26 Mayıs 2017 Cuma

Migren Teşhisi ve Tedavi Yöntemleri


Migren 



Migrenin yol açtığı ciddi sorunlardan biri de aile sorunları. Eşlerden biri, ikide bir baş ağrısı çekmeye başlarsa bir süre sonra diğer eş ona kızmaya başlıyor ya da çocukları mutsuz oluyor.  Bu sebepten kaynaklı migren aile yaşamını etkileyen sosyal bir soruna da dönüşmektedir.

Migrenlilerin yüzde 15-20 kadarında ‘aura’ denilen bir dönem var. Aura döneminde kişi görme alanında kırık çizgiler, parlak ışıklar görmeye başlar. Görmesi bulanıklaşabilir, uyuşma ve konuşma güçlüğü görünebilir. Genellikle 15-20 dakika en çok bir saat kadar sürer. Uzmanlar migrenin hastanın hayatına etkileri ile ‘auralı migren’ türünü açıklamaktadırlar. Aşağıda migren için uzmanlardan derlenmiş bilgiler mevcuttur. İyi okumalar dileriz.





Migren nedir?


Migren ataklarla gelen kronik bir baş ağrısıdır. Ataklar en az birkaç saat sürer, üç güne kadar devam edebilir.  Hastaların bazılarında ağrılar uzun ve şiddetli olurken bazılarında kısa ve hafif olmaktadır. Ya da ağrı ilk gün daha yoğun oluyor, ikinci gün yerini hafif bir sersemliğe bırakıyor, üçüncü gün tamamıyla düzelmiş oluyor. Bazen bulantı kusmalardan ya da uykudan sonra hasta biraz rahatlıyor ama sonra ağrı yine başlayabiliyor.

Ağrı çoğu zaman tek taraflı bir baş ağrısı şeklinde görülür. Ama bu her migrenli için geçerli değil. Yüzde 40 migrenlide ağrı tüm başı tutabiliyor. Bir de enseden gelen ağrı daha çok gerilim baş ağrısı gibi düşünülüyor. Halbuki migrenlilerin çoğunda da ağrı enseden başlar. Ağrı bazen de bir gözün etrafında başlar ve enseye doğru yayılır. Migren baş ağrıları genellikle zonklayıcıdır. Kişi eğilip kalkmakla ağrısının daha kötüleştiğini söyler. Ağrı şiddetli hatta çok şiddetli olabilir.

Migren Nasıl Oluşur? 


Ağrılardan önce hastada kusma bulantı gibi durumlar görülebilmektedir. Hasta ağrı döneminde yemek yiyemez. Işık, gürültü ve kokulardan çok rahatsız olduğu için genellikle loş, sessiz bir odada bir kenarda uzanır. Uyamaya çalışır. Uyabilirse ağrısı geçebilir.

Migrenli kişilerin en az yarısında migrenden önceki birkaç saat, hatta bazen gün içinde bazı şikayetler başlıyor. Bu duruma tıbbi olarak ‘prodrom dönemi’ denilmektedir. Bu dönemde kişide bir huzursuzluk başlar. Hastanın konsantrasyonu bozulur, dikkati azalır. Uykusu olmasa bile esnemeye başlar. O sırada bazı kişiler tatlı yemek ister. En kolay ulaşılan tatlı da çikolatadır. Kişi çikolatayı yedikten bir saat sonra baş ağrısı başlarsa ağrısını çikolatanın başlattığını düşünür. Halbuki böyle değil. Tatlı isteği zaten migren atağının başlamış olduğunu ve ağrının geleceğini gösterir. Yine kişi çok sinirli olabilir. Bazen birdenbire aşırı neşeli olabilir. Davranışlarıyla ilgili bazı farklar olabilir. Örneğin o sırada sık sık idrara gitme ihtiyacı duyabilir. Çoğu zaman sese, ışığa, kokuya duyarlılık bu dönemde başlar.

Auralı migren nedir?


Migrenlilerin yüzde 15 hatta yüzde 20 kadarında ‘aura’ dediğimiz bir dönem vardır. Aura döneminde kişi görme alanında kırık çizgiler, parlak ışıklar görmeye başlar. Görmesi bulanıklaşabilir. Görmeyle ilgili belirtiler genellikle gözün bir tarafında, yavaş yavaş kenardan başlayıp ortaya ilerleyebilir. Genellikle 15-20 dakika en çok bir saat kadar sürer. Bazen görsel şikayetlerle birlikte ya da ondan bağımsız kişinin elinde bir uyuşma başlar, koluna yükselir, ağzının etrafına yayılabilir. Diğer yandan konuşmada takılmalara ve kelime ifadesinde aksaklıklar olabilmektedir. Böyle nörolojik (beyinle ilgili) belirtilerle gelen hastaya ne olur ne olmaz diye birtakım araştırmalar yaparız. Ama bu belirtiler zaten birkaç kez yaşanmış, arkasından bir baş ağrısı gelmişse bunun migrenle ilişkili olduğunu çok zorlanmadan söyleyebiliriz.

Her aura olan hastanın ağrı durumu farklı olabilmektedir. Bazı kişilerde ağrısız aura olabiliyor. Auralı migrenlilerin bir kısmında baş ağrısı migren ağrısı gibi çok şiddetli ya da tek taraflı olmayabiliyor. Yine auralı bir migrenlide her atak ille de auralı olacak diye bir kural yok.
Auralı migrendeki belirtilerin kalıcı olma ihtimali var mı?
Hayır. Ama uzamış auralar ve komplike migrenler dediğimiz migrenin çok nadir tiplerinde bazen sorunlar yaşanabiliyor. Aura sırasında hastaya ‘ergo’ dediğimiz bazı migren ilaçlarını vermemek  gerekir faka her şeyden önce doktor tavsiyesi önemlidir.


Bazı migren ataklarında migrenle ilişkili kabul ettiğimiz baş dönmeleri görülebilir. Migrenlilerin yüzde 5-10 kadarında bu tip baş dönmelerinin atağın bir parçası olduğuna dair yeni çalışmalar var.

Migren yaşamı nasıl etkiler?


Atakları sık gelen kişiler pek çok sorunla karşı karşıya kalıyor. Bunlardan biri ‘Migren atağım başlayacak mı?’ korkusu. Bu bile kişinin psikolojik olarak olumsuz etkilenmesi ve bazen depresyona girmesine yol açabiliyor.  İkinci problem ise sosyal ve iş hayatındaki aksamalardır. Dolayısıyla bir ekonomik olumsuzluk ortaya çıkarabiliyor. Sağlık ekonomistleri, bu olumsuzluğu başka türlü de hesaplıyor. Diyelim ki, dört-sekiz gün iş gücü kaybı oluyorsa bunun ekonomiye götürüsünün aslında migrenin teşhis ve doktora gitmeyle ilgili sağlık harcamalarının en az 10 katı kadarı olduğunu hesaplıyor. Dolayısıyla migrenin tanınıp tedavi edilmesinin tabii ki en başta hastaya yararı var. İkincisi de ekonomik kaybı önlüyor. Migrenin yol açtığı ciddi sorunlardan biri de ailesel sorunlar. Eşlerden biri, ikide bir baş ağrısı çekmeye başlarsa bir süre sonra diğer eş ona kızmaya başlıyor ya da çocukları mutsuz oluyor. Bu açıdan migreni sadece ağrı ya da sağlık problemi olarak değil aynı zamanda bir sosyal sorun olarak görmek yanlış değil.

Migren durumu genelde  20-40 yaş arasında ortaya çıkıyor. Altı-yedi yaşındaki çocuklarda da migren olabiliyor. Ama çocukların migren ağrısı erişkinler kadar yoğun olmayabiliyor, belirtilerin tamamı görünmeyebiliyor. 45-50 yaşlarından sonra da migrenin ciddi şekilde azaldığını görüyoruz.

Kadınlarda migren daha sık görülmektedir. Ama sebebini tam olarak bilimemektedir. Genellikle kadınlar menopoza girdikten sonra migrenleri kaybolur ama bu koşullu bir durum değildir. Bazı kadınlarda da migren menopozdan sonra başlar.

Diğer yandan genetik faktörlerde migrene yatkınlığı belirlemektedir. Ailesinde migren sorunu olanlar olmayanlara göre çok daha migrene yatkındır.

Migrenin Nedenleri



Lodos: Çok net bilinmese de bazı araştırmalar bunu lodosla havadaki tozların artışına bağlıyor.
Düzensiz uyku: Migreni olan bir öğrenci sınavları öncesinde çok yoğun çalışıyor ve birkaç gün üst üste uykusuz kalıyorsa muhtemelen üç -dördüncü gün migren atağı gelecektir. Yoğun çalışan ve mesai yapan kişilerde de bu durum oluşur.
Açlık: Ramazan’da oruç tutan migrenlilerin çok sık atakları gelir.
Aşırı sıcak: Bazı migrenliler güneşte spor yapmaya kalkışırsa bir süre sonra atakla karşılaşır.
Bazı yiyecek ve içecekler: Migrenlilerin ancak yüzde 10’unda ataklar yiyeceklerle ilgilidir. Ben hastalarıma hiçbir zaman migren diyeti vermem. Çünkü kişi hangi yiyeceğin migrenini tetiklediğini daha iyi bilir. Eğer peynir yedikten sonra atak geldiyse peyniri diyetten çıkarmak gerekir. Ama atak gelmiyorsa böyle bir kısıtlamaya gidilmez. En çok suçlanan gıda olan çikolata ile migren atağı çoğu zaman ilişkili değil. Bu arada sosyal içici olan migrenlilerle konuştuğumuzda kırmızı şarabın migrenlerini tetiklediğini söylerler. Ama kırmızı şarabın kötüsü migreni tetikler, iyisi tetiklemez.

Diğer yandan sigara, aşırı alkol tüketimi gibi durumlar migrene yol açmaktadır. Bu gibi durumlar ile beraber egzersiz yapılması migreni hafifletmektedir.

Ayrıca migren hastalığı uzun sürmesi ile önlem alınması şarttır. Kişi doğduğu zaman başlamıyor, öldüğü zaman bitmiyor. Çoğunlukla 30’lu yaşlarda ortaya çıkıyor. Bazen birkaç sene, bazen 40 yıl sürebiliyor. Başladığı gibi bir gün kaybolup gidebiliyor.

Migren Teşhisi


Tamamen kişinin durumunun gözlemlenmesi ile teşhisi mümkün. Hekim başka olasılıkları ekarte etmek için MR’a başvurabilir.

Migren Tedavisi

Bazı migrenler tedaviye dirençli olabiliyor. Ama migrenin yüzde 90’ının tedavi edilebileceğini, geri kalan yüzde 10’unda da daha dayanılabilir bir hale gelebileceğini söylenebilir. Tedavi edilebilir derken de migreni tamamen yok edilemez. Atak sıklığını ve ağrı şiddetini azaltmak yapılacak en ,y, tedavidir.Tabii bazı hastalarda tedavi migreni bıçakla keser gibi sonuç veriyor.



1- Önce migreni kolaylaştıran sebepleri anlamaya çalışılır. Migren atağının uykuyla, açlıkla ya da yemekle ilişkisini fark etmişsek önce bunların düzeltilmesi hastadan beklenmektedir. Tetikleyicileri ortadan kaldırdıktan sonra en azından migren ataklarının azaldığını bir çok doktor tarafından görülmüştür. Tabii, lodos ya da adet dönemi gibi bazı tetik faktörlerini kaldırmak mümkün değildir.

2- Eğer bir kişi ayda iki ya da üçten fazla atak geçirmiyorsa sadece atak tedavisiyle olayı çözmeye çalışırlar. Atak tedavisi basit ağrı kesicileri de ‘triptan’ dediğimiz migren ilaçlarını içeriyor.

3- Migren ayda üç -dörtten fazla geliyorsa atak gelmesini engelleyici tedavi planlanmaktadır. Bunların içinde ‘beta bloker’ dediğimiz yüksek tansiyon tedavisinde kullanılan bazı ilaçlar olabiliyor. Epilepsideki bazı ilaçlar da aynı zamanda migreni çok iyi tedavi edici ilaçlar arasında yer alabiliyor. Yine depresyon tedavisinde kullanılan bazı ilaçlardan da yararlanabiliyoruz.

İlaç seçimi migren hastasının durumuna göre yapılmaktadır. Migrenlilerde depresyon iki -üç kat daha fazla. Bunun sebebi hastalık birlikteliği denen bir durum. Yani migrene yatkınlık aynı zamanda depresyona da yatkınlık sağlayabiliyor. Bu durumda depresyon ilaçları ile de tedavi etme anlamına geliyor. Benzer şekilde esansiyel tremor dediğimiz illerde ince bir titreme olan kişilerde de migreni daha sık görüyoruz. ‘Beta bloker’ dediğimiz tansiyon ilaçları hem titremeye hem de migrene iyi gelmektedir.. Bu durumda rahat bir şekilde o ilacı seçebiliyoruz.İlaç tedavisi sonuç alana kadar devam etmektedir.


İlaç tedavisi sırasında çoğu kişi ağrı sıklığında yüzde 50’den fazla bir düzelme tanımlıyor. İlaçlar kesildikten sonra da hastaların yarısında bir -iki sene içinde aynı şiddette olmasa da ağrı geri dönebiliyor. Bu durumda aynı tedavi uygulanıyor. Ataklar seyrekse sadece ağrı kesici ilaçlarla tedaviye devam edilebiliyor.

Diğer yandan  araştırmalar akupunkturun üstünlüğünü göstermiyor. Hatta etkisi bile tartışmalı. Yalancı akupunktur ile gerçek akupunktur uygulanan kişilerde büyük fark olmamış. Ancak bazı kişilerin akupunktura çok iyi yanıt verdiğini görüyoruz. Yoganın da iyi geldiği hastalar var. Ama  bu durumlar psikolojinin düzelmesi ile alakalı durumlardır.



Cinsel ilişki sırasında baş ağrıları görülebilir ve bu beyin kanamasına yo. Çünkü ağrı birdenbire ortaya yorulabilir. Gerçekten de cinsel ilişki sırasında beyin baloncuğu patlamasına bağlı beyin kanaması geçiren kişiler var. Ama pratikte cinsel ilişki sırasında baş ağrısı tanımlayan kişiler, ilk kez ortaya çıkan bir baş ağrısıyla değil de ‘Ben birkaç aydır ilişki ya da orgazm sırasında çok şiddetli baş ağrısı çekiyorum. Ağrı bir, iki saat sürüp geçiyor’ diye geliyor. Cinsel ilişki sırasında ortaya çıkan ağrılar sebebini bilmediğimiz, kişiyi rahatsız eden ama hayatı tehdit etmeyen ağrılar grubuna girer. Orgazm öncesi baş ağrıları ve orgazma ilişkili baş ağrıları diye ikiye ayrılır. Kadın ve erkek ayrımı yoktur, her iki cinste de görülebilir. Enderdir. Bazı ilaçlarla kolayca tedavi edilebilir.

Migrenle Nasıl Geçer




Kişinin fazla sayıda ağrı kesici kullanması başta migren olmak üzere baş ağrılarını  arttırabilmektedir. Örneğin migren ağrılarından kurtulmak için her gün ağrı kesici kullanmak migren ataklarını sıklaştırır. Bahsettiğimiz şey migren dışındaki sağlık sorunları yüzünden kullanılan bazı ilaçlar için de geçerli. Örneğin migrenli biri aynı zamanda romatizmal bir hastalıktan mustarip olabilir. Hasta kendisine verilen ağrı kesicileri kullandığında hızla migren atakları ortaya çıkar. Hatta romatizma ilaçları migreni 30 sene kaybolmuş birinde dahi migren ataklarına sebep olur. Buna şekil değiştirmiş migren diyoruz. Hasta migren ağrılarından farklı bir ağrı çekmeye başlar. Artık her gün baş ağrısı vardır, bu ağrı başın her tarafında, her dakika olabilir.

Bu durum da hasta ağrı kesiciyi kesersek hastalar birkaç hafta içinde ağrılarından kurtulur. Ancak ağrıyı sıklaştıran ilaçları kesmek çok kolay değil. Bir ya da iki hafta içinde öyle şiddetli krizler gelebilir ki, hasta yine ilaçlara teslim olur. Bu sebeple bazen hastaları hastaneye yatırmak zorunda kalıyoruz.

Sokakta dolaşan insanların yüzde 4′ü her gün baş ağrısı çekiyor ve ağrı kesici kullanıyor. Bu kişilerin büyük çoğunluğu ağrı kesiciler yüzünden ağrı çekiyor, ancak bunu bilmiyor. Hastanın baş ağrı sayısını artırmak dışında sık ağrı kesici kullanmanın başka zararları da var. Örneğin gereksiz kullanıldıklarında mide kanaması ve bağırsak problemlerine yol açabiliyor; alerjileri tetikleyebiliyor.


Diğer yandan el ayaklarda üşüme durumu ve soğuma durumunda dikkat edilmesi gerekmektedir. Migrende kullanılan ergotaminler kalp krizi riski doğurabilir. Bağımlılık sonucunda hastaların elleri, ayakları buz gibi de olabiliyor. Bu ilaçları kullananlar bağımlılıklarından kurtulsalar bile vücutlarında hasar kalmış olabiliyor.


Akupuntur gibi durumların migren üzerine etkisine yukarıda değindik.Migrene karşı önlem almak için tetikliyicileri fark etmek gerekmektedir. Ya hormonlarında bir dalgalanma olmuştur ya da fark edemediği birkaç tetiği üst üste yaşamıştır. Dolayısıyla tedavi altında olsanız da olmasanız da ‘Neler migrenimi tetikliyor’ sorusuna bir yanıt bulmalısınız. Bunun için bir aylık bir süre içinde hangi koşullarda migreninizin geldiğini bir deftere not alabilirsiniz. Örneğin baş ağrısı yorgun olunca mı, aç kalınca mı, içki içilince mi geliyor? Bazı hastalarda bir bardak şarap bile baş ağrıtabilir. Ama tetikler birden fazla da olabilir. Mesela bazılarında uykusuz kalınca bir bardak şarap ağrı getirebilir.

Bu tetikliyicileri bilmek hastaya önlem almada yarar sağlar . Örneğin aç kaldığında veya fazla uyuduğunda baş ağrıları geliyorsa, belki de o hastanın hiçbir tedaviye ihtiyacı yok. Her zaman düzenli saatlerde yemeğini yer, hafta sonu ve hafta içi hep aynı saatte kalkarsa iyileşmesi mümkün olabilir.


Günün en önemli öğünü sabah kahvaltısını atlamak migren krizine neden olabilir.  Migren hastaları için sabah kahvaltısı yaşamsal öneme sahip, asla atlanmamalıdır. Kişi gece boyunca bir şey yememesinin üstüne bir de kahvaltıyı atlarsa 12 saatten fazla aç kalmış olacak. Bu da migrenin tetiklenmesi için yeterli bir neden olacaktır. Hastalara en önemli uyarım, asla aç kalmamaları, kahvaltılarını geciktirmemeleri, çok uzun öğün araları vermemeleri. Ayrıca hafta içi sekizde kahvaltı yapıyorken hafta sonu 10′da kahvaltı yapıyorsa, hasta bu durumun migren krizinin gelmesine sebep olacağını bilmeli.


Migren hastası  düzenli bir uyku çekmelidir.Uyku saati kişinin alıştığı uyku saatleri içinde olmalı. Yani ne az ne de çok. Aslında yetersiz uyku kadar fazla uyku da migreni artırır. Bu sebeple bütün hastalarımızı uyarırız: Hafta sonunda da hafta içi kalktığınız saatlerde uyanın.

Hastalar egzersiz yapabilirler.Fakat stresin yol açtığı baş ağrılarına iyi gelse bile egzersiz migreni dürtükleyebilir. Yorucu aktivitelerden kaçınmak gerekir.Sigaranın migren üzerinde etkisi içilmese bile içilen ortamda sigara dumanına maruz kalması da migren ağrısına neden olabilir. Bu nedenle hastanın çok dumanlı ortamlardan uzak durması gerekir. Ayrıca hastalarda koku duyarlılığı olduğu için ağır parfüm kokularından kaçınmak lazım. Bir de parlak ışık migreni tetiklediği için hastalara dışarı çıktıklarında güneş gözlüğü veya şapka kullanmalarını tavsiye ediyorum.


Migeren ağrılarını hafifletmek için bazı öneriler;Uykunuzu düzene sokun. Hafta içi ve hafta sonu aynı saatte yatın ve kalkın.  Ağrı kesicileri çok sık kullanmayın. Türkiye’de her 100 kişiden dördü aşırı ilaç kullandığı için her gün baş ağrıyla karşılaşır.Sigara içmeyin.Karanlık, loş, sessiz bir odada dinlenin. Ağrının olduğu tarafa soğuk kompres yapın. Düzenli bir şekilde ılık suda duş alın veya en azından kafanızı yıkayın. Önce şakaklara, sonra da gözlerin dışa bakan tarafına hafif hafif bastırarak başınıza masaj yapın.Migreniniz varsa doğum kontrol hapı kullanmayın. El ve ayaklarınızı sıcak suya sokun. Migren ilacını asla doktora danışmadan kullanmayın. Ağrınız tekrarlıyorsa mutlaka doktora başvurun.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder