfus edebilen, kan dolaşımını rahatlatan, derinin ihtiyaç duyduğu nem, mineral ve vitamin oranını doğal yollardan karşılanmasını sağlamak açısından aynı zamanda masaj uygulandığı anda, masaj uygulanan bölgede el yordamı ile uygulanması esnasında oluşan baskılama, miktarını yağların sıvısal yoğunluğundan kaynaklı, baskılamayı hafifletmek ve uygulama kolaylığı sağlaması, dokunsal ferahlama etkisi ile bu yağları tercih etmek oldukça faydalıdır.  Aynı zamanda 100 milim  yağa, 1 gram mentol eklemek sizi oldukça ferahlatacaktır.

saglikicin.org olarak Ayak Bakımı ve ayak masajının beden ve ruh sağlığı açısından gündelik yaşama kattığı olumlu katkıları üzerine hazırlamış olduğumuz makale burada sonlanmaktadır, makalemiz umarız ki, aradığınız doyuruculuğu karşılar niteliktedir.

çay ağacı

AYAK MANTARI İÇİN ÇAY AĞACI YAĞI

çay ağacıAyak Mantarı

sağlıkiçin.org olarak sizler için ayak mantarı için çay ağacı yağı hakkında yazı hazırladık. İyi okumalar diliyoruz.

Ayak Mantarı Nedir

Kaşıntı, kızarıklık, sulanma, su dolu kabarcıklar, normal görünen tırnağın renginde değişme gibi durumlarda tinea pedis veya tırnak mantarından şüphelenin.
Mantar karanlık bölgelerde yetişir.Nemli ve sıcak olan ortamlarda üreyen mikroorganizmalardır.Ayak mantarının üreyebilmesi için ayakkabının içi oldukça güzel bir yerdir.

Uzun süreli kapalı ve dar ayakkabıların giyilmesi, duştan çıktıktan sonra ıslatılan ayağın kurulanmaması ve aşırı terleme gibi durumlar ayak mantarının gelişmesinde oldukça etkisi vardır. Bu mikroorganizmalar bulaşıcıdır.

Okumaya devam et

Diyabetik Hastalarda Ayak Bakımı

Diyabetik Hastalarda Ayak Bakımı

Diyabetik Hastalarda Ayak BakımıDiyabetik Hastalarda Ayak Bakımı Ve Tedavisi

 

 

 

 

 

 

sağlikicin.org olarak sizler için ” Foot Care Diabetic Patients ”diyabetik hastalarda özel ilgi gerektiren ayak bakımı ve tedavisi hakkında bir makale hazırladık.

Ayak Bakımı

Diyabet hastalarının sıradan kişilere göre ayak bakımları oldukça önem arz etmektedir.  Genellikle ayaklarında duyu ve his kaybı olan, görüntüsü değişmiş olan hastalarda ve iyileşmeyen ayak ülserleri ve ağrısı olan diyabet hastalarının ayak bakımı dikkat ve titizlikle düzenli bir şekilde yapılmak zorundadır.

Diyabetli hastaların hastanede yatış nedenlerinden en sık görüleni ayak komplikasyonlarıdır.
Başlıca ayak sorunları olarak, enfeksiyon, yaralanma, uygun olmayan ayakkabı kullanımı, dış mekanlarda çıplak ayak ya da terlik veya sandalet tipi ayakkabılarla gezme sonucu ayaklarda oluşan ülser, sıyrık, tahriş ve su toplamaları sayılabilir.

Diyabet Hastalarında Sağlıklı Ayak Bakımı 

Ayaklara güç veren kemik ve eklemler sağlıklı ve güçlü hareket etmek için gereklidir. Vücut ağırlığının oluşturduğu basıncı karşılayan kemikler ve eklemler ile beraberinde bulunan bağlar ve kaslar vasıtası ile insan yürüme yada koşma eylemini gerçekleştirebilmektedir.

Sağlıklı bir ayakta yaralanma veya iltihaplanma meydana geldiğinde yaralanmanın veya iltihaplanmanın olduğu bölgede ağrı hissedilir. Ağrı bir uyarıdır. Ağrı sayesinde ayakta yaralanma olduğu ve bu yaraya müdahale edilmesi gerektiği bilinir. Bu nedenle ayağın sinir sistemi önemlidir.

Yaralanma meydana geldiğinde enfeksiyona karşı direnci oluşturan ve hasar gören dokuların tamir işlemini yerine getiren hücreler ayağa kan dolaşımı ile gelir. Kan dolaşımının sağlıklı olması sayesinde enfeksiyonlara karşı direnç oluşur, yayılması engellenir ve yaranın iyileşmesi sağlanır. Kan damarları aynı zamanda ayağın ihtiyacı olan oksijen ve besin maddelerini ayağa taşır.

Diyabet Hastalığı Ayakları Nasıl Etkiler

Kan şekerinin sürekli yüksekliği nedeni ile tüm vücutta olduğu gibi ayaklarda daha belirgin olmak üzere aşağıdaki belirtilen olaylar nedeni ile ayaklar diyabetten olumsuz yönde etkilenir.

Kan dolaşımının azalması

Diyabet damar duvarlarını bozarak damarların hasar görmesine ve ayaklara giden kan miktarının azalmasına neden olur. Bunun sonucunda ayağın iyileşme ve enfeksiyonlara karşı direnç oluşturma kapasitesi azalır.

Bu da ayakta meydana gelen yaraların iyileşme süresinin uzamasına, enfeksiyonun yayılmasının kontrol altına alınmasında ve tedavisinde zorluklara yol açar. Aynı zamanda kan akımının azalması nedeniyle tedavide kullanılan ilaçların yeterince ayağa ulaşamamasına ve ilaç dozlarının artırılmasına neden olur.

Sinirlerin hasar görmesi

sürekli kan şekeri yüksekliği ayağın his, pozisyon ve ağrı duyusu fonksiyonlarını yerine getiren sinirlerde hasara yol açar. Sinirlerin hasar görmesi his ile ilgili fonksiyonlarda bozulmaya neden olur. Diyabetli hastaların ayakların yaralanma sırasında ağrının az veya hiç hissedilmemesinin sebebi sinirlerin hasar görmesidir. Ayağın hissinin azalması veya kaybolması nedeni ile diyabetli hastaların ayaklarının sürekli üşümesi kan dolaşımı yetersizliği yanında sinirlerinde hasar görmesine bağlıdır.

Enfeksiyonlara Karşı Direncin Azalması

Kan şekeri normal değerinin üzerine çıktığında enfeksiyonları meydana getiren mikroplara karşı beyaz kan hücrelerinin savaşma kapasiteleri azalır. Bu da ayakta meydana gelen enfeksiyonun hızla yayılmasına ve daha fazla ayağı tahrip etmesine neden olur. Aynı zamanda beyaz kan hücrelerinin savunma kapasitelerinin azalması yanında kan şekeri yüksekliği genel bağışıklık sistemini de olumsuz yönde etkiler. Bu olayların hepsi bir araya toplandığında diyabetli hastaların ayaklarında yaraların ve enfeksiyonların oluşması kolaylaşır ve tedavileri zorlaşır. Bu nedenle tedavinin önemi yanında ayakların korunması ve bakımı ön plana çıkmaktadır.

Korunma

Diyabetli hastalar ayaklarında oluşabilecek küçük sorunların büyük problemlere yol açabileceğini, ayaklarını yaralanmalara karşı titizlikle korumaları gerektiğini ve en ufak bir sorunda sağlık merkezlerine başvurmaları gerektiğini iyi bilmelidirler. Özellikle diyabetli çocukları olan ailelerin erken yaşlarda meydana gelebilecek ayak sorunları nedeni ile dikkatli olmaları gereklidir.

Amerika’da 1994 yılında diyabetli olan 67.000 hasta diyabetin neden olduğu ayak sorunları nedeni ile ayak parmaklarını, ayaklarını ve hatta bacaklarını kaybetmek zorunda kalmışlardır, Sadece ayakların düzenli bakımı ve korunması ile bahsi geçen uzuv kayıpları % 50 nin üzerinde bir oranla engellenebilmektedir.

Diyabetli hastaların ayak sorunları ile uğraşmak zor ve önemlidir. Bunun iyi anlaşılması gerekir. Diyabetin neden olduğu sorunlarla uğraşması gereken hastanın kendisi ve ayak sorunları ile ilgili uzmanlaşmış hekimlerdir. Hastanın görevi tamamen koruma ve bakım üzerinde yoğunlaşmalı, hastalar çok küçük olduğunu düşündükleri bir sorun olsa dahi kendi kendilerini tedaviye kalkışmamalı bu gibi durumlarda tedaviyi hekime bırakmalıdırlar.

Diyabetli Hastalarda Ayakların Korunması ve Bakımı Ve Diyabetin Kontrolü

Diyabetli bir hastanın ayaklarının korunmasında öncelikle yüksek kan şekerinin kontrol altında tutulması hayati önem taşır. Sağlıklı bir yaşam için kan şekeri, kan basıncı ve kolesterol düzeylerinin kontrol altında tutulması gereklidir. Bu değerlerin kontrol altında tutulması diyabetin uzun süreli ayak, böbrek, göz ve diğer organlar üzerindeki kötü etkisini azaltacaktır.

Diyabetin neden olduğu ayak sorunlarının giderilmesi amacı ile hastalar sürekli değişik uzmanlık dallarındaki hekimlerle (iç hastalıkları, ortopedi, travmatoloji, kardiyoloji, kalp damar cerrahisi gibi) ilişki içinde olmalıdır.

Bu uzmanlarla ilişkileri sayesinde diyabetik hastalar;

Kan şekeri, kan basıncı ve kolesterol düzeylerini ne zaman yapılması gerektiğini,

Kan şekeri kontrolü için kendisi ölçüm cihazları kullanıyorsa bu cihazları nasıl kullanacağını ve hangi sıklıkla ölçüm yapması gerektiğini, ilaçlarını nasıl alması gerektiğini,

günlük sebze ve meyve içeren az yağlı ve posalı yiyeceklerden oluşan diyetini nasıl uygulaması gerektiğini,

günlük fiziksel aktivitesini nasıl yapması gerektiğini, sigarayı neden bırakması gerektiğini,

ayak bakımını nasıl planlayacağını ve nasıl yapacağını, yılda en az bir kez ayak, göz ve böbrek kontrollerinin yapılması gerektiğini,

yılda en az 2 kez dişlerini kontrol ettirmesi gerektiğini, öğrenmelidirler.

Günlük Ayak Kontrolü

Diyabetli hastalar ayaklarında belirgin problem olmasına rağmen ağrı hissetmeyebilirler. Bu nedenle diyabetli hastalar günlük olarak ciltte kesi, kızarıklık, şişlik ve iltihaplı tırnaklar açısından ayaklarını kontrol etmelidirler. Bu kontroller için tercihen yatmadan önce hasta kendine zaman ayırmalıdır. Eğer hasta başka sorunları nedeni ile ayaklarını görmek için yeterince eğilemiyorsa bir ayna (tercihen plastik) yardımı ile kontrolünü yapmalı veya diğer aile bireylerinden yardım istemelidir.

Ayakların her gün yıkanması

ayakların temiz ve kuru tutulması ayak cildinin sağlığı ve fonksiyonlarının (enfeksiyona karşı, engel teşkil etmesi gibi) yerine getirilmesinde önemli yer tutar. Bu amaçla ayaklar her gün çok sıcak olmayan ılık su ile yıkanmalı ve yıkama sonrasında iyice kurulanmalıdır.

Yıkama suyunun çok soğuk veya çok sıcak olmamasına özen gösterilmelidir. Bu amaçla su sıcaklığını değerlendirmek için hasta termometre (derece) veya kendi dirseğini kullanabilir. Yıkama sonrasında özellikle ayak parmak aralarını iyice kurulanmasına dikkat edilmelidir.

Kuruladıktan sonra parmak aralarının kuru kalmasını sağlamak için talk pudrası veya mısır nişastası kullanılabilir. Ayak parmaklan dışındaki ayak cildinin yumuşak ve düzgün kalmasını sağlamak için kaliteli cilt losyonları veya yumuşatıcı baz kremler kullanılabilir. Bahsi geçen losyon ve kremler asla parmak aralarına sürülmemelidir.

Nasırların ve Cilt Sertliklerinin Giderilmesi İçin Shea Butter Yağı

Eğer diyabetli hasta ayaklarında nasır veya ciltte sertlikler saptamışsa öncelikle hekime başvurmalıdır. Daha öncede belirtildiği gibi hiçbir zaman kendi kendini tedaviye kalkışmamalıdır.

Hekimin değerlendirmesi sonucunda eğer hekim uygun görürse nasır ve sertliklerin giderilmesi amacı ile banyo veya duş sonrasında ponza taşı (veya topuk taşı) kullanılabilir. Nasırlar veya sertlikler asla kesilmemelidir. Bu amaçla tıraş bıçağı, nasır bantları veya nasır losyonları kullanılmamalıdır. Bu tür uygulamalar ciltte hasara veya yaralanmalara yol açabilir.

Tırnakların Bakımı Tırnaklar her hafta veya gerektiğinde düzenli olarak kesilmelidir. Uygun olan tırnakların banyodan sonra kesilmesidir. Tırnakların çok kısa (tırnak yatağı kenarına kadar) kesilmemesi bir miktar uzun ve düz bir hat boyunca kesilmesi önemlidir. Tırnaklar kesildikten sonra meydana gelen pürtükleşmeler tırnak törpüsü ile düzeltilmelidir.

Eğer hastanın görme sorunları varsa, tırnaklarına ulaşacak kadar eğilemiyorsa, tırnaklan kalın ve san] renkte ise veya tırnaklar çok eğimli ve cildin içine batıyorsa hasta bir yakını ile birlikte hekime başvurmalı ve yakının tırnak bakımı ile ilgili yapması gerekeni öğrenmesi ve yakınınca tırnak bakımının yapılması gereklidir.

Diyabetli Hastalarda Ayakkabı ve Çorap Kullanımı

Diyabetli hasta her zaman çorap ve ayakkabı giymelidir. Ev içinde ve dışında asla çıplak ayakla dolaşmamalıdır. Çıplak ayakla dolaşıldığında ayağın yaralanma şansı artacaktır. Çıplak ayakla ayakkabı giyilmesinden kaçınılmalıdır. Çünkü ayakkabı ile cilt arasında meydana gelecek sürtünmeler ciltte su toplamalarına ve tahrişlere yol açacaktır. Diyabetli hastalar her zaman ayağa tam oturan, temiz ve dikişsiz çoraplar giymelidirler. Çorapta delik, katlanma olmaması gereklidir. Özellikler çorabın lastik kısmının ciltte iz bırakmayacak gerginlikte olmasına dikkat edilmelidir. Çorap ve ayakkabı giymeden önce her zaman içlerinin kontrol edilip içlerinde herhangi bir cisim olmadan giyilmesi önemlidir.

Kullanılacak ayakkabı giyildikten sonra belirgin boşluk bırakmayan, yumuşak derili, yüksek veya sivri topuklu olmayan, ayak parmaklarının rahat hareket etmesine izin verecek şekilde ön kısmı geniş olan ayakkabılardan seçilmelidir. Özel durumlar dışında yaz veya kış diyabetli hastalar hiçbir zaman terlik kullanmamalıdır.

Ayakların Sıcak veya Soğuktan Korunması

Sıcak zeminlerde ve yaz aylarında kumsalda dahi diyabetli hastalar ayakkabı ile dolaşmalıdırlar. Diyabetli hastaların ayaklarında diğer insanlara göre daha kolay güneş yanıkları meydana gelebilir. Bu nedenle yaz aylarında güneşlenirken ayaklar mutlaka Üzerleri örtülerek direkt güneş ışığından korunmalıdırlar. Kışın ısıtıcılardan ve açık ateşten ayaklar uzak tutulmalıdır. Ayakların sıcak suya sokulması veya sıcak ısıtıcı petlerle ısıtılmaya çalışılması yanlıştır. Eğer ayaklar çok üşüyorsa uyurken de çorap kullanılmalıdır. Kışın ayakların soğuktan korunması için yukarıda anlatılan özellikleri karşılayan bot giyilmesi daha uygundur. Yağmurlu ve karlı havalarda ayaklar hiçbir zaman ıslak kalmamalıdır. Bu soğuğun ayak üzerindeki olumsuz etkilerini artıracaktır.

Ayakların Kan Dolaşımı

Ayakların kan dolaşımının rahatlatılması amacı ile otururken hasta ayaklarını uzatıp yukarı kaldırması yararlıdır. Bu oturma pozisyonu hasta tarafından alışkanlık haline getirmelidir. Günde 2-3 kez 5 dakika boyunca ayak parmaklarının ve ayak bileklerinin

hareket ettirilmesi kan dolaşımının rahatlamasına katkıda bulunur. Uzun süreli bacak bacak üzerine atılarak oturulmalıdır. Sıkı çoraplardan ve özellikle bayanlar için tayt, jartiyer gibi bacakları sıkan giysilerden kaçınılması gerekir. Sigara ayakların kan akımını azalttığı için kesinlikle içilmemelidir.

Diyabetik Hastalarda Ayak Bakımı

Diyabetli hastalar için yürüme, yüzme ve bisiklete binme ayaklar için kolay ve uygun egzersizlerdir. Koşma ve atlama gibi ayakları zorlayan egzersizlerden diyabetli hastalar kaçınılmalıdır. Günlük egzersiz yapılmalı,egzersize hafif tempo ile başlanmalı ve sonunda yine hafif tempo ile bitirilmelidir. Egzersiz sırasında mutlaka uygun spor ayakkabılar giyilmelidir. Yürüyüş için beton ve sert zeminler yerine toprak ve çim gibi yumuşak zeminler tercih edilmelidir.

Diyabetli Hastalar İçin Uygun Ayakkabı Seçimi 

Günlük kullanım için spor ayakkabılar en uygun olanıdır. Bu ayakkabılar ayakları desteklemeleri ve ayakkabı içinde ayakların yeterli havalanmasını sağlayabilmeleri nedeni ile önerilmektedir. Kendi ayak ve bilek ölçülerine göre tasarlanarak üretilmiş ayakkabıları tercih etmeli

Asla vinil veya plastik ayakkabılar seçilmemelidir. Çünkü bu tür ayakkabılar esnemez, genişlemez ve ayağın yeterince havalanmasına izin vermezler. Yeni ayakkabı alınırken akşam saatleri tercih edilmelidir. Akşama doğru ayaklarda bir miktar şişlik meydana geleceğinden uygun numara seçimi için akşam saatlerinde denenerek ayakkabının satın alınmasını uygun numara seçimi için önemlidir.

Çünkü yeni alınan ayakkabı ilk alındığında dahi ayağa uyumu beklenmeden rahat olmalı ve içinde ayak parmakları rahatlıkla hareket edebilmelidir. Daha önce bahsedildiği üzere yüksek ve sivri topuklu ayakkabılar parmaklarda aşırı yüklenmeye neden olacağı için tercih edilmemelidir. Ayak bakımının diyabatik hastalar üzerindeki etkisi yazımız bura da bitiyor. Umarız işinize yaramıştır.

sağlikicin.org olarak sizler için diyabetik hastalarda özel ilgi gerektiren ayak bakımı ve tedavisi konuları hakkındaki hazırlamış olduğumuz makalemiz burada sona ermektedir, makalemiz umarız aradığınız doyuruculuğu karşılar nitelikte bir makale olmuştur.

Tırnak Batması

Tırnak Batmalarına Dikkat

Tırnak Batmalarına Dikkat 

sağlıkiçin.org olarak sizler için Tırnak Batması hazırladık;

Konu başlığımız özellikle kadınların yakından ilgilenmesini gerekli kılan bir konu, tırnak kesiminde dikkat edilecek birkaç önemli nokta ile tırnak batması sorununun önüne geçilebilir.

Küçük bir sorun olarak başlayan, ancak tedavi edilmediğinde cerrahi müdahaleye kadar gidebilen tırnak batmalarına günlük hayatta yapılan bazı hatalar da neden olmaktadır.

Ağrı, şişlik ve ikincil enfeksiyon gibi tablolara yol açabilen tırnak batması, en sık ayak birinci parmak tırnaklarında görülür.

Genetik eğilim, aşırı terleme, terlemeyi artıran faktörler, sentetik, solumayan ayakkabılar, dar ve darbe oluşturan ayakkabılar tırnak batmasının en sık rastlanan nedenidirler. Kadınlarda topuklu ve sivri burunlu, erkeklerde sert ve sivri burunlu ayakkabılar ile yapılan uzun yürüyüşler ve spor, tırnakların yanlış kesilmesi, tırnakların düz yerine  [ U ] şeklinde, içe doğru kesilmesi, yan kenarlarının testere şeklinde düzensiz kesilmesi, kısa kesilmesi, tırnak kenarlarının koparılması gibi nedenlerin tırnak batmasına yol açabilir.

Okumaya devam et

Ayak Sağlığı

Kirli Çorap Tırnak Mantarına Yol Açıyor

Kirli Çorap Tırnak Mantarına Yol Açıyor

saglikicin.org olarak sizler için kirli çorap kullanımının ayak sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerini ortaya koyan Tırnak Mantarıbir makale hazırladık.

Sürekli yada sık kullanılan değiştirilmeyen kirli çoraplar, tırnak mantarına ” nail fungus ” yol açmaktadır. Tırnak mantarına yakalanmamak için el ve ayakların sürekli temiz tutulması, temizlikte kullandığımız araç gereç ve maddelerin insan sağlığına uygun kimyasallardan üretilmiş olmaları da önemli bir konudur.

 Yavaş ve kronik seyreden tırnak mantarı en sık rastlanılan tırnak hastalığıdır. Mantar genellikle tırnağın altına girerek burada etkili olmaya başlamaktadır.

Tırnağa hasar veren her şey mantarın içeri girmesini kolaylaştırabilir.  Zedelenme, el ve ayak tırnağına sert bir cisimle vurulması, ayak tırnağına basılması, tırnakların çok dipten kesilmesi, ayak parmaklarını sıkıştıran küçük ucu sivri ayakkabılar, kendi ayak bilek ölçülerimize göre tasarlanmamış ve sağlıksız malzemelerden üretilmiş ayakkabılar, tekil kullanımı gereken giysiler,sağlıksız sentetik malzemelerden üretilmiş çoraplar, hijyenik temizliği yapılmamış, sık kullanılan çoraplar  tırnak mantarına yol açabilir.

Tırnak mantarı bulaşıcıdır.  Enfeksiyona neden olan mantarlar ortak kullanıma açık, ılık ve nemli yerlerde bulunurlar.  Hamamlar, Masaj salonları, soyunma kabinleri, yüzme havuzu, ortak kullanılan duş ve banyolar, bahçe,berberler kuaförlerde, manikür veya pedikür aletleri tırnak mantarı bulaştırabilirler.  Tırnak mantar enfeksiyonu kendiliğinden iyileşmez.

Tırnak mantarı ile ilgili bir rahatsızlığını söz konusu ise yada bu konuda daha nitelikli bir araştırmaya ihtiyaç duyuyorsanız, konunun daha kapsamlı bir şekilde ele alındığı Tırnak Mantarı ” nail fungus ” ile ilgili tırnak mantarı tedavisi yazımı ziyaret edebilirsiniz.

sağlıkiçin.org olarak sizler için giysi kullanımında kirli çorapların , ayak ve beden sağlığına etkileri üzerine hazırlamış olduğumuz makale burada sona ermektedir, umarız aradığınız doyuruculuğa uygun nitelikte bir makale olmuştur.

ayakkabı  içinde ayak duruş pozisyonunun olumlu ve olumsuz şeklinin görsel izahı.

Yürüyüşünüz Sizi Hasta Edebilir

Sağlıklı YürüyüşAyak-Burkulmasi

 ”healthy Walking ”

saglikicin.org olarak ayak sağlımızın, beden sağlımız üzerine etkilerini içeren bir makale hazırladık;

Kişinin ayağındaki anatomik bir farklılığın, anatomik bir bozukluğun kişinin rahat yürümesini engellediği gibi beden sağlığının da bozulmasına yol açmaktadır.

Sağlıklı yaşam ayaklardan başlar, insan vücudunu bir binaya benzetirsek, ‘Eğer temel sağlam olmazsa inşaatın da sağlam olmasını bekleyemezsiniz. Yani eğer ayaklarınız sağlıklı değilse omurganın sağlıklı olduğunu düşünemezsiniz. Bu nedenle basınç problemleri ve ayaktaki sorunun erken teşhisle çözümü çok önemlidir.

Ayaktaki rahatsızlıkların ‘yürüyüş analizi’ ile tespiti mümkündür, bu konuda özel olarak geliştirilmiş bir cihazla ayağın röntgen filimleri çekilebilmektedir. Bu analizin yapıldığı cihaz, kızılötesi ileri teknoloji ile çalışan bir tarayıcıdır.

İnsan vücudundaki tüm omurgaları tutan organın ayaklarda bel fıtığı, topuk dikeni, tırnak batması gibi sorunların temelinde de basınç problemleri yatmaktadır. Buradaki basınç tekniği çok önemli. Bu bazen fizyolojik, bazen genetik, çoğu zamanda da yanlış ayakkabı seçiminden kaynaklanabiliyor.

Kişinin yürüyüşü, aynı zamanda da o kişinin rahatsızlığını da ortaya koymaktadır. Ayaktaki anatomik olarak bir farklılık, kişinin sağlığının bozulmasına neden olabiliyor. Yüksek ya da düz taban ya da taban çökmesi gibi sorunları ‘yürüyüş analizi’nde rahatlıkla görebilmektedir. Bunun yanında kişinin topuk dikeni rahatsızlığı olup olmadığını, eğer varsa bunun nedenlerini de görebilir vede anlayabiliriz. Aynı zamanda da bireyin düz taban olup olmadığını, içe ya da dışa basıp basmadığını da yine bu analizle tespit edilebilmektedir. Sadece görmekle de kalmayıp, bunu rakamsal olarak da ifade edebilmektedir. Yani vücudumuzun sağ veya sol ayağımıza ne kadar baskı uyguladığını oranlarla da tespit edebiliyor.

Birçok rahatsızlığın içe basmak, dışa basmak, düz tabanlık gibi sorunların, ilerleyen yaşla birlikte tedavi edilmesinin zorlaştığını, ancak ‘yürüyüş analizi’ ile birlikte bu sorunların erken teşhis edilebilindiğini bilmekte fayda var. Bu durumun da tedavide sonuç alınmasını kolaylaştırmaktadır. Düz taban doğmuş bir çocuğun sorunu, 6 yaşına kadar erken teşhis edilebilirse; onun bu sorunu rahatlıkla çözülebiliyor. Yani bu çocuk düz tabanlıktan kurtulabilir. Yüksek taban dediğimiz, bir başka ifadeyle de ayağın orta kısmının yüksek olması durumunun tam anlamıyla geçmesi mümkün olmamakla birlikte bu durumun bedene verdiği çok ciddi rahatsızlıkları ortadan kaldırmakta mümkün. Bazı

Diyabetik hastaların ayaklarının da adeta bir kağıt kadar ince olmasından kaynaklı, bu hastaların bir çorabın dikişinden dahi etkilendiği gibi kullanılan ayakkabı da büyük önem taşımaktadır, kişinin basınç problemi tespit edilip kişiye özel uygun tabanlı ayakkabı kullanımının sağlanması halinde diyabetik hastanın ayağında herhangi bir yara oluşmayacağı gibi kapanmış bir yaranın tekrarlanmasının da önüne geçilebilmektedir. Ayrıca bu yaralardan kaynaklı oluşan yara izleri de TCA Asiti % 40 lık oran uygulamaları , TCA  Asiti uygulama sonrası b5 vitamini, E vitamini, çinko oksitli pişik kremi ve çay ağacı yağının yara üzerinde kullanımı sonrası bu yara izlerini de, tamamen ortadan kaldırılabilmektedir. Bu tür rahatsızlıklarda üretim teknikleri, kullanılan malzeme kaliteleri, ekolojik çalışmaları ve ekonomik fiyatlandırmaları açısından ” DOA kozmetik ” firmasını gönül rahatlığıyla tercih edebilirsiniz.

saglikicin.org olarak ayak sağlımızın, beden sağlımız üzerine etkilerini içeren makalemiz burada sona ermektedir, umarız yazımız aradığınız doyuruculuğu karşılayabilir bir niteliktedir.

 

Yüksek Topuklu Ayakkabıdaki Tehlike

Topuklu Ayakkabıdaki Tehlike

Yüksek Topuklu Ayakkabıdaki Tehlike

saglikicin.org olarak ” Danger in heels shoes ”  yüksek topuklu ayakkabıların insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri üzerine bir makale hazırladık;

Deriyi sıkıştıran, kan dolaşımını zorlaştıran ve derinin nefes almasını engelleyen her türden eşya genel vücut sağlığı açısından kullanılmaması tavsiye edilen eşyalardır, dolayısıyla bu kategoriye giren ayakkabılarda bu koşula uygun olmalıdır, aynı zamanda ayakkabılarda yüksek topuklar vücudumuzun fizyolojik yapısını bozmakta oldukları için sağlığımız için kullanımı uygun değildir.

Ayakkabı topuklarında uzunluk 8 santimetreyi geçmemelidir. 8 santimetreden uzun topuklu, sivri uçlu ayakkabılar ise uzun süreli kullanıldığında bel, kalça, diz, ayak bileği ve ayağın ön kısmında anormal yüklenmelere neden olmakla birlikte, vücudun fizyolojik duruşunu bozmaktadır, bu da diz ve kalçanın hafif bükülmesine neden olmakla beraber, kalçanın bükülmesiyle bel öne doğru kamburlaşacağı için belin normal çukurluğunu artırıp bu bölgelerde ciddi rahatsızlıkların oluşumuna sebep olmaktadır.

Okumaya devam et

ayak kemik çıkıntısı nasıl tedavi edilir

Ayaktaki Kemik Çıkıntıları Nasıl Tedavi Ediliyor

ayak kemik çıkıntısı nasıl tedavi edilir

Ayak Kemik Çıkıntısı

saglikicin.org olarak ayak kemik çıkıntılarının lokal bölgelerde oluşturduğu rahatsızlıkların boyutlarını araştırdık sizler için bu konu üzerine bir makale hazırladık.

Ayağın kapsayan kısımlarında beliren yani eklem yerlerinde ve parmaklarda parazit, deformite, ağrı ve şekil bozukluğuyla oluşan rahatsızlıklar, yaşam kalitesini olumsuz yönde etkileyen hastalıklardır. ayak kemik çıkığı ingilizce “foot bone spurs” olarak bilinir, tıp dilinde Oteofit adı verilir. Yürüyüşümüzle vücut denge kombinasyonuna uygun olmayan ayakkabı tercihlerile rahatsızlık daha da ileri boyutlarda hastalık aşamasına kadar ilerleme gösterebilmektedir. Bu rahatsızlık genelde yüksek topuklu ve ucu sivri ayakkabıları tercih etmeleri nedeniyle en çok kadınları tehdit ediyor. Kadın erkek farketmeksizin burada sağ ve sol ayaklarımızın aynı kalıblardan çıkan ayakkabılara uygun yapıda olmadığını, sağ ayak ile, sol ayak arasında farklar olduğunu bilmemiz gerekir, örneğin sağ elini daha iyi kullanabilenlerin sağ ayağı sol ayağına oranla daha gelişmiştir, bu yüzden kendi ayak ölçülerimize göre üretilmiş ayakkabı almaya dikkat etmemizde oldukça fayda var.

saglikici.org olarak yaptığımız araştırmalarda açığa çıkan sonuç olarak bu rahatsızlık genellikle 40-50 yaş grubunu etkisi altına  almakta. Bu problemin tek köklü tedavi seçeneği, ameliyat. Cerrahi operasyonlarda başarı oranı ise oldukça yüksek oranlarda seyrediyor.

Ayak başparmağındaki kemik çıkıntısı, sıklıkla ağrı ve şekil bozukluğuyla kendini gösteriyor. Yürürken güçlük çekilmesi, istenilen her ayakkabının giyilememesi veya giyildiğinde ayaklarda rahatsızlık yaşanması ayak başparmağındaki kemik çıkıntılarında sıkça karşılaşılan sorunlar. Doğuştan veya genç yaşta da görülebilen bu deformite, genellikle 40-50 yaş grubunu etkisi altına alıyor. Kadınlarda erkeklere oranla 5 kat daha fazla görülüyor. Parmaklardaki deformitenin kadınlarda daha fazla görülmesinde birkaç faktörün etkili olduğunu belirterek, bu etkenleri şöyle sıralıyabiliriz; En önemli sebebi, kadınların yüksek topuklu ve ucu sivrilen ayakkabıları tercih etmeleri. Hamilelik döneminde hormonal dengelerin değişmesi nedeniyle, ayak kemikleri arasındaki bağların gevşemesi de en sık suçlanan faktörlerden. Düztabanlık veya kas yapısındaki bozukluklar gibi ayağın kendisinden kaynaklanan sorunlar, serebral paralsi veya felç gibi nörolojik hastalıklar da bu deformiteye yol açabiliyor.

Deformitenin gelişmesinde, her iki cinsiyette ailesel öykünün de büyük rol oynadığı gözlemlenmekte, öyle ki, ailesinde kemik deformitesi olan her 100 kişiden 60-70′inde bu sorunun geliştiğini görülüyor. Zaman zaman şiddetli ağrılarla seyrederek yaşam kalitesini bozan başparmaklardaki bu kemik çıkıntıları, operasyonla tümüyle ortadan kaldırılabiliyor. Ancak operasyondan başarılı sonuç alınabilmesi için zaman kaybetmeden doktora başvurmakta fayda var.

Başparmaktaki kemik çıkıntılarının tedavisinde öncelikle ağrıyı dindirmek hedeflenmektedir, bunun için de ağrı kesicilerden yararlanılır,Bazı durumlarda İlaç tedavisi tek başına yeterli gelmemektedir, burada dikkat edilmesi gereken noktaları da şöyle sıralayabiliriz;
– kendi ayak ölçülerimize göre üretilmiş ayakkabı almak
– Kadınların öncelikle yüksek topuklu ve ucu sivrilen ayakkabı giyme alışkanlıklarından vazgeçmeleri gerekiyor.
– Başparmakta çıkıntı başladığı zaman ağrıyı dindirmek için rahat ayakkabılar giyilmeli
– Geceleri de parmaklara ağrıları azaltan silikon makaralar takviye etmeli.
– Uzun süre ayakta durmaktan kaçınmakta da yarar var.
– Ayağın iç tarafına monte edilen ateller de etkili oluyor.

Önemli Bilgi :

Yapılan çalışmalara göre, ağrıların giderilmesinde etkili olan bu yöntemler deformitenin önlenmesinde pek yarar sağlayamıyor. Hasta ağrıyı artık her gün çekmeye başlamışsa, bu durumda cerrahi müdahale öneriliyor.

Ayak Kemik Çıkıntısı Tedavisi

 Ayak başparmağındaki kemik çıkıntıları, günümüzde yaklaşık bir saat süren bir operasyonla tümüyle ortadan kaldırılabiliyor. Deformiteye uygun ameliyat yapıldığı takdirde sorunun tekrarlama riski yüzde 1 gibi çok düşük bir düzeyde seyrediyor. Operasyon lokal ya da genel anestezi altında yapılıyor. Ayrıca hastanın tercihi doğrultusunda bel bölgesinden aşağısının uyuşmasını hedefleyen spinal anesteziye de başvurulabiliyor. Operasyonda hangi yönteme başvurulacağı ise kemik çıkıntısının şiddetine ve şekline göre belirleniyor.

Günümüzde kullanılan teknikler kısaca şöyledir:
Kemik çıkıntısının birçok tipi var. Öncelikle bu çıkıntının eklemden mi yoksa, kemikten mi kaynaklandığını tespit etmemiz gerekiyor. En sık, parmakla tarak kemiğinin eklem yaptığı bölgede kaynaklanan sorunlara operasyon uyguluyoruz. Tarak kemiğinin eklem bölgesine yakın kısmına 3-4 cm’lik küçük bir kesi yapıyor ve kemiği kaydırarak düzgün hale getiriyoruz. Bu arada kaydırılan kısmı ana kemik bölgesine bir adet vidayla tutturuyoruz. Kullandığımız bu vida vücutta kalıyor. Ancak yeni geliştirilen teknikler sayesinde hasta artık ayağındaki vidayı hiçbir zaman hissetmiyor. Tarak kemiğindeki sorunlarda da, yine bu bölge üzerinde uygulanan işlemlerle sorunun çözüm yoluna gidiliyor. Eğer sorun ayak bileğine yakın bölgedeyse, tarak kemiği başlangıç yerinde düzeltme yapıldıktan sonra tıraşlanma işlemi gerçekleştiriliyor. Bu tip ameliyatta hastanın rahat bir şekilde yürümesini sağlamak için ayağa alçı tedavisi de uyguluyoruz.”

Ayak başparmağındaki deformiteler iki ayakta da görülebiliyor. Dolayısıyla yine hastanın tercihine bağlı olarak aynı operasyonda her iki ayağa da müdahale edilebiliyor.

Ayak Kemik Çıkıntılarının Çözümünde Blok Engeli

Çok değil, bundan bir iki yıl öncesine dek, hastalar en sık operasyon sonrasında gelişen şiddetli ağrılardan yakınıyorlardı. Blok tekniği ile bu tür rahatsızlıklar otadan kaldırılabilmekte, blok tekniği operasyon öncesinde ayağın değişik bölgelerine yaptığımız lokal anestezik etkiye sahip iğnelerin enjekte edilmesi esasına dayanıyor. Böylelikle hastalar operasyon sonrasında hiçbir ağrı çekmiyor, hatta pansumanlarını görünceye dek ameliyat olduklarına bile inanamıyorlar. Ayrıca verilen ağrı kesiciler de ağrının dindirilmesinde oldukça etkili oluyor. Bu sayede hastalar ameliyat sonrasını oldukça rahat geçiriyorlar. Hastaların çoğu operasyonun ardından ertesi günü ayağa kalkıp yürüyebiliyor.

Ancak hastalığın şiddeti ve ameliyatın tipine göre bazı hastalara alçı tedavisi de uygulanabiliyor. Bu durumda alçının 4 hafta süreyle ayakta kalması gerekiyor. Alçıya topuk takıldığı için bu hastalar da operasyon sonrasında hemen yürüyebiliyor ve günlük işlerini yerine getirebiliyorlar. Masa başında çalışanlar, 4-10 gün içinde işlerinin başına dönebiliyor. Dört haftanın sonunda alçı çıkartılıyor, fakat ayakta şişlik oluşacağı için hastanın normal bir ayakkabı giyebilmesi yaklaşık 3 aylık bir süre alıyor.

Ayak Kemik Çıkığı Tedavi Yaşı

 Ayak baş parmağınızdaki kemik çıkıntı yapmışsa, doktora başvurmakta gecikmeyin, ayak başparmağındaki kemikte oluşan deformite tedavi edilmezse, eklemde bozukluklar ve artan düzeyde kireçlenme gelişiyor. Ayrıca diğer parmakların şekli de zamanla bozulmaya başlıyor. Tedavide geç kalındığında kireçlenme nedeniyle zamanla eklem hareketlerinde büyük kayıplar oluşabilmekte böyle durumlarda deformite düzeltibilinirse de, eklem hareket kaybına karşı yapabilecek çok fazla bir önlem yok. Bunun sonucunda da hasta sıçrama veya merdiven inip çıkma gibi parmak ucunda yükselmeyi gerektiren hareketlerde zorluk çekebiliyor. Dolayısıyla deformitelerde erken tedavi, ayak sağlığı açısından büyük önem taşıyor.

AYAKKABI ALIRKEN

 – Ayağınızın şekline uyan, ayak ölçülerinize özel ayakkabıları üreten firmaları tercih edin.

– Yüksek topuklu, dar kalıplı ve ucu sivri ayakkabılardan kaçının.

– En uzun parmak ile ayakkabı ucu arasında bir santim boşluk olmasına dikkat edin.

– Ayakkabıyı giydikten sonra mutlaka yürüyerek deneyin.

– Çok sıkı ayakkabıları, zamanla ayağınıza alışır düşüncesiyle almayın.

saglikicin.org olarak ayak kemik çıkıntıları ve oluşturdukları rahatsızlıklar başlıklı makalemiz burada sona ermektedir, umarız yazımız aradığınız doyuruculuğu size sunmuştur.